Haklarımızı ve varlığımızı koruyabilmek

Uzunca bir süredir zor günlerden geçiyoruz.

Bir taraftan ekonomik sıkıntılar, diğer taraftan polisiye olaylar…

Vatandaşlar, ailesini nasıl geçindireceğini mi düşünsün yoksa can ve mal güvenliğinin peşine mi düşsün?

Halkın büyük bir kesimi, kazandığı parayla geçinemiyor, kaliteli bir yaşam süremiyor.

İnsanlar geçinebilmek için 2 hatta 3 işte bile çalışmaya başladı.

Maddi yetersizlikler nedeniyle birçok kişi hırsızlık ve yolsuzluğa yelteniyor.

Döviz krizinin yarattığı tahribatın etkileri sürüyor, yılın ilk yarısı geçmeden bir kriz daha olabileceği söyleniyor.

Ekonomik krizle boğuşurken, diğer taraftan da polisiye haberler huzurumuzu kaçırıyor.

Ülkemizde kendimizi güvende hissedemiyoruz.

İşte bir iş insanı, evinin önünde, güpegündüz kurşunlanarak öldürülüyor.

Dehşet verici bir durum…

Cinayet, şiddet girişimi, darp, kundaklama, gasp, hırsızlık, soygun, uyuşturucu, taciz, tecavüz ve daha birçok suç…

Gün geçmiyor ki bunlar olmasın…

İş kazaları ve trafik kazaları da artarak sürüyor.

Canımız ve malımız güvende değil, bir insanı güpegündüz kapısının önünde vurup öldürmek bu kadar kolaylaşmışsa insanlar nasıl korkmasın?

Tıp Bayramı töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, ülkemizdeki olumsuzluklar ve anomalilerin kanıksanır hale geldiği uyarısında bulundu.

Evet, olayın gerçekleştiği gün, belki birkaç gün daha korkuyoruz ama sonra yine normale dönüyoruz. Yönetenler de, halkın büyük bir bölümü de sorunları kanıksamış durumda.

Akıncı, “Gemimiz su alıyor, bir yerlerden başlamak lazım. Sorunları biriktiriyoruz, ana meseleler birikiyor” dedi.

Akıncı, toplumsal psikolojinin giderek bozulduğu gözlemini paylaşarak acilen birşeyler yapılması gerektiğini vurguladı.

Mustafa Akıncı, trafik kazalarında yılda 40-50 insanın hayatını kaybettiğini, trafik kazalarını gazete manşetlerinde görünce üzülerek “yine mi” denildiğini ancak sonra yeni bir ölümlü trafik kazasına kadar unutulduğunu anlattı.

Çok değerli bir kişinin soygun cinayetine kurban gittiğini hatırlatan Akıncı, “Yazık, günah... Bunlar bizim toplum olarak psikolojimizi bozan hadiseler haline geldi” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs Türk halkı kendini, haklarını ve varlığını korumanın bilinci içerisinde olabilmelidir. Bunun başka yolu yoktur” diye konuştu.

Sayın Akıncı, doğru tespitlerde bulundu, hak vermemek elde değil.

Evet, gerçekten de sorun, halkın haklarını ve varlığını koruma konusunda yetersiz kalmasıdır.

Sorunları hiç unutmamamız ve çözüm bulana kadar da mücadele etmemiz gerekiyor.

Sorunlarımızla biz ilgilenmezsek, baskı unsuru olmazsak ve yönetenlerin insafına bırakırsak, bu sorunlarımız hiçbir zaman çözüm bulmayacak. Hatta durum daha kötü hale gelecektir.

YORUM EKLE