Herkes çaresiz olunca

Çok zor bir dönemden geçiyoruz.

Ekonomik kriz, toplumun tüm kesimlerini fazlasıyla etkiledi.

Dış kaynaklı kriz, yani Türk Lirası’nın döviz karşısında değer kaybetmesi ülkemizi felç etti.

Kendi parası olmadığı ve Türk Parası kullandığı için KKTC yetkilileri “para politikaları” belirleyemiyor, kriz karşısında çaresiz kalıyor.

Dövizin yükselmesi, ülkede hemen her şeyin fiyatının yükselmesine neden oluyor.

Hükümetin müdahaleleri yeteri kadar toplumu memnun edemiyor.

Kriz herkesten bir şeyler götürecek ama bazı kişiler hiç etkilenmek istemiyor.

Böyle bir şey keşke mümkün olsa ama mümkün değil.

Dünkü hayvancıların eyleminden örnek vererek devam edelim.

Hayvancı yem fiyatı zammının kendilerini batıracağını söylüyor, itiraz ediyor, ilgili bakanlık ise imkanları zorladığını, 40 milyonluk sübvanse de yaptığını ama daha fazlasını yapamadığını vurguluyor.

Bakan, “Yapamam, yaparsam başka sıkıntı doğar… Bir ay sonra stoklar bittiğinde; bu borç da orda durduğunda TÜK üretici için arpa getiremeyecek…” diyor.

Aynı şey elektrik için de geçerli… Halk ve iş insanları artık pahalı elektriğe dayanamayacağını vurgularken, hükümet eğer zam yapmasa, ileride mazot alacak parayı bulamayacağımızı ve karanlıkta kalacağımızı söylüyor.

Benzer şeyler akaryakıt fiyatları için de geçerli…

İşte ekonomik kriz budur…

Hem hükümeti hem de halkı sıkıntıya sokan ve çözümü bulunamayan sorun, ekonomik krizdir.

Hükümet de vatandaş da çaresizse, ortadaki sorun çok büyük demektir.

Şu anda bunu tam anlayamıyoruz, ya da anlamak istemiyoruz ama eğer Türkiye buraya ciddi bir yardım yapmazsa krizi iliklerimize kadar hissedeceğiz.

Bugün beğenmediğimiz durumumuzu arar olacağız.

Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın, “Bunlar iyi günlerimiz, kriz bize çok daha kötü günler gösterebilir” mealindeki sözlerini aslında ciddiye almak gerekir.

Bugün tatmin olmadığımız şartları yarın arıyor olabiliriz.

O nedenle herkes olaylara gerçekçi bakmalıdır, normal bir dönemden geçmiyoruz.

Bu şekilde hem hükümetin hem de halkın çaresizliği sürerse işte o zaman “toplumsal seferberlik” nedir anlayacağız.

Hepimiz birden dibe vurabiliriz, bunu aklımızdan çıkarmayalım.

Elbette ki hükümet sorunları çözmek zorundadır ama hem Türkiye’deki hem de buradaki durum ortada “Bul bana ver” demek kolay ama bu pratikte yapılabilir mi?

Artık özveri ve toplumsal seferberliğin anlamlarını tam olarak öğrenmeye bakalım, çünkü çok ihtiyacımız olabilir.

YORUM EKLE

banner107

banner96