Bedeninize ait fotoğrafı başkasına göndermeyin

banner37

Eski eş veya sevgilisi tarafından reddedilen erkeklerin, sosyal medya üzerinden kendilerini istemeyen kadınların fotoğraflarını ifşa etmesi suçu yaygınlaştı. Uzmanlar, bu tür tehditlere karşı, herkese önemli bir uyarıda bulundu

Bedeninize ait fotoğrafı başkasına göndermeyin
banner87

ATLI: TEHDİT UNSURU OLABİLİR… KAYAD Proje Koordinatörü Mine Atlı, “Bir billboard üzerinde görmeye tahammül edemediğiniz bir fotoğrafı partnerinize göndermeyin. Çünkü elektronik ortamda fotoğraf göndermek, bedenimizin üzerindeki hâkimiyeti kaybetmemiz anlamına gelir” dedi. Bedenimize ait olan fotoğrafı veya videoyu karşı tarafın güç ve kontrol aracı olarak kullanabileceğini vurgulayan Atlı, bunun bir tehdit unsuru olarak oluşturabileceğine dikkat çekti.

NAZLI: BU CİNSEL TACİZDİR… Kadın Eğitimi Kolektifi Eğitmeni Avukat Cansu N. Nazlı da, mahrem fotoğrafların paylaşılması yalnızca özel hayatın gizliliğini ihlâl suçunu değil, aynı zamanda cinsel taciz suçunu da oluşturduğunu belirtti. Nazlı, böyle bir duruma maruz kalan kadınların, fotoğraflarını yayınlayan kişi aleyhinde polise yazılı ifade vererek şikâyetçi olmaları gerektiğini söyledi.

OTÇUOĞLU: BİLİŞİM YASASI GEÇMELİ… Sosyolog Nihal Salman, teknolojinin gelişmesiyle ilişkilerdeki değer yargılarının değiştiğine dikkat çekerek, değişen değer yargıları sonucunda da ilişkilerin olumsuz değişime doğru gittiğini ve bunun ilişkilerde yüzeysizliği ortaya çıkardığını söyledi. KAYAD’da görevli Psikolojik Danışman Zekiye Otçuoğlu da, ülkemizde yasa açığından dolayı özel hayatın gizli kalmadığına vurgu yaparak Bilişim Yasası’nın bir an önce geçmesi gerektiğinin altını çizdi.

Serap ŞAHİN

“Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan” şu anda poliste tutuklu bulunan birçok kişi var.


Reddilmenin intikamını, eski eş veya sevgilinin fotoğraflarını sosyal medyada paylaşarak almaya çalışan birçok erkek, kadınların fotoğraflarını onlardan izinsiz ifşa etmekle kalmıyor, tehditler de savuruyor.


Uzmanlar, kadınların bu tehditlere kulak tıkamamasını hemen polisten, Sosyal Hizmetler Dairesi’nden veya kadınlara destek olan örgütlerden yardım istemesi çağrısında bulunuyor.


Bilişim Yasası’nın bir an önce meclisten geçmesini isteyen uzmanlar, insanları bedenlerine ait fotoğraf ve videoları başkalarıyla paylaşmaması konusunda uyardı.

Atlı: Elektronik ortamda fotoğraf göndermek, bedenimizdeki hâkimiyeti kaybetmek demek


 

Kadından Yaşama Destek Derneği (KAYAD) Proje Koordinatörü Mine Atlı, Ev içi şiddetin kaynağında güç kontrolünün olduğuna dikkat çekerek şiddet uygulayıcı tüm davranışların karşı tarafı kontrol etmeye yönelik olduğuna vurgu yaptı.


Atlı, kişilerin bu konuda var olan durumun dışına çıkıp polise başvurmalarının ve polisin de ciddiye alarak yargılanmasını sağlamasının, ülkemizde olumlu bir gelişme olduğunu kaydetti. Atlı, konuyla ilgili sözlerine şöyle devam etti:


“Gençlere verilen ev içi şiddet eğitimlerinde şunu söylüyoruz; bir billboard üzerinde görmeye tahammül edemediğiniz bir fotoğrafı partnerinize göndermeyin. Çünkü elektronik ortamda fotoğraf göndermek, bedenimizin üzerindeki hâkimiyeti kaybetmemiz anlamına gelir”.


Bedenimize ait olan fotoğrafı veya videoyu karşı tarafın güç ve kontrol aracı olarak kullanabileceğini vurgulayan Atlı, bunun bir tehdit unsuru olarak oluşturabileceğine dikkat çekti. Atlı, polise yapılacak şikâyetin elzem olduğunu ve böyle bir tehditle karşılaşan kişi varsa konuşmak istiyorsa KAYAD’dan ücretsiz olarak hukuki ve psikolojik destek alabileceğini duyurdu.

Nazlı: Özel hayatın gizliliğini ihlâl suçu cinsel taciz suçunu da oluşturur


 


Kadın Eğitimi Kolektifi Eğitmeni Avukat Cansu N. Nazlı, mahrem fotoğrafların paylaşılması yalnızca özel hayatın gizliliğini ihlâl suçunu değil, aynı zamanda cinsel taciz suçunu da oluşturduğunu belirtti.


Nazlı, böyle bir duruma maruz kalan kadınların, fotoğraflarını yayınlayan kişi aleyhinde polise yazılı bir ifade vererek şikâyetçi olmaları gerektiğine vurgu yaparak bu şekilde gerekli soruşturma yapılarak ilgili şahsa ceza davası getirilerek yargılanması prosedürü uygulanacağının altını çizdi.


Özel hayatı ihlal olan kadınların dilerse bir avukat aracılığıyla eski eşleri ya da sevgililerinin kendilerine cinsel/duygusal şiddet uyguladıkları gerekçesiyle Aile Mahkemesi’ne başvurarak koruma emri talep edebileceklerine dikkat çeken Nazlı, talep edilen koruma emri neticesinde ilgili şahsın 200 metre yakınına yaklaşmaması, telefon, e-mail, sosyal medya gibi iletişim araçlarıyla kendiyle ve yakınlarıyla iletişim kurmaktan men edilmesinin sağlanabileceğini açıkladı.


Nazlı, bu durumda olup, maddi durumu bir avukat tutmak için elverişli olmayan kadınların ise; ikamet ettiği bölgedeki Sosyal Hizmetler Dairesi'ne başvurarak, kendisine koruma emri alabilmesi için adli yardım sağlanmasını isteyebileceğini söyledi.


Sosyal Hizmetler Dairesi’nin bu müracaatı onaylaması durumunda Barolar Birliği’nden adli yardım protokolü kapsamında avukat tutulabileceğini belirtti.

Salman: İlişkilerde değer yargıları değişti


Sosyolog Nihal Salman, toplumda ilişkiler konusunda müthiş bir değişim yaşandığına dikkat çekerek, teknolojinin ilerlemesiyle insanların birbirine hızlı şekilde ulaşıyor olmanın, ikili ilişkileri ve aile hayatını etkilediğine vurgu yaptı.


Boşanmaların artmasıyla ikinci, üçüncü evliliklerin çoğaldığına işaret eden Salman, ilişkilerde değer yargılarının değiştiğini, bununla birlikte de çok farklı suçların gündeme geldiğini söyledi. Salman, boşanmada dünyada önde gelen ülkeler arasında olduğumuzun altını çizerek, kadınların ve erkeklerin aldatma oranının eşit çıktığına değinedi. Salman, uyum azaldıkça çatışmanın da arttığına işaret ederek şöyle devam etti:


“Aile veya evlilik hayatı, gerek erkek gerekse kadında anlık mutluluk peşinde koşma, geçmiş yıllara oranla çoğaldı. Maddi mutsuzluk aile hayatını sıradanlığa, ihmal ise insanları farklı insanlarla konuşma-görüşme gibi farklı ilişkilere itiyor. Bunlar da aile hayatında olumsuzluklara sebep oluyor. Kadınlara bakış açısı farklı oldu. İlişkiler konusunda değer yargılarımızı kaybediyoruz. Toplum demek çekirdeği aile olan bir kurumdur”.


Teknolojinin gelişmesiyle ilişkilerdeki değer yargılarının değiştiğine dikkat çeken Salman, değişen değer yargıları sonucunda da ilişkilerin olumsuz değişime doğru gittiğini ve bunun ilişkilerde yüzeysizliği ortaya çıkardığını söyledi.


 Ülkemizde bilişim yasasının henüz mecliste onaylanmadığına dikkat çeken Salman, ülke olarak bu konuda büyük eksiklik yaşadığımızın altını çizdi.  Eski zamanlardaki fotoğraf albümlerinin yerini, değişen teknolojiyle paylaşım sitelerinin aldığını ifade eden Salman, sosyal medya kullanırken yapılan paylaşımların bilinçli olarak yapılmasının önemini vurguladı.

Otçuoğlu: En az 35 kez şiddet gördükten sonra polise gidiliyor


Kadından Yaşama Destek Derneği’nden (KAYAD) Psikolojik Danışman Zekiye Otçuoğlu, özel hayatın gizliliğinin ihlâl edilmesi durumunda, erkeklerin kendini “kalenin kralı” gibi gördüğünden, güç ve kontrolün kendilerinde olduğunu düşünerek hareket ettiğini söyledi.


Otçuoğlu, yapılan araştırmalara göre ev içi şiddet gören kadınların polise gitmeden önce en az 35 kez şiddete maruz kaldıktan sonra herşeyi göze alarak polise gidebildiğini belirtti.


Yapılan şikâyete yönelik şiddet göstericinin yeni bir strateji uygulayarak geri çekilmeme durumunda tehditlerle kişinin özel videolarını sosyal medyada paylaşarak kendini haklı çıkarma yoluna gittiğini vurgulayan Otçuoğlu, şiddet uygulayan kişinin, partnerinin onu yanında tutabilmek için her türlü yolu deneyebileceğini, kadınların kendini korumak ve tedbir almak için mutlaka yardım almaları gerektiğine vurgu yaptı.


Ülkemizde yasa açığından dolayı özel hayatın gizli kalmadığına vurgu yapan Otçuoğlu, bilişim yasasının bir an önce gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizdi.


Otçuoğlu sözlerine şöyle devam etti:


“Artık her aklına gelen ‘canım istedi’ diyerek diğerini deşifre etmesine yasalarımız müsaade etmemelidir. Şiddet gören kadın profiline bakacak olursak her statüde her yaşta ve her etnik kökende aynı oranda görülmektedir.
 


Kadın, şiddet gördüğünden dolayı tehditler ve korkutmalarla yaşadığı için özgüveni sarsılmıştır. Sivil toplum örgütü KAYAD ev içi şiddet konusunda profesyonel, adli ve psikolojık destekle kadınlara ücretsiz yardım vermektedir. Yardım isteyen her kadın haklarını öğrenmek ve psikolojik destek için başvurabilir.


Aynı zamanda Sosyal Hizmetler Dairesi’nin 7/24 183 yardım hattını arayıp yardım isteyebilirler. Özel hayatın gizliliğini yok sayıp kendini deşifre edip kadını zor durumda bırakan şiddet göstericisi mi utanmalı yoksa buna maruz bırakılan kadın mı? Önyargıların sonlanması için kişilerin empati yapmasını öneriyorum.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER