Halkın sabrı taştı

   Geçtiğimiz cuma günü, sendikaların öncülüğünde ve muhalefet partilerin de desteği ile on binlerce kişinin katıldığı, toplumsal yok oluş ve yoksullaşmaya hayır sloganıyla yapılan miting, Başbakanlık binası önünde gerçekleştirildi.
   20 yıl önceki Annan planı sürecinden sonra, ilk kez ülkemiz bu kadar kalabalık ve coşkulu bir eylem ve mitingle karşılaştı. Mitinge toplumun her kesiminden, siyasi görüşü ve mesleği farklı vatandaşlar katıldı.
   Mitingde, yanlış Hükümet uygulamaları ile, başta elektriğe, akaryakıta ve diğer mal ve hizmetlere yapılan aşırı zamlar protesto edildi. Hükümet istifaya çağrıldı.
   Miting, çok demokratik ve hoşgörülü bir ortamda, herhangi bir taşkınlık yaşanmadan, bizim kültürümüze ve insanımıza yakışır bir şekilde gerçekleşti. Ülkenin her tarafından gelen insanlarımız tek yürek olarak, pahalılığı, satın alma gücünün düşmesini ve hükümetin yanlış uygulamalarını protesto ettiler. Bu bağlamda, eylem ve mitingi organize eden Sendikaları ve katılımcıları kutlamak istiyorum.
   Elbette, eyleme ve mitinge katılımın yüksek olmasının nedenleri sadece zamlar, pahalılık, kötü yönetim değildi. Bunlar yanında, kısa sürede yapılan bakan değişimi, oldu bittiye getirilmek istenen belediye reformu, elektrik kesintileri, akaryakıt kuyrukları, bütçeye yük olan siyasi atamalar, belediye seçimleri ile ilgili anayasal süreci devre dışı bırakma hamleleri gibi birçok etken vardı.
   Mitinge kamu çalışanları dışında, özel sektör çalışanları, emekliler, öğrenciler, ekonomik örgütler, sivil toplum örgütleri gibi toplumun farklı kesimlerinden insanlarımız katılarak, ülkede yaşanılanlardan memnun olmadıklarını ve hükümetin istifa etmesi gerektiğini dile getirdiler.
   Bir ülkede yaşayan insanlar, meydanlara çıkmaya, hakkını aramaya, yaşanılanları protesto etmeye başladığı zaman, o ülkede değişim olacağı, geleceğe yönelik umutların yeşereceği işaretini vermektedir.
   Ülkemizde de geçmişte, buna benzer eylemler gerçekleşmiş ve halkın talepleri karşısında değişimler yaşanmıştı. Halkın tepkisini çeken iktidarlar, kaybetmeye mahkumdurlar.
   Türkiye, eski cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel çok esprili bir politikacıydı. Ekonomik konulara yaklaşımlarında da çok güzel benzetmeler yapardı. Halkın anladığı sadelikte bir dille konuşurdu. Bu konudaki en güzel sözlerinden biri de, boş tencerenin önünde hiçbir hükümet duramaz demişti. Çok doğru bir tespitti ve bizzat kendi yaşayarak görmüştü.
   Hükümet yetkililerine naçizane önerim, bu mitingin verdiği mesajları almaları, küçümsememeleri ve bu doğrultuda icraat yapmalarıdır. Aksi halde, bunu yapmayıp, gündem değiştirmeye çalışırlarsa, halkın tepkisi daha da büyüyüp, hoş olmayan daha büyük sosyal patlamalara sebep olabilirler.
   Öte yandan,  mitingi düzenleyen sendikalar, hükümettin verilen mesajları almaması ve bildiğini okumaya devam etmesi halinde, yeni eylemlere hazırlıklı olmalıdır. Meydanlar boş bırakılmamalı ve bundan sonraki mitinglere katılımların artması için de çalışılmalıdır. Bu arada, mitingten sonra Başbakanlık önünden ayrılmayıp, oturma eylemi yapmaya devam eden gençleri de selamlıyorum.
   Mitingden sonra bazı kesimler, eylemin çok yumuşak geçtiğini söylediler. Hükümetin, konunun ciddiyetini anlaması için, daha sert ve ses getiren eylemler yapılması gerektiğini dile getirdiler.
   Eğer, Hükümet yapılan eylemden ders çıkarmazsa, bundan sonraki eylemlerin sertleşeceğini tahmin etmek için falcı olmaya gerek yoktur. Elbette, hiç kimse şiddet içeren eylemler olmasını istemez Ama, halk bunalmıştır.
   Geçim sıkıntısı büyümüş, birçok insanımız açlık çekmekte, çok sayıda insanımızın borçları günden güne büyümektedir. Hükümet, kaosa yol açmak istemiyorsa, halkı rahatlatacak tedbirleri acil olarak almalıdır.
   Hükümet yetkileri, sorunların çözümü için belli bir süreye ihtiyaç duyduklarını ve bunun için halktan sabır beklediklerini ifade ediyorlar. Ancak, bıçak kemiğe dayanmış, ekonomik sorunlar halkın, işletmelerin ve esnafın belini bükmüş durumdadır.
   Halkın sabrı kalmamıştır. Halk, son 3 yıldır görevde olan Hükümetlere güvenini yitirmiştir. Bu hükümetten de, yaşattıklarından dolayı ümidi kalmamıştır.
   Son söz olarak şunu söylemek istiyorum. Hükümet yetkililerinin, mitinge katılan halkın isyanını görmesi, mitingle verilen mesajı doğru anlaması ve halkın beklediği ekonomik ve sosyal tedbirleri alması şarttır.
   Piyasanın ucuzlaması için, gerekli bütün tedbirler ivedi olarak hayata geçirilmeli,  başta elektrik, alkollü içecekler ve temel tüketim ürünlerindeki zamlar yeniden düzenlenmeli, piyasada denetimler artırılmalı ve hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulması düşünülmemelidir.
   Özellikle, zamlı tarifeyle gelen elektrik faturaları ödenemez boyuttadır. Halk ve işletmeler şoktadır. Ülkede sosyal patlamalar olmasını istemiyorsak, elektrik fiyatlarında derhal düzenleme yapılmalıdır.
   Kimse halkın sinir uçları ile oynamasın. Hükümet yetkilileri, gelen tepkiler üzerine elektrikte yeni düzenleme yapılacağını açıkladılar. Umarım, dağ fare doğurmaz. Takipçisi olacağız.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104