Hem iradenizi koyun ortaya, hem de elinizi taşın altına!..

  Neymiş efendim; Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın beraberindeki heyetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) ziyareti, ‘5 +1’li görüşme öncesinde bir tahrikmiş!.. Maraş’ı ziyareti de ciddi bir tahrik unsuruymuş!.. Bu nedenle başta BM olmak üzere AB’ye, ABD’ye, İngiltere’ye şikâyet üstüne şikâyet… Yalnız Rumlar mı şikâyet eden? Yunanistan da! BM Güvenlik Konseyi’nin 550 ve 789 sayılı kararlarına da aykırıymış!..

   Erdoğan buraya gelmişken Maraş’a gitmeyecek miydi? Ziyaret etti diye kıyamet mi koptu? İnsanlar mı boğazlandı? Daha önce de yazdık ve aslında Maraş’ın hiç de masum olmadığını vurguladık. Mağusa’daki soydaşlarımız az mı çekti Maraş’ın elinden? Mağusa’ya hakim yüksek binalara yerleştirilen uzun namlulu otomatik silahlarla, uçaksavarlarla, keskin nişancı silahlarıyla karga misali az mı Türk vurdular? Ha; bu noktada o zamanlar Maraş’ta sakin tüm Rumları suçlamak da olmaz. Yapanlar EOKA B, Rum ordusu mensupları veya Yunan askerleri… Ancak Mağusa’ya kan kusturan o mevziler Türk uçaklarınca vurulurken, çil yavrusu gibi dağıldılar. General Osman Fazıl Polat Paşa komutasında Mehmetçik, Maraş’ta direnişle de karşılaşmadı ve elini kolunu sallayarak kente girdi. ‘Kurunun yanında yaş da yanar’ derler ya, kentteki militarist güç Maraş’ı terk ederken, suçsuz insanlar da kenti terk etmek durumunda kaldı.

   Bu nedenle diyoruz ki, geçmişi de hatırlayarak, Rum tarafının şikâyet etme hakkı yoktur. Çünkü yıllar boyu mustarip olan Kıbrıslı Türklerdi. Hatta bir dönem Kapalı Maraş’ta ‘Mağusa Adliye Binası’ arkasında iki sokak açıldı diye BM Barış Gücü askerleri silaha sarılmış ve Türkleri engellemeye çalışmıştı… Gelsinler de gene engellesinler. Sıkar mı? Kaldı ki Maraş’ta atılmakta olan adımlar kente yeniden hayat vermek içindir. Can çekişen bir kente hayat öpücüğü vermek ve onu yaşama kavuşturmak suç değil, sevaptır, insanlık görevidir. Hem eski mülk sahiplerinin hakları gasp edilmiyor ki!

   Gelelim Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın verdiği mesajlara… Bu ziyaretle Türkiye ve KKTC’nin kırmızı çizgileri bir kez daha ilgililere iletilmiş olmaktadır. Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmek söz konusu olmadığı gibi, çeşitli diploması oyunlarına da artık tahammül kalmış değildir. Egemen eşitlik temelinde iki devletli bir çözüm en iyi seçenektir. Anamur Suyu’ndan sonra, bu ülkeye doğalgaz ve elektrik de gelecektir. Yirmi dördü yoğun bakım olmak üzere, beş yüz yataklı yeni hastane yapılacak.

   Erdoğan bu yüzden “Dünün güneşi ile bugünün çamaşırı kurutulamaz” dedi ve “Artık kendi göbek bağımızı kendimiz kesmek durumundayız” diye de ekledi. BM ve AB bugüne kadar ne yaptı ki? Yaptıkları devede kulağı bile geçmez. Özellikle AB’nin amacı, Kıbrıs Türk halkını Rum egemenliğindeki ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yamalamaktan başka bir şey değildir. Rum lider Anastasiadis ne diyordu? “Türkiye ile göbek bağınızı kesiniz ve bizimle birleşiniz” Ancak bu öneriye kimse sıcak bakmadı. Türkiye’den kopup da, Rum’un kucağına mı atlayacaktık? Onun için mi bunca şehit verdik? Kıbrıs Türküne böylesi onursuz teklif yapanlar, istediklerini alamayınca içimize nifak tohumları ekmeye çalıştılar ve çalışıyorlar. Ama Erdoğan ona da cevap verdi ve “Artık kendi göbek bağımızı kendimiz kesmek durumundayız” dedi.

   Tüm bu mesajlardan sonra, biz de kendi siyasilerimize diyoruz ki, koyun iradenizi ortaya, elinizi de taşın altına. Hadi sizi bekliyoruz.

                                                                                  ***

Asaf Çavuş’u da kaybettik

   Dünyalar iyisi bir insandı Asaf Çavuş. Bir süre öncesine kadar markette karşılaşırdık… Emekli Polis Çavuşu Asaf Yorgancıoğlu, Varoluş ve Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bulunduğu sürede maiyetinde görevli polislerdendi. Dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandı.

   Sevgili eşi Fatma hanım, evlatları Müge-Seyit Yorgancıoğlu, Şifa-Halil Yorgancıoğlu, Cansev-Ali Yorgancıoğlu, Aylin-Nejmi Yorgancıoğlu, torunları Seda-Gözde, Seher-Erkut, Şengül-Asaf, Fatoş-Yusuf, torun çocuğu Ata Kuzey, bakıcıları Gülşen ve Nargiza, “Acımız sonsuzdur. Tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun” dediler.

   Bu arada 23 Nisan İlkokulu Ailesi adına yayınlanan taziye mesajında, okul öğretmenlerinden Binnaz Kaya’nın eşi ve aynı zamanda okulun öğretmenlerinden Cenker Kaya’ya Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve sevenlerine başsağlığı dileğinde bulunuldu.

YORUM EKLE

banner75