Her eylem, doğru okunmalı

   ‘Yol yoksa, seyrüsefer de yok’ diyerek, toplumsal tepkiyle ilgili, birliktelik yaratılmak istendi. Sosyal medyada beraber olmak için, evden ya da çalıştığınız iş yerinden çıkmaya gerek yok. Katılmak için bir ‘tıklık’ hareket yeter. Her ‘tıkla’, katılanların sayısı artar.

Dün akşam grubun üye sayısı 38 bin 455’ti. Eyleme katılanlarla ilgili 500’den 4 bine kadar tahmin yürütüldü. 38 bin esas alınırsa en yüksek tahmin bile az. En güçlü olasılık bin 500’den fazla, 2 binden az.
   Örgütsel her türlü destek ve dayanışmayı kabul etmeyen bir hareket için, katılım kötü sayılmaz. Üye toplamı 10 binin üzerinde olan örgütler, akşamın o saati için eylem çağrısı yapsa, o kalabalığı zor toplayabilir.
   Dün akşamki eylem, pek çok yanıyla bir ilktir. Sosyal medya üzerinden örgütlenip, eylem çağrısı yapanların, eylem düzenleme deneyimi yok. Deneyimsizliği, eylem başladığı andan itibaren fark edildi.
   Eksiklikleri, deneyimli siyasi sızmalara karşı kapalı olduklarının göstergesiydi. Konuşmaların yapıldığı nokta, eylemin kürsüsünden çok, toplumsal rahatsızlıkların, bireyler tarafından seslendirildiği serbest kürsü gibiydi.
   Her eylem, toplumsal kazanım için doğru okunmalı. Dün akşamki eylemi de doğru okumak gerekir.
   ‘Yol yoksa, seyrüsefer de yok’ diyenlerin eylemi, dünden bugüne tüm hükümetlere duyulan öfkenin eylemidir.
   Hayat Pahalılığı’na, bağlı olarak harçlar artırılır. Geçen yıl, dörtlü koalisyon, bu bağlamda yüzde 30 zam yaptı.
   Eylemi, UBP-HP koalisyonu, temkinli bir şekilde karşılayıp, izledi.
   Muhalefet de eyleme cılız sesle destek verebildi.
   Neden?
   Çünkü hükümette bulunan bütün partiler ve onlara yakın duruş içinde olan örgütlerin, sendikaların, geçmişteki sessizliği, edilgenliği, zamların sıradanlaşmasının nedenidir.
   Kamu çalışanları ve emekliler, özel sektör çalışanlarıyla kıyaslanamayacak konfora sahiptir. Hayat Pahalılığı ödenekleriyle, satın alma güçlerini, sınırlı gerilemeyle muhafaza ediyorlar.
   Dün akşamki eyleme katılanlarla ilgili sağlıklı bir çalışma yapılsa, yaş ortalamasının düşüklüğü ve ekonomik güçsüzlerin çoğunlukta olduğu ortaya çıkar.
   Eylemcilerin, ne partileri ne de sendikaları vardı.
   Sivil itaatsizlik çağrısı yapıldı. Sonrasında kitlesel bir gövde gösterisi denendi.
   Eylem sonrası, sosyal medyada yazılanların çoğunda, hayal kırıklığı dikkat çekti. 38 binin üzerinde üyesi bulunan bir hareketin eyleminde en az 10 bin kişi bekleyenler, az değildi. Hayal kırıklığı yaşadıkları gözlendi.
   Göremedikleri ya da öngöremedikleri şuydu. Bir ‘tıkla’ gruba katılmakla, zahmet buyurup, eyleme katılmak başkadır.
   Sivil itaatsizliğin, kitlesel, beklenen desteği bulması için, gerekçelerin geniş kesimlerce gerçek anlamda kabul görmesi şarttır. Aksi halde, tepkiler, laftan öteye geçmez.
   Akşamki eyleme katılımın sınırlı kalması, hükümet eden iki partiden öte tüm partiler tarafından nasıl karşılanmalı?
   Kuzey Kıbrıs’ta satın alma gücü, son üç beş ayda değil, yıllardır kademe kademe geriye gidiyor.
   Harçların artırılmasıyla ilgili uygulamanın özü, en yakından örneklemek gerekirse dörtlü koalisyon döneminde ve öncesinde de geçerliydi.
   Kimse sesini bu nedenle çıkaramıyor.

İşsizlik sorundur. Çalışan ama kazancıyla, aracının seyrüseferini ödemekte bile zorluk yaşayanlar, kendilerini işsiz görüyor.
   Dün akşamki eylem, fazla ses getiremeyebilir. Dahası bu hareket bundan sonra da etkin eylem yapamayabilir. Ancak eylemin etkisizliği, taleplerin, rahatsızlıkların haksızlığı olarak algılanmamalıdır.

 

YORUM EKLE

banner107

banner108