Her koşul altında, haddini bilmek önemli…

Kısa sayılmayacak bir süredir, UBP-HP Koalisyon hükümetinin akıbeti KKTC’de yaşayanları meşgul ediyor.

   Bu süreçte, hükümet kaynaklı beklentisi olanlar da, hiçbir kişisel beklentisi olmayanlar da mutsuz, kaygılı bir bekleyiş içinde oldu.

   Başbakan Ersin Tatar’ı eleştirmek, sorgulamak olasıdır.

   Ancak kimse, Tatar’ın dürüstlüğünü sorgulayamaz.

   Tatar’la Özersay’ı buluşturan en önemli müşterek dürüstlüktür.

***

   Tatar, son zamanlarda toplumdan değil, ama partisinin büyüklüğü sorgulanan bir kesiminden, saldırı nitelikli büyük eleştiriler aldı.

   UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ersin Tatar, bunlara hazır değil.

   En yalın tanımlamayla, dengesi bozuldu.

   Ufukta, yakın bir gelecekte UBP kurultayı yok… Ancak kabine arkadaşları, erken erken Genel Başkanlık adaylıklarını seslendiriyor.

   Dünyanın en demokrat partisinde bile, bu kabul edilebilir, değildir.

                                 ***

   “UBP – HP Koalisyon hükümeti bozulsun, yerine UBP- DP – YDP koalisyonu kurulsun” diyenlerin, çoğunluğu, UBP - DP -YDP koalisyonunun UBP – HP Koalisyonundan daha zor, daha sıkıntılı olduğunu bilmez mi?

   Bildiklerinden kimsenin kuşkusu olmasın.

   Ersin Tatar, etrafında dönenleri anlama sorunu olan biri değil.

   Resmi olmayan görüşmelerde gördükleri, her şeyi anlamasına çok kolay yetti.

   Özgürgün gelse, UBP -DP-YDP Koalisyonu 26 milletvekillik bir desteğe sahip olur.

   Bunun açık anlamı nedir?

   Bir milletvekili ile nisap, bir milletvekili ile çoğunluk…

   Bu sürdürülebilir mi?

   Neredeyse imkansız.

   Bizde hükümet çoğunluğuna dayalı, bir Meclis yapısı var.

   Nisabı sağlama görevi hükümetin.

   Nisap sağlanmadan, muhalefet salona girmez.

   Hükümet, Meclisi toplamak için muhalefete mi yalvaracak?

   Olmaz.

                                                       ***

   UBP parti olarak da, sayısal anlamda iki minik partiye muhtaç olduğu zaman neler yaşayacağını, resmi olmayan temaslarda çok net gördü.

   İki milletvekili olan parti, ikisinden biri ekonomi ya da maliye bakanlığı olacak şekilde iki bakanlık istemiş.    Yanında bir de “bonus”  gibi farklı bir talepten de bahsediliyor.

   Diğeri de aynen…

   Küçük partiler, kendilerine muhtaçlık yaklaşımıyla pazarlıklarını sürdürür.

   Dıştan bakıldığı zaman, “her koşul altında haddin bilinmesi gerekir” demek olası. Ancak unutmayalım ki burası KKTC ve burada siyasi pazarlıkların zemini oldukça farklıdır. Evrensel etik değerler değil, partilerimizin kendi şahıslarına özel kurallar geçerlidir.

                                                    ***

   Görünen o ki hükümet yoluna devam edecek.

   Hükümetin yoluna devam edecek olması, var olan sorunları derin dondurucuya koymak anlamını taşımamalı.

   HP, UBP’yi kendine muhtaç olarak görmemeli.

   Görmediğini net bir şekilde ortaya koymalı.

   En başta Mağusa – Yeni Boğaziçi – İskele İmar Planı için ortaklar buluşma noktasına hareket edip buluşmalı.    HP, şu an için yürürlükte olan durumu, kendi pozisyonunu güçlü kılan bir konum olarak görmeyip, ortağının hassasiyetlerini de görerek buluşma noktasını kolaylaştırmalıdır.

   HP, bunu yapmazsa, kısa zamanda kaybeden taraf olacak.

YORUM EKLE

banner75