Hayvan sayısındaki azalma ve üretimden kopmanın bedeli

Bu köşede sıkça üretimin önemine değiniyoruz. Ülkemizin en önemli sorunu yeterince üretemiyor oluşumuzdur. İhracatta çok zayıfız, zaten ürettiğimiz çoğu şey iç piyasaya bile yetişmiyor.

Üretmediğimiz, tüketime dayalı bir ekonomiye sahip olduğumuz için sıkıntı yaşıyoruz. Üretimden kopmak, kamuyu en önemli istihdam kapısı olarak görmek bize pahalıya patlıyor.

Tüketim toplumuyuz ve Türkiye’nin katkıları ile ayakta durabiliyoruz. Türkiye’ye bağımlı bir ekonomimiz olduğu için, oradan gelecek paranın gecikmesi, sekteye uğraması ülkede sistemin tıkanmasına neden oluyor.

Hal böyleyken biz üretimin önemini kavramış mıyız? Hayır, halen üretimin önemini anladığımız söylenemez. Yapılan işlere bakıldığı zaman üreticinin sorunlarla boğuştuğunu görmek mümkün. Hem sanayici, hem tarım üreticisi hem de hayvan üreticisi sorunlar içinde yüzüyor.

Ülkedeki tüm üreticilerin önünün açılması, sorunlarının sonlandırılması gerekiyor. Ülkedeki genel ekonomik sıkıntı, girdilerin yüksek oluşu, ithal ürünlerle rekabet edilemeyişi, ülkenin tanınmamış olması, izolasyonların ekonomiye etkisi üreticilere zorluklar yaşatıyor.

Üreticinin ve üretimin artması gerektiğini söylüyoruz ama tam tersine birçok kesim sıkıntılardan dolayı üretimden kopuyor, kepenk indiriyor. Hükümetin mutlaka üreticiye ve üretime özel önem vermesi gerekmektedir.

Sektörler de birbirini düşman olarak görmemeli, ekonomiyi halkalardan oluşan bir zincire veya bir çarka benzetebiliriz. O halkalar birbirine bağlı olduğu sürece sistem yürüyebilir, tüm sektörlerin birbirine ihtiyacı vardır, toplumun tüm kesimlere, tüm sektörlere bakışı böyle olmalıdır. Hepimiz bu ülkede yaşıyoruz ve birbirimize muhtacız, kimse bir başkasının düşmanı olamaz, bu düşüncelerden sıyrılmalıyız.

Mesela hayvan üreticisinin, çiftçinin feryadını duymalıyız. Hayvancılık sektöründe yaşanan bazı sorunlardan dolayı ülkemizdeki hayvan sayısı son dört yılda ciddi bir oranda azalırken, uzmanlar hayvan sayısının düşmesiyle birlikte çok ciddi sorunların ortaya çıkacağına dikkat çekiyor.

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, hayvan kayıt sistemine göre hayvan başına verilen destek ile mevcut hayvan sayısının aynı olmadığını belirterek, AB’nin hayvan hastalıklarıyla ilgili yürüttüğü proje kapsamında ülkemizde iki defa tarama yapıldığını ve bu taramalarda yaklaşık 50 bin hayvanın bruselladan dolayı imha edildiğine dikkat çekti. Naimoğulları, son yıllarda yaşanan kuraklıklar ve arpa fiyatlarında yaşanan artıştan dolayı da birçok üreticinin hayvanını sattığını, bu nedenlerden dolayı da son dört yılda en az 100 bin hayvanımızın eksildiğini öne sürdü.

İşte bu tehlikeli bir durumdur. Hayvan sayısının azalması, hayvancılığın ölmesi, et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerinin pahalı olması demektir. Buna kesinlikle izin vermemeliyiz.

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Candan Avunduk, hayvan sayısının azalması halinde ülkede çok ciddi sorunların yaşanabileceğini belirterek, hayvan besiciliği konusunda maliyetleri düşürücü tedbirler alınmazsa et ve süt fiyatlarının artabileceğini, bu durumun da halkın alım gücünün düşmesine neden olacağını söyledi.

Aynı şekilde Kasaplar Birliği Başkanı Halil Akbıçak ise hayvan sayısının azalmasıyla Güney ve Kuzey Kıbrıs arasındaki fiyat farkını derinleştirebileceğini ve bu durumun da kaçak etin önünü açabileceğine dikkat çekti.

Gördüğünüz gibi, sektör temsilcileri ve onların paydaşları üretimin önemine değiniyor. O nedenle hayvancılar, bağırdığında, eylem yaptığında “Ne diyor bu adamlar?” diyerek tepki koyacağımıza, esas nedeni görebilmeliyiz. Onlar zor şartlarda üretim yapıyor, onları anlayabilmeli ve önlerini açmalıyız.

Bugün anlamaya çalışmadığımız üreticilerin yok olması, ortadan kalkması bize önce pahalılık ve yokluk olarak yansıyacak, sonrasında ise toplumun yok oluşunun önünü açmış olacağız. Çünkü üretemeyen toplumların var olabilmesi mümkün değildir.

YORUM EKLE