Hastalıklı demokratik hukuk devletinin sarılabileceği tek kale: Medya

   KKTC vatandaşı herkesin bildiği gibi anayasamızın birinci maddesi “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir” şeklinde ifade edilmektedir.
   Anayasamıza göre KKTC olarak kurulan devletin temel unsurları demokrasi, sosyal yapı ve hukuk şeklinde formüle edildi. Başka bir ifade ile halen devletimizde hukuk, demokrasi ve sosyal yapı düzgün ve sağlıklı işlemez ise anayasamızın öngördüğü devleti kurgulamadık anlamına gelmektedir.

 

Peki, anayasamızın öngördüğü devleti kurabildik mi?
 

Bu soruya aşağıdaki gibi sorular ile yanıt verelim.
   • (Sosyal Devlet): Kaynak sıkıntısı nedeniyle devletimiz sağlık, eğitim ve ekonomik olarak sıkıntılı kesime gerçek anlamda sahip çıkabiliyor mu?
   • (Hukuk Devleti): Ülkemizde işlenen suçlar, usulsüzlükler ve yolsuzluklar etkin ve verimli bir şekilde yargıya havale edilip adalet zamanında tecelli ediyor mu?
   • (Demokratik Devlet): KKTC’de tüm kurum ve kuruluşlar ile demokratik yapı tam olarak kurulabildi mi? KKTC vatandaşları sağlıklı ve objektif karar verebilmesi için doğru ve güvenilir bilgiye ulaşabiliyor mu?
   • (Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik):Modern demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazları olan şeffaf ve hesap verebilir bir yapı kurabildik mi?
   Yukarıdaki sorulara ülkemiz için maalesef olumlu yanıt vermek mümkün değildir. İşte bizim gibi devletlerde ülke demokrasisini ve hukuk devletini güçlendirmek için en önemli manivela dördüncü güç olarak medya can simidi uzatmaktadır. Medya ülke vatandaşlarına doğru, güvenilir, güncel bilgi ve haber kaynağı sunduğu için demokrasiyi güçlendirip şeffaflığı artırırken aynı zamanda hukuk devletine katkı yapacak şekilde kurumların hesap verebilirliğini artırmaktadır.
   Dolayısıyla medyaya verilecek bir katkının salt kaynak israfı olarak görülmesi bazı milletvekillerimizin demokratik hukuk devleti nosyonuna sahip olmadıkları ve/veya özel gündemlerini anayasanın öngördüğü devletin bekasının önünde tuttuklarını göstermektedir.

 

Demokratik hukuk devletinde medya neden dördüncü güçtür?
 

Yukarıda da bahsedildiği gibi, KKTC anayasal olarak demokratik hukuk devletidir.  Demokratik hukuk devletindeki kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı devlet yönetim modelinde; yasama, yürütme ve yargı kurumları demokratik devlet yapısını koruyan ilk üç güç olarak kabul edilir. Zamanla önemi ve etkisi daha da anlaşılmış olan “medya” ise, gayri resmi olarak, bu üçünden sonra gelen “dördüncü kuvvet” olarak tanımlanmıştır (https://indigodergisi.com/2015/05/sehir-efsanesi-dorduncu-kuvvet-medya/).
   Medya olarak tanımladığımız kitle iletişim araçları ve aygıtları (fotoğraf makinası, yayın veya mobese kameraları, akıllı telefonlar vs.) her an her yerde gözetleme halindedir. Hiç tahmin etmediğimiz bir durumda, hatta tamamen yalnız olduğumuzu düşündüğümüz anda bile kayıt altında olabiliriz. Çünkü günümüzde gelinen yaşam şartları, güvenlik ve tespit gerekliliği mazeretiyle bunu topluma şart koşmaktadır. Sürekli gözetlenmenin getirdiği korku ve endişe hissi de medyanın üzerimizdeki gücünü daha da pekiştirmektedir (https://indigodergisi.com/2015/05/sehir-efsanesi-dorduncu-kuvvet-medya/).
   Demokrasilerde yasama, yürütme ve yargı güçlerine ilaveten “dördüncü kuvvet” olarak kabul edilen “basın”; kısa vadede toplumların yönetiminde ve yönlendirilmesinde, uzun vadede ise, toplumların gelişmesinde ve demokratik erklerin (yasama, yürütme ve yargı güçlerinin) kullanılma biçimlerinin şekillendirilmesinde geniş anlamda önemli ve tek kuvvettir. İşlev ve etki bakımından önemli olan bu toplumsal kurumun, verimli ve etkili olarak çalışabilmesi ile gelişebilmesi için ‘kamu yararı’ ilkesini büyük bir dikkatle koruması gerekir. Kamu yararının nasıl ve ne ölçüde gözetileceği ise sadece basının değil başta “beşinci kuvvet” olarak nitelendirebileceğimiz “sivil toplum kuruluşları” olmak üzere hemen her kesimin ortak sorumluluğuyla biçimlenecektir (http://www.dorduncukuvvetmedya.com/arastirma/rtuk2.htm)

 

Anayasamıza göre özgür basın güvence altına alınmaktadır


   Yine Anayasanın ikinci kısmındaki  “Kişinin Hak, Özgürlük ve Ödevler” başlığı altındaki 21 hakkın onu doğrudan veya dolaylı medya ile ilişkilidir. Bunlar sırasıyla Haberleşme Özgürlüğü, Düşünce, Söz ve Anlatım Özgürlüğü, Bilim ve Sanat Özgürlüğü, Basın ÖzgürlüğüGazete, Dergi ve Broşür Çıkarma Hakkı, Kitap Çıkarma Hakkı, Basın Araçlarının Korunması, Basın Dışı Haberleşme Araçlarından Yararlanma Hakkı, Düzeltme ve Cevap Hakkı ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkıdır.
   Özellikle KKTC anayasasının  “Basın Özgürlüğü” başlığı altındaki 26. maddesi yürütmeye basına yönelik takınacağı tutum hakkında rehber niteliğindedir. Aksi takdirde Anayasa ve ilgili hükümleri yok hükmünde sayılmalıdır. Bu madde ile anayasamız vatandaşın doğru ve güvenilir haber almasını ve buna göre demokratik hakkını kullanmasını murat etmektedir. Bu maddenin dört hükmü aşağıdaki gibidir.
   •Yurttaşlar için basın ve yayın özgürdür, sansür edilemez.
   •Devlet, basın, yayın ve haber alma özgürlüğünü sağlayacak önlemleri alır.
   •Basın ve haber alma özgürlüğü, kamu düzenini, ulusal güvenliği veya genel ahlakı korumak, kişilerin şeref, haysiyet ve haklarına tecavüzü, suç işlemeye kışkırtmayı önlemek veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak için yasa ile sınırlanabilir.

 

Başta AB olmak üzere modern

ülkelerde medya desteklenmektedir
 

Paul ClemensMurschetz,  13 Ağustos 2018 tarihli makalesinde devletin medyaya yardımını irdelemektedir (https://gijn.org/2018/08/13/state-aid-for-journalism-should-governments-provide-subsidies-to-news-media/). Murschetz’in aşağıdaki saptamalarının KKTC yetkilileri tarafından da dikkate alınmasını öneririm.
   Medyaya devlet desteği yeni bir kavram değildir. Dünyada, hükümetlerin medyayı -ideal olarak editör etkisi kullanmadan- kamu yararına finansal olarak destekledikleri dünya çapında pek çok örnek bulunmaktadır. Özellikle demokratik ülkelerde, haberin ve kaliteli gazeteciliğin kamu değeri boyutlarını korumak ve desteklemek için devlet müdahalesi yapısal olarak biçimlendiricidir.
   Şu anda, demokratik bir toplumda güvenilir, partizan karşıtı kaliteli haber gazeteciliği ve haber medyasının rolünü desteklemek - öncelikle kamu hizmeti yayıncılığı için lisanslı yardım fonu şeklini almakla kalmıyor, aynı zamanda özel basılı medya kurumlarına doğrudan hibe ve dolaylı destek – daha önemli görünmektedir. Ancak devlet yardımı bu formatlarla sınırlı değildir. Ayrıca, ticari olmayan vatandaşlara radyo ve yeni online gazetecilik girişimleri, yeni medya şirketleri ve araştırmacı gazetecilik projeleri için hibe verilmektedir. İdeal olarak, tüm bu devlet destek biçimleri, gazeteciliğin halkın diyalogu için bir forum sunmasına ve sosyal içerme, politik katılımın yanı sıra vatandaşların sorumlu eylemine olanak tanımaktadır.
   Gazeteciliğe devlet yardımı Avrupa’da yaygın olmasına rağmen, tartışmalı bir konudur. Örneğin, Avusturya, gazetecileri eğiten kurumlara hibe sağlarken, Fransa, gazetecilere yönelik gelir vergisi ödeneklerini rafa kaldırmıştır.
   Avrupa Komisyonunun farklı ülkeleri kapsayan 30 maddelik Basına Devlet yardımı ile ilgili Komisyon kararları bulunmaktadır (https://ec.europa.eu/competition/sectors/media/sa_decisions_to_media.pdf). Bu kararlara göre verilen desteklerin bazıları aşağıdaki gibidir:
   • (SA.49405 (2018/N) - Media Aid - Sweden ): Yazılı gazeteler için operasyonel sübvansiyonlar ve ortak dağıtım programları için dağıtım sübvansiyonlarıyanında gazetecilik kapsamı az veya hiç gelişmemiş bölgelere yerel haber kapsamı sağlanması için teşvik verilmesi amaçlamaktadır. Ayrıca, yenilik ve gelişim desteği de sağlanmaktadır.
   • (SA.43878 (2015/N) - Stateaidforculturalperiodicals):  Seçkin bir kültürel önemi olansınırlı ticari potansiyele sahip yazılı olarak yayınlanmış dergilerin (basılı ve çevrimiçi olarak) yayınlanmasına yardım edilmektedir.
   • (SA.36366 (2013/N) – Productionandinnovationaidtowrittenmedia): Basılı ve çevrimiçi medyaya yardım; uygunluk ve seçim kriterleri içeriğin kalitesine odaklanır. Program ayrıca, Medya için teknolojik olanakların hızla geliştiği durumlarda bir ülkede yeni iş modellerini teşvik etmeyi amaçlayan inovasyon yardımlarını içerir.
   • (SA.34885 (2012/N) - Aidfornewspapers - Finland –Prolongation): Ulusal azınlık dillerinde (Sámi, Romany ve Swedish gibi) yayınlanan gazetelere veİsveççe haber servislerinin üretimine destek içerir.
   • (SA.24120 (N537/2007) - Aidfornewspapers –Finland):  Finlandiya’da hem basına hem de siyasi partilere verilen destek KKTC için ders çıkarılacak nitelik taşımaktadır. Öncelikle Finlandiya’da gazetelerin işletme giderlerine destek verilmektedir. Bunun yanında Parlamentodaki siyasi partilerin temsili oranında onların basın kurumlarını  ve elektronik yayınlarını desteklemek için siyasi partiler  sübvansiye edilmektedir. Azınlık dillerinde yayınlanan gazeteleri desteklemek için de seçici sübvansiyonlar bulunmaktadır.
   • (SA.21053 (N306/2006) – Aidforthedistribution ofdailypaper): Danimarka’da dağıtım giderlerinin bir kısmını karşılamak için günlük gazete yayıncılarına verilen yardım yapılmaktadır.
   AB Komisyonu kararlarına ilaveten “Özel Medya Kamu Fonu” isimli bir çalışmadaki aşağıdaki temel tespitler de devletin medyaya desteğinin önemini vurgulamaktadır (https://www.lse.ac.uk/media@lse/documents/MPP/LSE-MPP-Policy-Brief-11-Public-Funding-Private-Media.pdf).
   •Reklam gelirleri gazeteci olmayanplatformlara kaydıkça, haber  üreten kuruluşlar finansal zorluklarla karşı karşıya gelmektedir. Çoğulculuğu ve editoryal rekabeti korumak için alternatif fon kaynakları düşünülmelidir.
   •Politika yapıcılar özel medya kuruluşlarınıvergi indirimi veya hatta doğrudan belirli sübvansiyonlar gibi mekanizmalar ile desteklemelidir. Yasal uygunluk kriterleri gibi güvencelerin kurumsallaşması halinde bu tür bir desteğin medyanın bağımsızlığını tehlikeye atmayacaktır.
   •Yakınsama göz önüne alındığında, özel medya için destek online medya için de kullanılmalıdır.

 

Takiye mi yapılıyor?


   Bugün ülkemizde siyaseten yaşananlara tanık olduğumuzda aklıma TAKİYE kelimesi gelmektedir. Takiye yapılan işle amacın farklı olması durumu, bir tür aldatma olarak (https://eksisozluk.com/takiye--773992) tanımlanmaktadır.  Bizde siyasete gelip çağdaş, modern devletten bahsedip şeffaf, dürüst, hesap verebilirlik ve iyi yönetişim gibi söylemlerde bulunduktan sonra bu söylemlere taban tabana zıt çağdışı bir zihniyetle basına ve siyasi partilere yardımı yoldaki çukurları doldurmakla bir tutan bazı turfanda siyasetçilere denebilecek tek şey TAKİYE yaptıklarıdır.
 

YORUM EKLE

banner107

banner96