Her şey kızım için

Verilen sözlerin tutulmadığı bir evlilik... Şiddetin gölgesinde ve etkisinde doğan bir çocuk... Zorlu mücadele yolunda yürüyen bir kadın...

Bu yaşanmış hikayemizde evliliği süresince psikolojik ve fiziksel şiddet gören, engelli çocuğuyla beraber tek başına hayat mücadelesi veren direnişçi bir kadın var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikayesini bizlerle paylaşan kişiden “Esen” olarak bahsedeceğiz…
   Düzeleceği umuduyla evliliğine şans tanıyan fakat hamileliği süresince bile fiziksel şiddete maruz kalan Esen, çocuğunun engelli doğmasıyla birlikte hayatı daha da zorlu bir sürece girdi. Özel ilgi, sevgi ve sabır gerektiren süreçte, eşinden kendisi ve çocuğu için gerekli desteği ve ilgiyi göremeyen Esen boşanmaya karar verir. Esen’in verdiği hayat mücadelesini gelin kendi ağzından dinleyelim:

 

Sözler tutulmadı
 

Kalabalık bir ailede büyüdüm. Maddi durumumuz çok iyi değildi ama annem ve babam evlatları arasında ayırım yapmaz, var olanı eşit şekilde paylaştırırdı. Yıllar köy hayatında hızlıca geçti, okul bitti ve gün geldi evlendim. Eşim şehirde yaşıyor ve memur görevi yapıyordu. Uzun süre peşimde koştuktan sonra beni ikna etti ve evlenip, korunaklı ailemin yanından şehre taşındım.
   Evlenmeden önce eşim birçok söz vermişti. Ben de bu sözlere güvenerek evlenmeyi kabul etmiştim fakat bu sözlerin hiçbirini tutmadı. Ve üstüne üstelik eşim bana hem fiziksel, hem de psikolojik şiddet uygulamaya başladı. Sıkıntılı bir evliliğim vardı ve ne yapmam gerektiğini bilemiyordum. Çok mutsuzdum.

 

Her şey düzelecekti
 

Eşimin ailesi yakınımızdaydı ve durumumuzun, oğullarının yaptıklarının farkındaydılar fakat onlar da bir şey yapamıyorlardı. İkimizde genç olduğumuzdan zamanla olgunlaşacağını, değişeceğini, çocuğumuz olduktan sonra böyle olmayacağını söylüyorlardı. Ben de değişeceğine dair bir umut besliyordum. Çocuğumuz olduğunda her şey düzelecekti...
   Bir süre sonra hamile kaldım. Maalesef hamilelilik dönemimde de bana şiddet uygulamaya devam etti. Karnım burnumdayken bile fiziksel şiddetine maruz kaldım, gerisini siz düşünün. Doğumda sorun yaşamadan, çok güzel bir kız çocuğu dünyaya getirdim. Bebekte gözle görülür bir sorun yoktu. Fakat iki buçuk aylık olunca gözlerinin görmediği ortaya çıktı. Sürekli kusuyordu.

 

Ömür boyu yanında
 

Altı aylık olduğunda sinir sisteminin zayıf olduğu ortaya çıktı. Spastik teşhisi kondu. Fiziksel aktiviteleri yaşıtlarından çok daha geç oldu. Kasları çok zayıftı; mesela mide kasları zayıf olduğundan biraz fazla yese kusardı. Çok zorlu bir sürece girmiştik. Bütün enerjimi ve zamanımı kızıma ayırıyordum. İlk zamanlar kızımın bu durumuna çok üzülüyor ve sürekli ağlıyordum. Sonra durumu kabul ettim ve çocuğumun sağlığı için ne yapabileceğime, onu topluma nasıl kazandırabileceğime odaklanmaya başladım.
   Bedensel ve zihinsel olarak özel bir durumda olan çocuğumun, ömür boyu yanında olmalıydım. Sağlıklı olmam ve Allah gecinden versin, ölmemem gerekiyordu. Bu düşünce ağlamak yerine, kızım için bu zorlu süreçle mücadele gücü verdi. Yurt dışına da gittik. Durumunu en aza indirmek için eğitimler almaya ve fizik tedavi görmeye başladı.

 

Bir umut yoktu
 

Kızım için sürekli özel eğitim ve ilgi gerekiyordu. Bu zorlu yolda maalesef yalnız yürüyordum. Eşim benimle ve kızımızla ilgilenmek yerine kendi özel işlerine dalmıştı. Affedemeyeceğim birkaç olay da yaşanınca, yurt dışından döndükten sonra boşanma kararı aldım. Artık kocam için besleyebileceğim bir umut yoktu. Özel ilgi gösterilmesi gereken kızımızla bile ilgilenmiyordu. Bu zorlu yolda tek başımaydım.
   Boşandıktan sonra ailemin yanına taşındım, zaten gidebileceğim başka bir yer yoktu. Onların yardımıyla bu zorlu yolda yürüyebildim. Boşandıktan sonra da eski eşim çocuğumuza ilgi göstermemeye devam etti. Arada geliyor, kızımızla biraz zaman geçirip, gidiyordu. Kızım onu çok seviyor, geldiğinde çok seviniyordu ama babası ona yeterli karşılığı göstermiyordu. Çocuğumuz engelli olduğundan, bazı davranışları haliyle diğerlerinden farklıydı. Fakat eşim bu farklı davranışların nedeninin, kızımın durumuyla bağlantılı olduğunu bir türlü algılamıyor, bunu mazeret olarak kullanıyordu.

 

Tuhaf bakışlarla mücadele
 

Maddi ve manevi sorunlarla uğraşırken bir de eşimin çocuğa karşı ilgisizliğine üzülüyordum. Kızım büyüdükçe, farklılığı çevre tarafından daha çok dikkat çekmeye, garip bakışları üzerimizde hissetmeye başladık. Bir kısım yaklaşım sevecenken, bir kısım olumsuz eleştiri oluyordu. Bu bakışların altında kendimi uzaylı gibi hissediyordum. Bir süre kalabalık içine çıkamadım fakat bu izole durum kızıma ve bana daha çok zarar verebileceğinden, tuhaf bakışlar, olumsuz eleştirilerle mücadele ederek sosyal yaşama geri döndüm.
   Kızımın insanlara, insanların da kızıma alışması gerekiyordu. Zorlu bir dönemden sonra bunu başardık. Hayat her şekilde zordu ve neredeyse kızım için her alanda tek başıma mücadele vermem gerekiyordu. Kızımın Lefkoşa’ya doktor kontrolüne gitmesi gerekiyordu düzenli olarak. O dönem özel araçlar ve toplu taşıma çok yaygın değildi.  Kızımı belli noktalarda kucağımda taşımam gerekiyordu. Ki o dönemler elli kilo, zayıf bir kadındım.
   Seneler içinde kollarımda kas yırtılması meydana geldi. Şimdi çok dikkatli olmam gerekiyor. Fakat kendimden önce, kızımın benim kollarıma ihtiyacı var. Düşerse onu benden başka kaldıracak biri yok. Ve kollarımı zorladığımda, sağlık sorunum tekrar başlıyor ama yapılabilecek başka bir şey yok.

 

Hastalanma lüksüm yok
 

Zaman içinde yaşamın, ayakta durmanın, hayatta kalmanın ne kadar zor olduğunu öğrendim. Farkında olmadan aldığımız nefesin bile, yeri geldiğinde çok zor olabileceğini anladım. Sağlığıma ve kendime çok dikkat etmem gerekiyor. Bana bir şey olması durumunda kızıma kimin bakacağı konusu psikolojik olarak beni ayrıca yıpratıyor.
   Öksürsem bile kızım stres oluyor ve ağlamaya başlıyor. Bana bir şey olursa, bensiz bir şey yapamayacağının o da farkında. Hasta olduğumda, kızım yaşama küser ve o da hasta olur. Onun hayattaki dayanağı benim. Bu yüzden benim hasta olmaya bile hakkım yok.

 

İnsan değişmiyor
 

Bir evde şiddet varsa, huzur yoksa, kadının bu evliliği devam ettirmemesi, düzelecek diye umut etmemesi gerekir. Maalesef şiddetle bağlantılı durumlar değişmiyor, hatta daha da kötüye gidiyor. Şiddet geçici bir şey değil, insan değişmiyor, bu yüzden düzelme diye bir şey olmuyor. Şiddet varsa, daha da kötü şeyler olmadan başından ilişkiyi bitirmek gerek. Nasıl başlarsa, o şekilde devam ediyor.
   Kadın kuruduğu yuvayı dağıtmamak ve çocukları için evliliği sürdürüyor, birçok olumsuzluğa katlanıyor. Fakat gün geliyor, tüm süreçler katlanılamaz hale geliyor. Çünkü şiddetin dozajı artıyor. Hamilelik süresince yaşanılan fiziksel şiddet yalnızca annede değil, anne karnında doğmamış çocukta da fiziksel tahribata yol açabiliyor. Tıpkı benim ve kızımın yaşadığı gibi. Ben de hamileyken fiziksel şiddete maruz kaldım ve sonuç olarak kızım bu şekilde dünyaya geldi.

 

Kızım çok üzülüyor


   Çocuklarımız bizim en kıymetlilerimiz. Bütün çocukların ilgiye ihtiyacı var. Anne ve baba ayrılsa bile; ilgimizi ve sevgimizi çocuklardan esirgememeliyiz. Her ne kadar eski eşim bana şiddet uygulamış olsa da, o kızımın babası ve onun, babasına da ihtiyacı var. Onu çok sevmesine, aramasını beklemesine rağmen, babasının aramamasına, gerekli ilgiyi göstermemesine kızım çok üzülüyor. Fakat elden ne gelir?...
   Anne olmak gerçekten kolay değil. Ama her şeye rağmen hayat güzel ve bu düşünceyi çevremize de pozitif şekilde yansıtabilirsek; hem biz, hem ailemiz daha mutlu olur. Bu düşünceyle, kendime ve kızıma daha güzel bir hayat yaratmak için elimden geleni yapıyorum.

 

ÖNERİ KÖŞESİ

 

Annenin çocuk üzerindeki emeği


Bir çocuğu dünyaya getirmek, büyütmek, hayata hazırlamak başlı başına zorlu bir süreç. İnsanın kendinden, hayatından, zevklerinden, zamanından feragat etmesi gerekiyor. Bununla birlikte engelli bir çocuğun annesi olmak, hasta olma lüksünüzün bile olmaması anlamına geliyor. Her şekilde ayakta kalınması, kollarınız kopsa bile, düşen çocuğunuzu kaldırmanız gerekiyor çünkü tek başına bunu yapamayabilir. Bu zorlu mücadele yolunda tüm annelere verdikleri emeklerden dolayı teşekkür eder, annelerin ve çocuklar üzerinde emeği geçen tüm kadınların Anneler Günü’nü kutlarım.
 

YORUM EKLE