‘Günsel B9’ ve Kıbrıs Türk halkının girişimcilik ruhu

   Bugün siyaseti, hükümet kurma çabalarını, siyasi partilerin son gelişmelere ilişkin görüşlerini, eleştiri ve hatta suçlamalarını bir tarafa bırakalım ve gelin biraz da Kıbrıs Türkünün girişimcilik ruhunu okşayalım. Hem de inatla ve ısrarla sürdürülen insan haklarına aykırı, çağdışı ambargo ve izolasyonlara rağmen!

   KIBRIS Medya Grubu Kurucu Başkan Yardımcısı Nur Nadir ve medya grubu temsilcileri, ülkemizin ilk yerli üretimi olma özelliğini taşıyan ‘Günsel B 9’u test etti. Elektrikli araç Günsel B9 ile test sürüşü yapan Nur Nadir, böylesi bir başarının ülke adına gurur verici olduğunu söyledi. Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel’in davetlisi olarak, tesise ziyaret gerçekleştiren Nadir, yerli üretimin önemine vurgu yaparak, tüm ambargo ve izolasyonlara rağmen böylesi bir başarının gurur verici olduğunu söyledi.

   Nur Nadir, aracın performansı, ekonomik oluşu ve sessiz çalışmasının beklentileri karşıladığını, hatta beklentilerin üzerine çıktığını belirtti, “Böylesi bir başarıya imza atılması nedeniyle gurur duydum. Günsel ailesini başarılarından dolayı tebrik ederim” dedi.

   Araba olayı daha proje halindeyken düzenlenen etkinlikte, tesadüfen İrfan Dayının yanındaydım. Sohbet sırasında oğlu YDÜ Kurucu Rektörü Suat İ. Günsel ve torunlarıyla gurur duyduğunu kısık bir sesle dile getirirken gözleri dolmuştu. İlerlemiş yaşına rağmen, her gün kampüse gelir, ‘Benim de tuzum olsun’ dercesine, katkıda bulunmayı severdi. Suat Hoca ilklerin adamıdır. Yıllar öncesinden bu araba projesini kafasına koymuştu. YDÜ Hastanesi yapım aşamasında iken, gazetecilere bilgi vermiş ve ileriye dönük tam donanımlı modern bir sağlık merkezinin en önemli ihtiyaçlardan biri olduğuna vurgu yapmıştı. Ayrıca Tıp Fakültesi’ni devreye koyduğunda, olay Güney’de de büyük yankılar yaratmış ve Rum Yönetimi’ne “Niye bu konuda Türklerden geri kaldık?” şeklinde eleştiriler yöneltilmişti.

   Suat Hoca’nın son birkaç yıldan bu yana başta Türk Cumhuriyetleri olmak üzere; çeşitli ülke sanatçılarına kapılarını açarak kolaylıklar sağlaması ve sanat galerisini tam kapasiteyle devreye koyması, ülkemizi tanıtma açısından büyük önem taşımaktadır.

   Kıbrıs Türk halkı varoluş mücadelesi yıllarında ada toprağının yüzde 3’üne hapsedilirken, tek amacı hayatta kalabilmekti. O dönemde adanın çeşitli bölgelerinde oluşturulan Türk kantonları da Rumların ablukası altındaydı. Esnaf, zanaatkâr ve memur tümden mücahitti. İşadamları parmakla sayılırdı ve işlerini geliştirme şansı yoktu. Örneğin Barış Harekâtı’ndan sonra bir gün Enformasyon Dairesi’nin bilgisi dahilinde birkaç Rum gazeteciyi Güzelyurt’a götürmüştüm… Esnafla, halkla görüşürken, bir ara Mehmet Çangar’ın da mobilya mağazasına girmiştik. Daha Çangar, ‘Çangar’ olmamıştı ve sadece mobilya işleriyle uğraşırdı. Sohbet esnasında Rum meslektaşlara, “Leymosun’dan geldim, orada falan Rum’un yanında çalışırdım. Ama 30 sene de çalışsam bir adım ileri gidemezdim, çünkü Türklere fırsat vermezlerdi. Buraya geldikten sonra, dış ülkelerdeki firmalarla yazışmaları öğrendik. Rum patronun yanında işçi iken, şimdi kendi özgür bölgemizde işadamı oldum” demişti.

   Bu konularda daha nice örnekler verilebilir. Ancak yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, varoluş savaşımında Kıbrıslı Türk iş yapamaz duruma getirilmiş, ekonomik zorluklar nedeniyle göç etmek mecburiyetinde bırakılmıştı. Mesela İngiltere’den gelerek, burada turizm yatırımı yapan Aziz Kent (Con Aziz) Lapta’da, hem de Türk arazisine otel yapmak istediğinde kendisine nice zorluklar çıkarılmış, ancak bir Rum’la ortaklık kurması halinde otel yapma izni alabileceği söylenmişti.

   Kıbrıs Türkü’nün 1974 Barış Harekâtı’na kadar bu adada neler çektiğini anlatabilmek için kitaplar yetmez. O bakımdan kendi devletimizde Kıbrıs Türk halkının girişimcilik ruhunun ne demek olduğunu çok iyi anlıyoruz. Tüm sektörlerde kaliteli yerel üretime tanık olmak ve ürünlerini görmek göğsümüzü kabartmaktadır. ‘Günsel B9’un ilk yerli üretim aracı olması da girişimcilik zincirinin en önemli ve güçlü halkalarından biridir. Bunun, her alanda yerel üretimi daha da teşvik edeceğine inanıyor, tebrik eder ve daha nice başarılara imza atmalarını diliyoruz.

                                                                                     ***

Taşçı, Demirdöven, Karahasan,

Pembe Kırmızıgil ve Sevilay Tuğaç

   Herkes tarafından sevilen ve sayılan Abidin Taşçı’nın zamansız kaybı ailesinin yanı sıra, sevenlerini de derinden üzdü. 1974 doğumlu olan Taşçı önceki gün Karaoğlanoğlu’nda defnedildi. Merhum Abuzer Taşçı’nın oğlu olan Abidin Taşçı’nın annesi Hanım Taşçı, sevgili eşi Zübeyde hanım, evlatları Simge, Selin ve Ece Taşçı, kardeşleri Ahmet, Mehmet, Ömer, Kamil, Zeliha ile Gülay Taşçı ve aileleri, derin üzüntülerini tüm dost, akraba ve sevenlerine duyururken, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını dilediler.

   Bu arada Diner Sanayi çalışma arkadaşları ile Nagehan-Hüseyin Diner, fabrikanın çalışkan ve her yere yetişen, yardımsever, iş bitirici elemanı Abidin Taşçı’nın vefatından duydukları derin üzüntüyü dile getirdiler, tüm ailesi ve sevenlerine başsağlığı dilerken, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

   Kırmızıgil ailesinin değerli büyüğü, müstesna insan Pembe Kırmızıgil de dün Lefkoşa’da son yolculuğa uğurlandı. Evlatları Yeter-Kaan İskender, Berkiye-Abdullah Yıldırım, Uğurcan Bük, Süleyman-Ayşe Bük, Sercan Bük, torunları Doğa Göçmen, Berk ve Naz Ateşalp, Derin ve Asel Yıldırım ile Kuzey İskender, acılarının sonsuz olduğunu belirttiler, tüm dost ve akrabalara üzüntü ile duyururken, nur içinde yatması ve mekânının cennet olmasını temenni ettiler.

   Demirdöven ailesinin direği Halim Demirdöven de önceki gün Lefkoşa’da toprağa verildi. Sevgili eşi Emine hanım, evlatları İsmail-Sultan Demordöven, Figen-Zeki Kaymakamzade, Hülya-Ertan Beyit, torunları Mine, Bilgen Kaymakamzade, Eliz, Hasan Beyit ve Halim Demirdöven, “Acımız sonsuzdur. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

   Öte yandan Mağusa’nın sevilen simalarından, merhum Abbas Karahasan’ın sevgili eşi, herkes tarafından sev-ilen ve sayılan, iyiliksever müstesna insan Halide Karahasan geçen pazar günü Gazimağusa’da sonsuzluğa uğurlandı. Evlatları Ülgen-Bayar Orçunoğlu, Ülkü-Mustafa Serdaroğulları, Ünal-Aycan Karahasan, Kezban-Kemal Tekbıyık, Mehmetali Karahasan, Ahmet-Gülcan Karahasan, Gürkan-Hüzeyme Karahasan, ayrıca çok sayıda torunları ile eşleri ve torun çocukları, ailenin değerli büyüğü Halide hanımın vefatından dolayı büyük bir acı içinde olduklarını ifade ettiler, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler.

   Limasol Bankası Yönetim Kurulu ve tüm banka çalışanları adına yayımlanan taziye mesajında, bankanın Yeniboğaziçi Şube Müdürü Hüzeyme Karahasan’ın kıymetli kayınvalidesi Halide Karahasan’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı temenni edildi. K. T. Öğretmenler Sendikası da, üyeleri Aycan, Ünal ve Mehmetali Karahasan’ın kıymetli anneleri Halide hanıma Tanrı’dan rahmet, tüm ailesine de başsağlığı dileğinde bulundu.

   Bu arada Lefkoşa’nın saygıdeğer isimlerinden, iyi insan Sevilay Tuğaç dün Lefkoşa’da defnedildi. Sevgili eşi, hayat arkadaşı Mehmet Tuğaç, kızı Naciye, damadı Türker İlkman, torunları Sevilay-Ahmet Çınarlı, Emine, Mehmet İlkman, torun çocuğu Deniz Çınarlı, acılarının büyük olduğunu belirttiler, ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ dediler. Sivil Havacılık Dairesi Haberleşme Birimi personeli de, amirleri ve değerli çalışma arkadaşları Naciye İlkman’ın sevgili annesi Sevilay Tuğaç’a Tanrı’dan rahmet, acılı ailesine başsağlığı ve sabırlar diledi.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aziz M KENT
Aziz M KENT - 2 ay Önce

Sevgili Akay Cemal Kardesim
ISTE sen bu her seye ragmen o zor gunlerde dahi yapilanlari genc nesillere anlatigin gibin butun yazarlarimizin da tekrarlarsa o zaman birlik ve beraberligimizi tekrardan buluruz inancindayim sana tesekur eder sevgi ve saygilarimi sunarim

banner75