Hayat pahalılığı (enflasyon) doludizgin yükseliyor

Ülkemizde, Kasım ayına kadar toplam enflasyon oranı yüzde 26.86’ya ulaştı. Yıllık toplam oran, yılsonuna kadar yüzde 30’u geçebilecek potansiyeldedir. Yıl sonunda oluşacak enflasyon rakamı, 2018’den sonraki en yüksek oran olabilir. Hep birlikte göreceğiz. Geçen yılki 11 aylık enflasyonun, nerdeyse 2 katına yaklaşmış durumdayız.
Türkiye’de ise, 11 aylık enflasyon oranı yüzde 19.82 düzeyindedir. Yani, bizdeki enflasyon Türkiye’den 11 aylık bazda yüzde 7 daha yüksek düzeydedir.
Enflasyon oranındaki yükseklik,  dövizdeki artış ve enflasyon endeksinin dövizdeki gelişmelere çok duyarlı olmasına bağlıdır. Örneğin, kiralar, okul harçları, araç fiyatları, dövizle hesaplanan her türlü mal ve hizmetler fiyatları, kurların artması ile yükseliyor.. Bu da bize pahalılık olarak yansıyor.
 Dünyada petrol fiyatları yükseldiği zaman, bu durum piyasamıza zam olarak yansımaktadır. Akaryakıt ürünlerinin bizim endeksteki ağırlığı maalesef enflasyonu artıyor. Enflasyon oranları incelendiğinde, 2018 yılındaki benzer durumla karşı karşıyayız. O dönemde de yaşanan döviz krizi nedeniyle, sadece Ağustos-Eylül aylarındaki iki aylık enflasyon yüzde 15’e ulaşmıştı.
Ülkemizdeki ürünlerin çok büyük çoğunluğu ithal edilmektedir. Bu nedenle de, TL’nin döviz karşısındaki değer kaybından, piyasa, ciddi şekilde olumsuz etkilenmektedir.
İthal edilen ürünlerin çoğunluğu dövizle ithal edilmektedir. Bu bağlamda, gümrük ve ithalat vergileri, o günkü döviz kurları ile hesaplandığı için, bu durum, malların ülkeye giriş maliyetini artırmakta, piyasaya zam ve pahalılık olarak yansımaktadır. Bu yüzden, döviz kurlarının aşırı derecede arttığı bu dönemlerde, ithalatta kur sabitlemesi gerekmektedir. Ancak, bu şekilde pahalılık bir nebze olsun önlenebilir.
Türkiye’nin üretim hacmi bize göre çok daha fazla olduğu için, döviz yükselişlerinden bizdeki piyasa kadar olumsuz etkilenmiyor.
Öte yandan, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunu oluşturan ürünlerin ortalama 11 aylık hayat pahalılığı oranı yaklaşık yüzde 34’e ulaşmıştır. Sağlık ana grubundaki ürünlerin 11 aylık ortalama fiyat artışı da yaklaşık yüzde 28’e yükselmiş durumdadır. Yıl sonunda bu oranlar daha da artacak görünüyor. .Halkın temel ihtiyaçları olan gıda, sağlık, akaryakıt ve gaz alanlarındaki pahalılık, vatandaşları perişan etmektedir. Örneğin akaryakıtta 1 yılda ortalama yaklaşık yüzde 70 den fazla zam yapılmıştır. Gaz da yüzde 57, ekmekte yüzde 92, hellimde yüzde 46 düzeyinde zamlar yapılmıştır.
KKTC’de, ilk 6 aylık hayat pahalılığı oranının yüzde 8.83 olduğunu da hatırlatmak istiyorum. Önümüzdeki ocak ayında, bu yılın ikinci 6 aylık toplam hayat pahalılığı oranının, yasa gereği maaşlara yansıtılması gerekmektedir. Bu oranın da, yüzde 20’yi geçme ihtimali bulunmaktadır.
İçinde bulunduğumuz ağır ekonomik koşullar ve kısıtlı bütçe imkanları içerisinde, mevcut hükümet, bu konuda çalışma yapıyor mu? Buna kaynak yaratılabilecek mi? Oluşacak kaynak açığı için nasıl bir formül üretilmesi düşünülüyor? Hayat pahalılığı oranı, bütçeye koydukları enflasyon rakamın üzerinde gerçekleşecek görünüyor. Bu sorunu aşmak için nasıl bir formül üretilecek merak ediyorum doğrusu.
Neredeyse, bütün mal ve hizmetler de gerçekleşen zamlar, hayatı günden güne pahalaştırıyor. Döviz borcu olanlar ne yapacağını şaşırmış, borç taksitleri ödenemez duruma gelmiştir. Ülkede, geçinmek zorlaşmış, vatandaşların ve işletmelerin borçları günden güne artmaktadır.
Akaryakıta yapılan zamlar, özellikle ulaşım giderlerini ve birçok sektörün girdi maddesi olduğu için, ülkede genel olarak pahalılığı artırmakta ve dar gelirlilerin satın alma gücünü düşürmektedir.
Hükümet’in döviz artışının yarattığı pahalılığı azaltmak amacıyla almış olduğu tedbirler yetersiz kalmıştır. Öncelikle, gıda, ilaç ve temizlik malzemelerinde vergiler ve fonlar sıfırlanmalı,  ithalatta kur sabitlemesi yapılmalı ve fiyat denetimleri, düzenli olarak gerçekleştirilmelidir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104