Güncel irdelemeler

UYGARLIK VE DEMOKRASİ: Özellikle de şu çok popüler sosyal medya aynamızdır… Kıbrıs Türk halkı olarak bir avuçluk yerimiz bile yok şu dünya coğrafyasında… Ama birbirimize karşı ne kadar saldırgan, kıyıcı ve hoşgörüsüz öyle!.. Hiç kuşkusuz değişik fikirlerimiz olacak, bu çok doğal… Bu değişik fikirler ortamında birbirimizle tartışacağız da… Ama tartışmak adına birbirimizi kırmadan, birbirimize kast etmeden… Değişik fikirler bir zenginliktir… Ve bu zenginlikten bize yararlı olacak sentezleri yaratmalıyız, yaratabilmeliyiz… Uygarlık ve demokrasi de işte budur aslında…            
                                                               ***
   HİNT KENEVİRİ İLK ADIMDIR: Dr. Altan Yavuz, bazı ülkelerde üretimi serbest olmasına karşın, üretim denetiminin zor olduğu ülkemizde Hint kenevirinin (gannavuri) yasaklanmasının anlamını bir tıp adamı olarak çok güzel açıkladı. Hint keneviri uyuşturucu bağımlısı durumuna gelmenin ilk adımıdır… Yüksek dozda ve çeşitli türdeki uyuşturucular bu ilk adımı izler.
   Dr. Altan Yavuz, uyuşturucunun pençesine düşenleri bekleyen felaketleri çok anlaşılır bir şekilde şöyle özetledi:
   “Gelişme ve olgunlaşma dönemlerinde gençlerin uyuşturucuyu herhangi bir vesile ile önce azdan başlayarak ve gittikçe miktarını artırarak kullanmaları, bağımlılığa neden olur ve onu bir daha bırakamazlar... Kullandıkları miktarın çokluğuna ve süresine göre uyuşturucu beyine zarar verir, hafızayı zayıflatır, öğrenme güçlüğü ve sınıfını geçememe, durgunluk, koordinasyon bozukluğu, zekâ zayıflığı, araba kullanma zorluğu, çabuk yorulma, erken yaşlanma, cinsel iktidarsızlık, depresyon, kalp ritmindeki artış, anormal kalp atışlarına ve kalp krizlerine yol açar…”
                                                               ***
   TRAFİK FACİALARIMIZ: Trafikte bir facialar tarihi yazılıyor resmen… Alınan tüm önlemler yetersiz… Yollarımız boyuna kan gölüne, kaza yapan araçlardan da enkaz tarlasına dönüşüyor… Trafiğin en yoğun ve polisin de gözlerinin üzerimizde olduğu kentlerimizin sokaklarında bile her gün birkaç kazayla yüzleşiyoruz…
   Medyamız yazılısı, sözlüsü ve görseliyle hem haberler ve hem de yorumlar bağlamında en etkili uyarıları yapıyor her gün… Ama anlaşılan o ki, kazaların öznesi olanlar medyanın izleyicileri arasında değiller… Oysa izleseler bu yayınlardan mutlaka etkilenecekler ve trafikte kendilerine bir çekidüzen verecekler…
   Peki daha nereye kadar bu ürpertici gidişat?.. Besbelli alınan önlemler yetersiz… Devrimci yaklaşımla mutlaka yeni bir şeyler yapmalı, bu dur durak bilmeyen facialar sürecini o devrimci yaklaşımla noktalamalı…
                                                               ***
   GÜÇLÜ VE HAZIRLIKLI OLMAK ZORUNDAYIZ: Rum militarist tırmanışında yeni gelişme: Güney Kıbrıs'ta yaşayan Ruslar da yedek asker olarak Rum Milli Muhafız Kuvvetleri'nde görev yapacaklar... Bu arada Anastasidis Rejimi şimdi de Yunanistan’la birlikte Ermenistan'la stratejik ittifak görüşmelerine oturdu..
   Biz çevremizdeki askeri gelişmeleri yazdıkça içimizden kimileri Atatürk'ün "Yurtta sulh, dünyada sulh" sözüyle yanıt verirler bize... Sanki biz savaş kışkırtıcılığı yapıyormuşuz gibi!.. Sanki biz Atatürkçülük ilkelerinden ve bilincinden yoksunmuşuz gibi!.. Ve sanki biz, bize yönelik son derece ciddi askeri hazırlıkları uyarıcı bir dille irdelerken barışçı değilmişiz, barışa ihanet ediyormuşuz ve hatta savaş istiyormuşuz gibi!.. .
   Ve gelelim yeniden Atatürk’e: Gençliğinin en güzel günleri cepheden cepheye koşmakla geçen Mustafa Kemal Atatürk o “Yurtta sulh, dünyada sulh” sözünü söyleme aşmasına nice savaştan sonra gelmeden önce "Ya istiklal, ya ölüm" demişti… Komutasındaki askerlere "sizlere savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" komutunu vermişti…
   Barışı koruyabilmenin tek yolu vardır… O da düşman karşısında her zaman güçlü, hazırlıklı ve savaşmaya hazır olmaktır... Güney Kıbrıs'taki militarist tırmanışlar hiç de barışçı değildir... Hiç de güven verici değildir… İşte olup bitenler gözlerimizin önünde…
               

 

YORUM EKLE