Halk ne istediğine karar vermeli

Bir siyasimiz televizyonda, canlı yayında anlatıyordu...

Bir köye gitmiş, konuşma yapıyor, konuşma bitince bir köylü yanına gitmiş ve “Bize ne vereceksiniz?” demiş.

Muhalefet partilerinden birisinin yöneticisi olan siyasi şaşırmış, “Nasıl yani?” demiş.

Adam tekrar etmiş, “Bize ne vereceksiniz efendi?” diye konuşmuş.

Siyasi toplumsal faydalar üzerinde durmaya çalışınca, vatandaş sözünü kesmiş ve “Bize bazı vaatlerde bulun… Yalan da olsa bir şey söyle. Bir şey vereceğinizin vaadinde bulun” demiş…

Evet, vatandaş diyor ki; “Yalan da olsa bana bir şey vaat et. Bir şeyler vereceğini söyle...”

Ne ilginç değil mi?

Vatandaş alıştırılmış, bir şeyler istiyor.

“Bunu hak ediyor mu, etmiyor mu, toplumsal sorunlar beklerken kişisel çıkarlar öne geçer mi?” hiç umurunda değil vatandaşın.

Aslında isteklerinin mutlaka olacağını da düşünmüyor.

Olmasa da olur ama politikacıdan bir şeyler duymak istiyor, yalan da olsa vaat duymayı arzu ediyor.

İyi bir ruh hali değil bu.

Söz konusu siyasi “Yapamam, size yapamayacağım şeylerin sözünü veremem. Sonra beni sorumlu tutarsınız” demiş.

Herhalde vatandaşlar bu siyasiyi tuhaf bulmuştur, çünkü söz vermek, olmayacak şeyleri de vaat etmek en sıradan şeylerden birisi olarak görülüyor.

Siyasi gidecek, “Şunu da yapacağız, bunu da yapacağız, şunu da vereceğiz, bu kadar kişiye vereceğiz, hepinize vereceğiz” diyecek.

Normali bu onlara göre…

Gidip de “Yapabileceğimiz şey vardır, yapamayacağımız vardır… Şunları yapabiliriz, bunları yapamayız. Biz toplumsal çıkarlar için çalışacağız” derseniz sizi kınarlar da…

İşte artık vatandaşın da olmayacak şeyler istememesi lazım.

Bireysel çıkarlar peşinde koşulmamalı.

Artık ülkedeki siyaset anlayışı değişmeli.

Vaatlerde bulunup da tutmayanların ülkeyi getirdiği nokta ortadayken, yine aynı tarzda bir siyaset beklemek anlamsızdır.

Videosu sosyal medyaya düşen bir siyasinin abartılı vaatleri espri konusu oldu.

Halbuki sosyal medyadaki siyasinin bu vaatleri yaptığı kesim oldukça memnundu, onu alkışlıyordu, çünkü halk böyle alıştırıldı.

Birisi gelecek ve dünyaları vaat edecek, olur veya olmaz o başka mesele.

O siyasinin videosu komik olabilir ama o siyasi alıştığı şeyi yapıyor, hitap ettiği kesim de alıştırıldığı şekilde davranıyor, can kulağıyla dinleyip alkışlıyor.

Ülkede yapılan politikayı düşündüğünüz zaman ortada tuhaf bir durum yok.

Vaatler yerine getirilmediğinde, toplumsal sorunlar halkı mağdur ettiğinde başlanan söylenmeler, yakınmalar, eleştiriler tuhaf mı?

Yok o da tuhaf değil, memleketin hali…

Vatandaş, kendisine verilen seçme hakkını iyi değerlendirmiyor ve bir sonraki seçime kadar söylenip duruyor.

Partileri, siyasileri suçluyoruz ama vatandaşların talepleri ve siyasilerle kurduğu ilişki de çok önemlidir.

Toplumsal çıkarlar yerine kişisel çıkarlar daha çok düşünüldüğü ve siyaset de o yönde yapıldığı sürece bu ülkede hiçbir şeyi düzeltemeyiz.

Önce halk karar verecektir değişime, o isteği ortaya koyacaktır.

Ülkedeki birçok sorun konusunda yalnızca siyasiler hükümetler sorumlu değil, vatandaşların da çok büyük sorumluluğu var…

Değişimi halk istemedikçe değişim olmaz

YORUM EKLE