Hep, bardağın boş tarafını görmek

Kabul edelim, bugüne kadar Kıbrıs konusunda dış dünyadan gelen katkı yaklaşımlarında hep bardağın boş kısmını gördük.

Arada kesintiler hariç, Kıbrıs Türkü adına siyaset belirleyip yürütenler, hemen hemen herkesi karşımızda gördü. Kuşkunun dozu o kadar kaçırıldığı oldu ki  “TÜRK’ÜN DOSTU TÜRK’TÜR”e takılıp kaldık, dünyayı karşımızda gördük.

Aslında bu mümkün değildir. Dünyada yalnız kalmak için inadına yalnızlığa kaçmak gerekir.

***

Kıbrıs’la ilgili çok rapor hazırlandı.

Kıbrıs sorununa çözüm için yeni bir sürecin eşiğindeyken o raporlara göz atmak istedim.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin (AKPM) Türkiye raportörü de olan Macar Parlamenter Andras Barsony tarafından Ocak 2002’de bir Kıbrıs raporu hazırlanmıştı.

Barsony’nin raporunda barış sürecine katkı koyacak dengeli bir yaklaşım dikkat çekerken, ilgili taraflara uyarıcı göndermeler yapılıyordu.

***

Kıbrıs sorunu en uzun çözümsüz sorunlardan biri olarak dünya gündemindeki yerini korurken, taraflar kelimelerle dans ede ede sorunun çözümsüzlüğünü besledi. Barsony bunu saptadığı için, adadaki iki topluma, tüm Kıbrıslıların AB üyeliğinden faydalanmalarını sağlayacak bir formül aramaları, terminoloji üzerinde bloke olmamaları, çağrısını yapmıştı.

Ağırlıkla Rum tarafına seslenilen bölümde Kıbrıs Türk tarafının AB ile müzakerelere katılması için daha fazla çaba harcamaları, adanın kuzeyinde tahrik olarak nitelenebilecek AB mesajları vermemeleri ve Kıbrıslı Türk yöneticilerin siyasi sıfatlarını uluslararası platformda sorun yapmamaları isteniyordu.

Barsony, AB yetkililerine de uyarıda bulunup Kıbrıslı Türklerle diyaloglarını artırmalarını ve Kuzey Kıbrıs’ta bir enformasyon bürosu açmasını önermişti.

***

Macar Parlamenter Barsony’nin diplomatik bir dille metne dâhil ettiği şu bölümde ders almak isteyenler için zengin bir içerik vardı:  “Kıbrıslı Türkler, Denktaş’ı Kıbrıslı Türklerin değil, Türkiye’nin çıkarlarını savunmakla suçluyorlar. KKTC’nin Türkiye dışında bir ülke tarafından tanınacağına ve güneydekilerle aynı özgürlükleri paylaşacaklarına olan umutları yok olmuş. Kıbrıslı Türkler uluslararası planda marjinalleşmekten de rahatsızlar. Çok sayıda kişi geleceğini göremediği adayı terk ediyor. Türkiye’deki mali krizden de olumsuz etkileniyorlar.”

Raporda Kıbrıs’ta çözümün Kıbrıs’ın AB üyeliği öncesinde arzu edildiği ifade edilip, “Siyasi bir çözüm tüm adanın üyelik surecini de otomatik olarak kolaylaştıracak” denilmişti.

***

Bu yazıyı neden yazdım?

Belirteyim.

Kıbrıs sorununda, dünden bugüne yaşananları ve hazırlanan raporları, pozitif bir yaklaşımla elimizin altında tutamadık, tutamıyoruz.

Kendi politikalarımıza yarayan yaklaşımları öne çıkarıp, politikalarımıza katkı hanesine yazdıramıyoruz.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75