Her şey oğlum için

Çocuğunun fiziksel engelli olduğunun anlaşılmasıyla değişen yaşam yolu... Oğlunun sağlığı için her şeyini feda etmeye hazır bir baba... Duyguları ifade etmenin önemi...

Bu yaşanmış hikâyemizde doğuştan fiziksel engelli olan oğlu için maddi ve manevi tüm sınırlarını zorlayan direnişçi bir baba var. Yazımızda gerçek isimleri değil rumuz kullandığımızdan, hikâyesini bizlerle paylaşan kişiden “Reşat” olarak bahsedeceğiz…

   Aşık olduğu kadınla evlenen ve mutlu bir evliliği olan Reşat’ın üç çocuğu olur. Sağlıklı doğan ilk iki evlattan sonra, fiziksel engelli olduğu altı aylıktan sonra anlaşılan üçüncü çocukla beraber hayatları tamamen değişir. Yürüme engelli olan oğlunun sağlığına kavuşması ve toplumla kaynaşan bir birey olması için eşiyle beraber maddi ve manevi büyük mücadeleler veren Reşat’ın yaşadıklarını, duygularını gelin kendi ağzından dinleyelim:
 

Kendi istediğimle
 

Eşimi çocukluğumdan tanıyorum. İki tarafın ailesi birbirini yakinen tanıyor hatta uzaktan akraba düşüyoruz. Küçüklükten çevremizdeki kişiler bizi birbirimize çok yakıştırırdı ve bu duruma çok sinir olurdum. Sonuç olarak annemin veya çevremin istediğiyle değil, kendi istediğim kızla evlenmek istiyordum.
   Üniversiteye başladığım dönem düşüncelerimde değişiklikler olmaya başladı. Aramızda özel bir iletişim oluştu ve bu süreç aşka dönüştü. Üniversiteden sonra ülkeye geri döndüm ve hayatımı kurmaya başladım. Sevdiğim kadınla evlendim ve bir sene sonra ilk çocuğumuz hayatımıza girdi. Sonraki yıllarda ikinci ve üçüncü çocuğumuz dünyaya geldi.

 

Sorun neydi?
 

İlk iki çocuğumuz normal kiloda ve sağlıklı doğdular. Üçüncü çocuğumuz düşük kiloda doğdu ve sarılık oldu. Neyse ki sonrasında geçti. Altı aylık olana kadar her şey yolunda gözüküyordu. Fakat sonrasında tüm hayatımız farklı bir sürece girmeye başladı. Çocuğumuz boynunu kaldıramıyor, hareketlerinde de bir sorun olduğu hissediliyordu. Doktorlarla uzun yıllar sürecek yolculuğumuz da başlıyordu.
   Doktorumuz oğlumuzda hem fiziksel hem de mental sorun olabileceğini söyledi ve yurt dışına gitmemizi önerdi. Eşimle birlikte oğlumuzu alarak önce Türkiye’ye oradan da, İngiltere’ye gittik. Yapılan tetkikler sonucunda oğlumuzun doğuştan fiziksel engelli olduğu ortaya çıktı. Neyse ki mental bir sıkıntısı yoktu. Oğlumuzun sağlığı ile ilgili sorunun tam olarak ne olduğunu en sonunda öğrenmiştik.

 

Anlatılmaz karmaşık duygular
 

Oğlumuz yürüyemiyordu bu yüzden birçok ameliyat geçirdi. Onun sağlığı için, yürüyebilmesi umuduyla ameliyatları için İngiltere’ye gidiyorduk. Şu anda bir cümleyle anlatmaya çalıştığım bu süreç maddi ve manevi olarak gerçekten zorlayıcı bir süreçti.
   Sonuç olarak ameliyatlar başarı gösterdi ve oğlumuz yavaş yavaş, koltuk değnekleriyle de olsa adımlar atmaya başladı. Bir anne ve babanın yaşayabileceği en büyük mutluluktan biri de evladının sağlığına kavuşması olsa gerek. Fakat mutluluğumuz uzun sürmedi. Oğlumuzun omuriliğinde de sorun vardı, hem de ölümcül.
   Ameliyat olması gerekiyordu ama ameliyatta da ölüm riski vardı. Önümüzde ölümcül iki seçenek vardı ve oğlumuz için en iyi yolu seçmemiz gerekiyordu. Ameliyat olmazsa ölecekti ama ameliyat olursa da ölme ihtimali vardı. Mantık ameliyatın en iyi seçenek olduğunu söylerken, kalbiniz çocuğunuzun ölme riski olan bir ameliyata gireceği düşüncesiyle anlatılmaz karmaşık duygular girdabına sürüklüyordu.

 

Uzay boşluğunda kaybolmuş
 

Ameliyat gerçekleşirken eşimle dışarıda bekliyorduk. İkimiz de ağlıyorduk ki halen daha o günü hatırladığımda gözlerimden yaşlar akar şimdi olduğu gibi. Çok sevdiğim oğlum içeride yaşam savaşı veriyorken, elimden bir şey gelmiyor, hiçbir şey yapamıyordum. Beklemek dışında yapabileceğim bir şey yoktu, kendimi uzay boşluğunda kaybolmuş hissediyordum.
   Ameliyat başarılı geçti fakat bir süre sonra aynı ameliyatın tekrarlanması gerekti. Siz düşünün içinde olduğum duygusal karmaşayı; umut, korku, üzüntü, endişe. Bu duyguları ikinci kez yaşayacaktık. Bu sefer ameliyat tamamıyla başarılı oldu ve oğlumuzun ömrü uzadı. Fakat artık hafifte olsa yürüyebilme durumu ortadan kalktı.
   Bir baba olarak oğlumu yürütmek için sürekli yeni araştırmaları takip ediyordum. O dönem Rusya’da Prof. Yumaşev’in başkanlığında kemik hastalıkları için özel olarak kurulan hastanenin varlığını keşfettim. Oraya da gittik fakat bize oğlumun yürüyemeyeceğini, bunu kabul etmemiz gerektiğini söylediler. İlerde bulunabilecek teknoloji için takipte olun dediler. Biz de, oğlumuz da durumu kabul ettik. Halen daha çözüm arayışımız devam ediyor.

 

Oğluma hayranım
 

Kolay değil böyle bir çocuğunuzun olması. Yaşadığınız psikolojik sıkıntılar, travmalar ve işin ekonomik boyutu var. Çocuğunuzun yaşadığı sıkıntıları ve ileride yaşayacağı sorunları görüyorsunuz. Normal bir hayat yaşayamayacağını biliyorsunuz. Ve her gün bunun endişesini ve üzüntüsünü yaşıyorsunuz.
   Bir baba olarak oğlumun her zaman yanında olmamın, destek ve sevgimi göstermemin onun için ne kadar önemli olduğunun farkındayım. En büyük korkum ergenliğe girdiğinde yıkıma uğramasıydı. Ama bu dönemi de atlattı. Oğlum akranları gibi okula gitti, sınıf arkadaşları her zaman sahip çıktılar ona, destek oldular. Liseyi birincilikle bitirdi. İngiltere’de yapılan zeka testinde de yüksek zekalı çıktı. Fakat o dönem oğlumun gidebileceği bir üniversite maalesef yoktu.
   Oğlum çevresi tarafından olduğu gibi kabul edildi, akranları da ona destek oldular. Ben aslında oğluma hayranım. Kendisiyle barışık, her zaman kendisini aşmak için çaba gösteren yaratıcı, mizah yeteneği olan, mutlu bir kişi. Sürekli yeni şeyler katıyor kendisine.

 

Duygular paylaşılmalı
 

Kadınlar genelde duygularını paylaşıyorlar ve bu bir nevi rahatlama sağlıyor. Ama ben bir erkek olarak yaşadığım üzüntümü, endişemi, korkumu hep kendime sakladım. Daha da üzülmesin diye duygularımı eşimden bile sakladım. Dışarıdan bakıldığında üzüldüğüm, yaşadığım fırtınalar anlaşılmıyordu. Stresi kendi içimde yaşıyordum.
   İnsanların hepsi aynı değil. İdealize olan bir anne tipi var ama istisna davranışlarda bulunan anneler de var. Baba olan bir kişinin de sorumlulukları var. Babalar da çocuklarına duygularını göstermeliler. Babam hiçbir zaman duygularını belli etmez, yüzümüze gülümsemezdi. Mesafeli olmayı tercih ederdi. Çok sonra babamın duygusal olduğunu öğrendim.
   Babalık rolünün arkasına saklanarak, duyguları göstermekten kaçınılmamalı. Aşırı korumacı da olunmamalı. Bu noktalar çocuğun kişiliğinin ve kendine güveninin gelişmesinde önemli rol oynuyor. Baba olarak duygularımızı göstermeliyiz. Zaten daha da hassas bir durumda olan çocuğumuzun toplumla kaynaşmasını sağlamak için duygusal anlamda daha fazla gayret göstermesi gerek. Yalnız annenin değil, babanın da çocuğa bu desteği sağlaması lazım.

 

Fark gözetmeden
 

Aileler engelli çocuklarını hasta gibi görebiliyor ve toplumdan saklıyor. Maalesef şehir sistemi de engelli bireylerin sokağa çıkmasına ve sosyalleşmesine pek olanak sağlamıyor. Ama şartlar ne olursa olsun, abartmadan çocuğu toplumla kaynaştırmak için daha fazla çaba sarfetmeli, normalmiş gibi davranmalı. Ayrım yapılmadan, fark gözetmeden, diğer çocuklara nasıl davranılıyorsa, engelli çocuklara da aynı şekilde davranılmalı, eğitim verilmeli.
   Bununla beraber aşırı korumacı davranış da çocuğa zarar veriyor. Ben de bir baba olarak oğluma karşı müthiş korumacıyım ama bunu hissettirmemeye çalışıyorum. Bir erkek ve baba olarak toplumun bize dayattığı şekilde duygularımı saklamıyorum. Oğluma ilgimi, sevgimi ve desteğimi her zaman hissettiriyorum. Onu olduğu gibi kabul ederek, severek, onun da kendisini olduğu gibi kabul etmesine ve sevmesine destek oluyorum. Ona duygularımı ifade etmemin, psikolojisinde ve kişilik gelişiminde olumlu etki yarattığını düşünüyorum.
   Ailenin çocuğa yaklaşımı, aynı zamanda çevrenin de çocuğa yaklaşımını etkiliyor. Oğlumun sosyal hayata karışması için, mutlu ve sağlıklı olması için sınırları hep zorladım, birçok şeyden vazgeçtim. Onun mutluğu ve sağlığı için yapılan tüm fedakarlıklara değer.

 

ÖNERİ KÖŞESİ

Babanın çocuk üzerindeki rolü


   Bir çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesinde ve mutlu bir birey olmasında, onu doğuran anne kadar babanın da önemli bir rolü var. Toplumsal olarak çocukla ilgili roller genel olarak kadına verilmiş olsa da; çocuğun hem bilişsel, hem sosyal hem de duygusal gelişiminde babanın da rolü olduğu yadsınamaz. Özellikle babanın çocuğuna karşı duygularını ifade etmesi, ilgisini ve desteğini göstermesi, yazıda Reşat Bey’in de anlattığı gibi çocuğun kişilik gelişiminde önemli rol oynuyor. Bu hafta babalar gününe özel olarak, bir çocuğun hayatındaki baba kavramının önemini en güzel şekilde ifade eden örneklerden Reşat Bey’in hikayesini sizlerle paylaşmak istedim. Tüm babaların ve baba adaylarının Babalar Günü’nü kutlarım.
 

YORUM EKLE

banner107

banner96

banner108