Halk, MOBESE kameralara neden kuşkuyla bakıyor?

Medyada ve özellikle de sosyal medyada uzun zamandan beridir “MOBESE kameraları” tartışılıyor. MOBESE kameralar ile ülkenin her yanının kaydedileceğini, insanların özgürlüğünün kısıtlanacağını iddia edenler var. Bu kameraların kişisel özgürlükleri ihlal edeceğinden şüphe edenler oldukça fazla.

Daha kötüsünü düşünenler de var, bu kameraların istismar edileceğini, çok farklı amaçlarla kullanılacağını, devletin, güvenlik güçlerinin kameralarla amacın dışına çıkılabileceğini öne sürenler var. Halkta, “özel hayata müdahale” ve “kötü amaçla” kullanma kaygısı hakim…

İnsanlar sokakta gezerken, alışveriş yaparken, her hareketinin kayda alınmasından rahatsızlık duyuyor. Bunlar aslında dünyada da tartışılan konulardır. Türkiye’de de uzun süre MOBESE kameralar tartışıldı, halen de tartışılıyor.

“Biri bizi gözetliyor” programlarına, “Truman Show” gibi sinema filmindekine benzer durumlara düşmek istemiyor insanlar. Tabii bir taraftan da güvenlik kaygısı var ve suçluların MOBESE kameralar yardımıyla yakalanması, insanları çelişkiye düşürüyor. Gerçi artık uyduyla her taraf kaydediliyor, insanlar ellerindeki cep telefonlarıyla her şeyi çekiyor, bazen bundan haberiniz bile olmuyor, üstelik kişilerin ve şirketlerin yerleştirdiği kameralar da bir şekilde bizi çekiyor. Yani zaten artık hep izleniyoruz, MOBESE’ye gelene kadar da izleniyoruz ama yine de MOBESE ile ilgili endişeler göz ardı edilmemeli. İnsanların hassasiyeti dikkate alınmalı.

Kamusal alanlara, çıkış kapılarına ve karayollarına MOBESE kameralarının yerleştirilmesini içeren “Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Yasa Tasarısı” meclisten oybirliğiyle geçti. Eleştiriler sürerken, yetkililer “Hedef güvenlik önlemlerini artırmak” diyor. Tasarı, Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra yasallaşmış olacak.

Ülkede bazı kesimler tarafından “özgürlüğü kısıtlayıcı”, bazı kesimler tarafından da “güvenlik artırıcı” olarak değerlendirilen Kent Güvenlik Yönetim Sistemi Yasa Tasarısı, Cumhuriyet Meclisi’nden oybirliği ile geçti. Bu tasarıya göre, kamera kayıtları bir ay süreyle saklanacak ve eski kayıtlar silinecek. Ancak bir suç unsuru olduğunda kayıtlar mahkemede delil olarak kullanılmak için saklanıp, incelenebilecek.

Kameraların sadece kamusal alanın kaydını yapabileceğinden ve özel mülk kameranın kayıt alanına girerse, kameranın karartma özelliğinin devreye girip ve özel mülkün kaydının yapılmayacağından söz ediliyor. Eğer yasaya uymayıp, kameralardan elde edilen görüntüleri paylaşan kişiler olursa da bu kişilere 6 yıla kadar hapis cezası verilebilecek. Aslına bakarsanız, yasa üzerinde çalışan meclis komitesindeki vekiller de aynı endişeleri taşıdıkları için oldukça titiz davranmışlar. Merak edilecek bir durum olmadığını söylüyorlar.

Herhangi bir keyfilik olmaması için MOBESE kameralarının nereye kurulacağını 10 üyeden oluşacak Kent Güvenlik Kurulu belirleyecek. Bu kurul, Başbakanlığın müdür düzeyinde temsilcisi, içişleriyle görevli bakanlığın müdür düzeyinde temsilcisi, ulaştırma işleriyle görevli bakanlığın müdür düzeyinde temsilcisi, ilgili ilçenin kaymakamlık temsilcisi, ilgili belediyenin müdürü, polis genel müdürlüğü temsilcisi, ilgili ilçenin polis müdürü veya temsilcisi, trafikten sorumlu daire müdürü veya temsilcisi, ilgili ilçenin mahalli baro temsilcisi, Şehir Plancıları Odası temsilcisi yer alacak.

Peki yetkililer tüm bu aydınlatıcı bilgileri aktarmasına, tasarıda düşünülen tüm ayrıntılar anlatılmasına rağmen halk neden halen MOBESE’lere temkinli yaklaşıyor? Çünkü halkta yılların birikimi olan bir “güvensizlik” var. Vatandaşlarımız, siyasilere, devlet ve hükümet yetkililerine yıllardır biriken güvensizlikten dolayı MOBESE olayına da mesafeli yaklaşıyor. Tabii ki tasarı iyi incelenmeli, bazen bizleri bekleyen tehlikeleri ilk anda göremeyebiliriz… Herkes bu kameraların toplum aleyhine kullanılmayacağına emin olmak istiyor.

Halkımız bu kameraların özgürlüğünü kısıtlamasından ve istismar edilebileceğinden şüphe ediyor. Halkımızı MOBESE konusunda aydınlatmak ve korktuğunun başına gelmeyeceğine ikna etmek gerekir.

 

YORUM EKLE