Hastaneyi bile paylaşmayan, günahını da vermez!..

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun KKTC ziyaretinde Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Meclis’te temsil edilen siyasi partilerin başkanlarının katıldığı yuvarlak masa toplantısı, genel bir değerlendirmenin yanı sıra, Rum tarafına olduğu kadar, bir mesaj niteliği taşımaktadır.

Kimleredir bu mesaj? Rum ve Yunan tarafı ile garantör ülke İngiltere’ye, AB’ye, ABD’ye, doğal olarak BM’ye ve diğerlerine…

Akıncı ile Çavuşoğlu düzenlenen ortak basın toplantısında, son gelişmelere değinirken, Cumhurbaşkanı Akıncı, doğalgazla ilgili öneriye AB ve BM’den olumlu görüşler alındığını söyledi. Ucu açık süreçlere girilmeyeceğini yineleyen Akıncı, “Siyasal eşitlik, kararlara etkin katılım bizim için olmazsa olmadır” dedi.

Bu arada ‘5+BM’ formatında gayrı resmi toplantı önerisi yapılırken, Çavuşoğlu, Rum tarafında zihniyet değişikliği olduğuna dair ikna olmadıklarını kaydetti. Türkiye Dışişleri Bakanı, Yeni Erenköy’deki konuşmasında da zihniyet değişikliği konusuna değinirken, Crans-Montana’da Anastasiadis’in kendisine, Rum halkının, Kıbrıs Türk halkıyla hiçbir şeyi, hatta hastaneyi bile paylaşmak istemediğini söylediğini aktardı.

Öteden beri üzerinde ısrarla durduğumuz husus bu değil midir? Bir ortaklık için her iki halkın da bazı şeyleri paylaşması gerekir. Aksi halde ortaklık oluşturulamaz. Rum halkı olarak sağlığı bile paylaşmak istemezsen, neyi paylaşacaksın? Anastasiadis’in dediğine göre, Rum halkı böyle düşünüyorsa, kendisinin herhangi bir anlaşmanın altına imza atabilecek cesareti bulabilir mi?

Aslında Rum lideri burada takdir etmek gerek. Rum halkının ne düşündüğünü açık yüreklilikle Mevlüt Çavuşoğluna söyleme ihtiyacı duydu. Bir anlamda ‘Siz bu sevdadan vazgeçin’ mi demek istedi?  Açıkçası “Biz zaten dünyaca tanınmış bir devletiz. Üstelik AB üyesiyiz. Bir elimiz yağda, bir elimiz balda. Sizinle uğraşacak halimiz yok. Ha istediklerimizi kabul ederseniz iş başka! Hükmeden biz olacağız, siz de azınlık olarak bize tabi olacaksınız” demeye getiriyorlar.

Zihniyet değişikliği konusuna çok önceleri Akıncı da değinmişti… Sanırım Crans-Montana’dan sonraydı…

Hani bir laf var, ‘Günahını bile vermez’ derler ya, Rumlarınki de o hesap! Sağlığı Türklerle paylaşmayan, hastaneyi bile Türklerle paylaşmak istemeyen ve bunu bizzat Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in ağzından duymak bu perdenin kapandığına işaret değil de nedir? Onun içindir ki, geçenlerde Kıbrıslı Türklere Rum tarafında sağlığı yasakladılar ve hak sahibi vatandaşlarımızı geri çevirdiler. Bunun doğru dürüst izahını bile yapamadılar ve yuvarlak laflarla geçiştirdiler.

Kıbrıs Türk halkı cüzamlı değildir. Hastaneyi bile paylaşmak istemeyenlere yalvaracak da değiliz. Madem paylaşım yoktur, iki toplumlu etkinliklere niye illa ki Türkleri de istiyorlar? Çünkü orada niyet başka! Kendi davalarına hizmet edebilecek elemanlar bulmak. Boşuna çağırmazlar ki! Sözde ‘Kıbrıslılık’ zihniyetini beyinlere enjekte etmek, böylelikle kendi emellerine alet etmek… Şov nitelikli ve art niyetli bu tür programlarla KKTC’nin altını oyacaklarını sanıyorlarsa aldanırlar.

Bu toplumun, adada en az kendileri kadar hak sahibi olduğunu unutmasınlar. Zamanında vakıf mallarına ne gibi alengirli oyunlarla konduklarını da biliyoruz.

Ne dedik başlıkta? ‘Hastaneyi bile paylaşmayan günahını da vermez!’ Aman ne olur vermesinler. Verecek olsalar da kabul etmek mümkün değildir. Çünkü o günahların altından kalkamayız. Kıbrıs Türk halkı olarak, bizim hiç mi günahımız yok? Hani ‘Hatasız kul olmaz’ derler ya, elbette geçmişte bizim de hatalarımız oldu. Ancak onlarınkinin yanında devede kulak bile değildir. Her olumsuzluğu başlatan, ENOSİS uğruna adayı kan revan içinde bırakan kendileri değil midir?

Konuyu daha fazla dürtüklemek istemiyoruz. Ancak anlıyoruz ki, bu adada bu güne kadar iki taraf arasında bir uzlaşma olmadıysa, bir çözüme varılamadıysa tek engel Rumların, Türklerle hiçbir şeyi paylaşmak istememesidir. Çavuşoğlu, bu gerçeğin bizzat Anstasiadis tarafından kendisine Crans-Montana’da söylendiğini anımsattıktan sonra, daha neyi konuşuyoruz?

***

‘Dezavantajlara Rağmen Başarılı Bir Hayat’

Cihangir’den Nihat Nalbantoğlu bir not geçti ve bugün saat 17.30’da, yukarıda ismini verdiğimiz kitabının tanıtılacağını bildirdi. Bir bürokrat olan sevgili Nihat’la zaman zaman rahmetli Oğuz Ramadan Korhan’ın evinde buluşur, sohbet ederdik. 612 sayfadan oluşan, 300’den fazla resim ve 40’tan fazla belge bulunan kitabını merak etmemek elde değil. Bir bürokrat olan sevgili dostum Nihat Nalbantoğlu’na başarılar dilerken, kitabını elde ettikten sonra herhalde izlenimlerimizi aktarmaya çalışacağız.

YORUM EKLE

banner96