Her şey iyi, parlamenter sistem mi kötü?

Ülkenin durumuna dair, sorumluluk hissetmesi gerekenlerin, nereye sürüklendiğimiz hakkında bir fikri var mı acaba?
Gerçekten, ne yaşıyoruz, nedir bu olup biten?
Ülke yönetimi adına bütün yetiler elimizden gidiyor.
Makam tutmanın bir anlamı kalmadı, makamın hakkını vermek, her geçen gün silikleşiyor.
Esasen, silikleşen, Kıbrıs Türk Halkının iradesidir.
Meclis Başkanlığı seçimi, artarak büyüyen sancıların, finalidir.
Ne olacağı, geçen haftadan belli olmasına rağmen, bu ısrarı ve bu sonucu bile bile zorlamayı anlamış değilim.
Zorla güzellik olur mu, olmaz, olmadı da zaten.
Siyaset zorlama değil, ortak noktada buluşmadır.
Başbakan Saner, erken seçim çağrısı yaparak, muhalefete değil, kendi partisine mesaj verdi.
Ülkeyi tıkayan muhalefet değil, bizzat kendi partisidir.
Kıbrıs Türk demokrasisi, kendi içindeki çıkmazlardan yaralı iken, zorlamalarla daha da yara alıyor.
Yeni kurulan bir hükümet, daha gözle görülecek bir icraat yapmadan yıprandı.
Yapılacak olan belli, seçim tarihini bir an önce belirlemek, seçim yasasında tadilat yapmak, günlük işlerle seçim hazırlıklarını tamamlamak.
Zorlamalar, bu ülkeye hiçbir zaman fayda getirmedi, başkasının doğrusu, illaki en doğrudur, diye bir şey yok.
Demokrasiyi, çalıştırmak zorundayız.
Ülkenin her yerinde, her kademe ve her seviyede, demokrasiye sarılmamız, sığınmamız gerek.
Bu ülkenin geleceği, demokrasi ve demokratik değerlerin savunması, kabulü ve korunmasıyla güvende olacak.
Parlamenter sistem çok mu kötü?
Sistem kötü de, siyaset anlayışları ve toplumsal tercihler doğru mu?
Bu karmaşa, kaos ve istikrarsızlık içinde, ülkenin yaşadıklarını, sisteme bağlamak, parlamenter sistem tıkandı, ekonomiden, hukuka, sağlıktan, eğitime, siyasi krizlerin, tek çözüm yolu sistem değişikliğidir, algısını yaratmaya çalışmak, belki de getirilmek istendiğimiz yerdir.
Bunun, ambalajlı, allı, pullu, tanıtımını, duyurusunu, yolunu yapanlar var.
Tartışılmalı mı, evet, tartışılmalı, kendi yapımız içinde, samimiyetle, bu istikrarsızlıktan çıkışın yolları bulunmalıdır.
İstikrarsızlığı, sırf, sistem değişikliği, sırf başkanlık sistemine geçmeyi, bu ortamda gündeme getirmek, tartışmak ve tartıştırmak, iyi niyetli değil.
Parlamenter sistem içinde de, yapılacak çok iş vardır.
Teknokrat kabine tercihleri, siyasi makamlarda görev sürelerinin sınırlı tutulması, bunlara örnek verilebilir.
KKTC yönetim şekli ve anayasası, özellikle Kıbrıs konusunda, Meclisin bir noktada denetim mekanizması olması için tercih edildiği biliniyor.
Meclisin etkisizleştirileceği bir sistem endişesi vardır.
Tekrar tekrar altını çizmekte fayda var;
İçinde bulunulan durum, Başkanlık sisteminin tartışılacağı, sağlıklı bir ortam değil.
Bu işlerin şakası, dönüşü, pişmanlığı yok.
Siyasi, istikrarsızlık, kalitesizlik, sorumsuzluk var mı, evet, net olarak var.
Ancak, bu demokrasinin, çare üretme olanaklarını kullanmamayı gerektirmez.
Kuvvetler ayrılığı prensibinden, denetim, şeffaflık, kişisel ve sosyal özgürlükler, basın özgürlüğü, hukuksal eşitlik, her alanda, her konuda, demokrasi çalıştırılmadan, tek elden, hesapsızca kullanılma tehlikesi ortaya çıkabilir.
Bu ülkeye ve bu topluma, siyasi istikrar ve demokrasiye, yapılacak en iyi katkı, demokratik süreçleri çalıştırarak, konuşarak, hazmederek, toplumsal mutabakatı yakalamaktır.
Bu ülkenin doğrularından çıkmadan, ithal gelecek bir sistem, kimyası bozulmuş bu topluma, kötülükten başka bir şey olmaz.
 

YORUM EKLE

banner75