Her geçen günümüz daha zor oluyor

Akaryakıta yapılan son zamlar birçok kişiyi bir o kadar daha karamsarlığa sürükledi.

Herkes anlamaya başladı ki, ekonomik kriz devam ettikçe zamlar durmayacak.

Mevcut akaryakıt fiyatını bile kaldırabilecek güçte olmayan vatandaşlar, son zamlarla ne yapacağını şaşırmış durumdadır.

Elektriğe de zammın kaçınılmaz olduğu söyleniyor...

Yani yakında elektrik zammı da gelecek...

Zaten şu anda insanımız elektrik ücretlerini ödemekte zorlanıyor.

Elektrik faturalarındaki rakamlar katlandı.

Tekrar akaryakıta dönecek olursak, artık kimse araç depolarını dolduramıyor.

Doğru dürüst toplu taşımacılığın olmadığı ülkemizde herkes kendi otomobilini kullanmak zorunda ama artık bu da çok zor...

Depoyu doldurmak artık en küçük araçlar için bile 200 TL’yi aşıyor.

Akaryakıtın pahalı olması tabii ki yalnızca kullandığımız araçlar açısından değil, toplu taşımacılık ücretlerini de etkiliyor.

Akaryakıta bağlı başka iş kolları da bu zamlardan etkileniyor ve zincirleme artışlar geliyor.

Üstelik bu artışlar sık aralıklarla olduğu için aldığımız mal ve hizmetler de her birkaç zamanda bir zamlanmış oluyor.

Elektrik fiyatlarının artışında da benzer şeyler oluyor, başka ürünlerin zamlanmasına yol açıyor.

Elektrik ücretleri bugün bütün işletmelerin en büyük sorunudur.

Birçok küçük esnaf, elektik ücretlerini, ödeyemeyecek duruma geldiği için dükkanına, mağazasına kilit vurmak zorunda kalıyor.

Buzdolabı ve uzun süre ışık kullanma bağımlılığı olan dükkan, mağaza, üretim atölyesi ve fabrikaların işletmecileri, sahipleri ne yapacağını bilemez durumdadır.

Turizm tesisleri de yüklü elektrikten dolayı zor günler yaşamaktadır.

Elektrik ve akaryakıt girdisi, birçok işletmenin belini bükmüştür.

Elektrik ve akaryakıt yükünü karşılayabilmek için işletmeler fiyatlarına zam yapmak zorunda kalıyor.

Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz; yani hayat pahalılığına...

Hayat pahalılığında elektrik ve akaryakıtın zamlanmasının payı çok büyük...

Tabii ki elektrik ve akaryakıttaki fiyat artışları da döviz krizi, ekonomik kriz nedeniyledir.

Vatandaşlar, “Hükümet neden bir şey yapmıyor?” diye soruyor ama hükümetin bir şey yapabilme kapasitesi de sınırlıdır.

Hükümetin aldığı bazı tedbirler nedeniyle zaten gelirlerinde düşme olmuştur ve elektrik ile akaryakıtı bastıracak, sübvanse edecek fonları da boşalmış, oralarda da para kalmamıştır.

Türkiye’den önemli bir katkı gelmediği sürece KKTC’nin krizden kolay çıkamayacağı aşikardır.

Finansal krizin yol açtığı engellenemeyen etkiler, vatandaşları yakıyor ve uzunca bir süre de yakmaya devam edecek gibi görünüyor.

Ekonomistlerin, uzmanların, “ileriki günlerde durum daha kötü olacak” şeklindeki uyarılarına inanmak istemeyenler de artık ikna olmaya başladı.

Döviz krizi durmadıkça, her şeye kısa aralıklarla zam geldikçe, alım gücümüz düştükçe krizi daha fazla hissetmeye başladık.

Sanırız, alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz ve tasarruf etmemiz gerektiği yönündeki uyarılara uymak zorundayız. Dar gelirlilerin, “Tasarruf edecek bir şeyimiz mi kaldı?” dediğini duyar gibiyiz...

Tasarrufun bile fayda etmeyeceği, zor günler de görmemiz olasıdır.

Böyle kötü ortamda bile halen fırsatçılar olduğunu görmek, krizden çıkar sağlamaya çalışanlara tanık olmak da üzüntü vericidir.

Birbirimize destek olarak, dayanışarak bu zor günleri atlatmak zorundayız, emekçinin, dar gelirlinin daha fazla ezildiği bu dönemde kimse fırsatçılık yapmamalıdır, bugün başkaları yanar, yarın hepimiz, bunu unutmamalıyız...

 

YORUM EKLE