Geleceğine siz değil kendisi karar versin…

Stratejik bir bölgede olduğumuzu söyler dururuz. Gerçekten de öyle Asya, Avrupa ve Afrika’nın birbirine en çok yaklaştıkları yerleri kapsayan ve birbirine komşu ülkelerin oluşturduğu Ortadoğu’nun dibinde yer alıyoruz.
   Ortadoğu’nun gerginleştiği ve üzerinde birçok oyunun yer aldığını düşünürsek Taşkent’e isabet eden s-200 füzesinden şaşkınlık duymamak lazım… Ama gerçekten ucuz atlattık, böyle bir kazaya bir daha mahzur kalmamamız en büyük dileğimiz…

 

Çağdaş eğitimin temel prensibi…
 

Çağdaş eğitim bireyin, bedensel, bilişsel ve duyuşsal yapılarıyla bütün olarak ele alınıp her alanda dengeli bir şekilde eğitilmesidir.
   Milli eğitimde “İnsanlar bilgi, beceri ve yetenekleri doğrultusunda eğitilmelidir.” görüşü vardır. Ancak eğitim sistemimiz her öğretim seviyesinde sözel ve sayısal gibi iki yetenek noktasında sıkışıp kalmıştır.
   Öğrenciler tüm yetenek alanlarında değerlendirildiği takdirde onların ne yapabilecekleri anlaşılabilir. Bireyler sözel – sayısal yetenek anlayışlarıyla değerlendirildiğinde bütünsel başarıya ulaşamazsın.
   Eğitimde bireyler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Eğitim ve öğretimin hedef noktası öğrencinin bütün yönlerini ortaya çıkarmak olmalıdır.
   Çağdaş eğitimde öğrenci aktif öğrenendir. Yapılan etkinliklere katılan, paylaşan, bilgiye ulaşma yollarını araştırandır. Önemli olan çocuklarda merak uyandırmak, okumayı sevdirmek, bir konuyu araştırmayı öğretmektir.
   Eğitim sistemimizde var olan öğretmen merkezli eğitim bireylerin ezbere dayalı bir eğitim sisteminde yer almalarına neden oluyor. 
   Bu da yetiştirdiğimiz bireylerin gerçek hayatla ilişki kurmakta zorlanmasına sebebiyet veriyor.
   Çağdaş eğitim bilgi toplumunu işaret eder. Bilgi toplumuna ulaşmak için de eğitimci ile ailenin birlikte hareket etmesi gerekmektedir.
   Öğretmen öğrenciye bilgi toplamanın yollarını gösterirken, anne ve baba da çocuğuna : “Çok yorgunum, dinlenmem lazım, televizyonda dizim başladı, seninle ilgilenemem” dememeli.
   Toplum olarak yapılandırıcı eğitimim peşinden koşmalıyız. Unutmamalıyız ki yeteneklerini fark eden, öğrenmeyi öğreten programların uygulamasıdır çağdaş eğitim.
   Çağdaş eğitim sistemi bir toplumun ileriye gitmesinin esas anahtarıdır. Çünkü çağdaş eğitim benzeşmeyi, aynılaşmayı amaçlayan eğitim sisteminin karşısındadır.
   Birbirine benzeyen bireyler yetiştirerek ileriye gidemezsin.
   Çağımız artık bilgi çağı. Okuyan, araştıran, inceleyen ilmin aydınlığında yaşayan kimseler, insanlığa yepyeni ufuklar açıyorlar.
   Biz de ülke olarak bu bilgi çağının dışında kalamayız.
   Dünyada farklılaşmayı temel fazilet olarak görmeyen eğitim felsefeleri artık küresel uyumsuzluğun, yaratıcılık eksikliğinin temel nedeni olarak gösterilmektedir.
   Dönüşüm şart…
   Çağdaş eğitimin temeli de her şeyden önce dönüşümü kavrayabilmektir.

 

Geleceğinize kendiniz karar verin…
 

Gelecek konusunda genelde umutsuzuz; kime sorsanız, cevap belli…
   Karamsarlık dolu cevaplar; o zaman geleceğinize kim yön veriyor?
   Siz mi, başkaları mı?
   Yükseköğretime geçiş sınavlarını ele alalım; memnun olan yok…
   Herkese göre sistem hatalı; o zaman gelecek nerde?
   Gelecek nerede? Üniversitede mi, yoksa hayatın tam da içinde mi?
   Popülerlikle akademik hayatın bir bağlantısı var mı? Olduğunu sanmıyorum.
   İnsan kendi hedefleri doğrultusunda hareket etmeli…
   Öğrenci, bir meslek seçerken, kendini en iyi şekilde ifade etmesini sağlayacak, kişilik özelliklerine uygun, kendi karakter yapılarına uygun, kendini mutlu edecek bölümleri seçmeli…
   Kişi meslek hayatı boyunca ve yaptıklarıyla psikolojik ihtiyaçlarını karşılar…
   İnsan geleceğine yön verirken o mesleğin özelliklerini, getirisini ve kendi özellikleriyle uyumuna dikkat etmelidir...
   Babam annem istedi diye değil; kendi isteğiyle var olmalıdır…
   Tabii ki insan çevresinden, öğretmenlerinden, anne ve babasından etkilenecektir…
   Onların görüşlerinden önerilerinden kendisine pay çıkaracaktır; Ama kendi kararlarını kendisi verecektir…
   Öğrenci ne istediğini iyi bilmeli; birincisi kendini iyi tanıyabilmelidir…
   Kendini tanıma okul yıllarında olması gereken bir durumken, meslek sahibi olduktan sonra birey kendini tanıma şansı buluyor…
   Bu da mesleğinin kendisine uygun olmadığını düşünen mutsuz bireylerin oluşmasına olanak sağlıyor…
   Meslekleri tanıtma konusunda öylesine geç kalıyoruz ki çoğu zaman iş işten geçmiş oluyor…
   Meslek seçimi konusunda, büyük hatalar yapan ve umduğunu bulamayan anne ve babalar…
   Kendi hayalleri ve başaramadıklarına çocukları aracılığıyla ulaşmak istiyor…
   Baskıcı ve dayatmacı oluyor…
   Yardımcı olun, hayat tecrübelerinizi çocuklarınızla paylaşın…
   Ama karar verici olmayın; bırakın meslek seçimini çocuğunuz yapsın…
   İzin verin mutlu olsun; geleceğine siz değil, kendisini yön versin…

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ramazan çetin
Ramazan çetin - 3 ay Önce

Helikopter aile olmayalım

banner96