HP, doğru bir karar aldı

En sonunda hükümet bozuldu, olması gereken de buydu zaten…

İşe uyumlu başlayan hükümet, süreç ilerledikçe doku uyuşmazlığı yaşamaya başlamıştı.

Özellikle de HP ile DP’nin dokusu bir türlü tutmadı. Son birkaç aydır, HP’nin özellikle DP’yle, daha doğrusu Maliye Bakanı, DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ile ilgili rahatsızlığı artmıştı.

Hükümet bir “güven bunalımı” yaşıyordu ve ortaklar birbirine güvenemiyorsa devam etmeleri mümkün olmaz. Özellikle HP’nin Serdar Denktaş’la ilgili rahatsızlığı geçen hafta ciddi şekilde gündeme geldi.

Denktaş’ın kamu arazilerinin kiralanmasıyla ilgili icraatları, özellikle oğlunun üniversitesi için arazi kiralaması, Bakanlar Kurulu’nda onay verilmeyen, reddedilen kiralanma işlemlerinin buna rağmen yapılması HP için bardağı taşıran son damla oldu.

Aslında yapılanlar yalnızca HP’yi değil, tüm partileri ilgilendirmelidir. Ortaya çıkan güven sorununu görmezden gelip, hükümet devam ettirilemezdi. Sırf hükümeti bitiren parti olmamak adına HP’nin bu birlikteliği sürdürmesi anlamsızdı.

Yapılan uyarılara, varılan anlaşmalara rağmen, Bakanlar Kurulu’nda itiraz edilen, onay verilmeyen konuların DP tarafından hayata geçirilmesine artık ne kadar dayanılabilirlerdi?

Gerçekleri gördükleri halde CTP ve TDP neden katlanıyordu buna, değer miydi bu kadar ısrar etmeye. Evet, çıkılan yolda, birlikteliği, sürdürme isteğini anlayabiliyoruz ama siyasi partilerin, bu partilerdeki kurmayların topluma karşı bir sorumluluğu vardır.

Ortada bu kadar yanlış varken, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek, bugün için cazip görünebilir ama yarın için o siyasinin geleceğini riske sokar. Siyasiler, aldıkları kararlarla ileriye dönük hem kendi kişisel kariyerlerini hem de halkı düşünmelidir.

HP’nin dün alacağı karar, hem partinin hem de parti başkanının geleceği için çok önemliydi. Bu kadar yanlış göz ardı edilemezdi, “HP bitirmek istiyordu, mazeret buldu” gibi söylemlerle HP Parti Meclisi üyelerinin kafası karıştırılmak istendi.

DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın Maliye Bakanlığı’ndan istifa etmesi, gerçekleşen bazı eylemlerini, icraatlarını ortadan kaldırmazdı. Maliye Bakanlığı’ndan istifa eden Denktaş’ın partisinin hükümette olması, Serdar Denktaş’ın gölgesinin yine parti üzerinde olması anlamı taşırdı.

HP Parti Meclisi’nin karar alacağı gün Serdar Denktaş’ın görevinden istifası, UBP Genel Başkanı’nın bir gazetenin ortaya attığı Serdar Denktaş’la ilgili “rüşvet iddiasını” gündeme getirip, hesap sorulmasını istemesi, hep dün akşam alınacak kararı etkilemek içindi.

Odada toplanıp da kapıları dışarıya kapatan HP, hiçbir etkide kalmadan, kendi tespit ettiği ve bundan rahatsızlık duyduğu olumsuzluklar nedeniyle hükümetten çekilme kararı aldı.

Siyasiler, siyasi partiler, yeri geldiğinde bu tür kararlar alabilmelidir.

Hem HP’nin hem de lideri Kudret Özersay’ın gelecek planları açısından alınan karar olumludur, aksi durumda parti ve lideri kendisi ile çelişecek toplum nezdinde puanını sıfıra indirecekti.

HP’nin aldığı karar isabetlidir ve aslında çok önceden alınması gerekmekteydi ama HP, bu birlikteliği sürdürmek için elinden geleni ortaya koyduğunu kanıtladı, yürümesi imkânsız hale gelen ve aşikâr olan bu birliktelik için ısrar etmesi gereksizdi.

CTP ile TDP’nin de sanki de gerçekleri görmezmiş gibi bu tarihi sorumluluğu HP’nin omuzlarına bırakması da doğru değildi, nitekim bu konuda CTP ile TDP’nin tabanlarında rahatsızlık vardı.

Doğru karar alınıp, hükümete son verilirken, şimdi doğru bir kararla, yürüyebilecek, yaşayabilecek yeni bir hükümet kurulmalıdır.

Sınırda bir sayısı olan ve sürekli olarak “bozulacağı konuşulan” değil, icraat yapabilecek daha geniş tabanlı bir hükümet kurulmalı ve hemen de reformlar için düğmeye basılmalıdır, yapılacak çok iş vardır ve zaman kaybına tahammül yoktur.

 

YORUM EKLE