İktidar, toplumsal icraatta gerçekten iktidar gibi davranmalı

Bazı iktidar milletvekillerinin ülkedeki gerçekleri görüyor olmasına ve bunları dile getirmesine hem seviniyorum hem de düşündürücü buluyorum.

Memleket berbatken bazı iktidar milletvekillerinin gerçeği görebiliyor olması ve bunları mecliste veya başka platformlarda dile getirmeleri, iktidardadırlar diye gerçekleri farklı göstermeye çalışmamaları önemlidir.

Onlar bu gerçekleri görüyorsa, kendi içlerinde eğer tartışıyorlarsa, belki iktidar koltuklarında oturan bakan arkadaşlarını da ikna ederler…

İktidar milletvekillerinin, bir muhalefet milletvekili gibi sorunları sıralamasını bir taraftan da düşündürücü buluyorum.

İktidarda olan da eleştirel bakabilir elbet, kulağa da hoş gelir, gerçeğin onlar tarafından da görülüp dile getirilmesi… Elbette bu da önemlidir ama hem iktidar hem de muhalefet eleştirecekse, sorunları kim çözecek?

Sorunları görebiliyor olmak kadar onları çözebilme yetisine sahip olmak da önemlidir.

İktidardaki milletvekili de eleştirince ona derler ki; “Hükümette olan parti sizsiniz, çözünüz bu sorunları öyleyse…”  Evet, vatandaş, eleştiri yapan, sorunları sıralayan iktidar milletvekillerine “Eleştireceğinize çözün” derse haksız değildir.

Ekonomiden asayişe kadar çok fazla sorun var, çözüm bulmak hükümetin işi…

Ancak yapılacak her işte; mesela “İkamet ve Vizeler Tüzüğü”nde, “Gazimağusa- Yeniboğaziçi- İskele İmar Planı”nda, “Vatandaşlık Yasa Tasarısı”nda, belediyelerle ilgili reformda ya da kamu reformunda, hükümet ortakları tam bir görüş birliği içinde olmazsa, “evet ama…” deyip, hep itirazlar yapılırsa sorunlar nasıl çözülecek?

Elbette yapılacak işlerle ilgili görüş alışverişinde bulunulacak, eksik ya da yanlış olduğu düşünülen yanları masaya yatırılacak ama niyet iyi olmalı…

Niyet iyi olmalı ki; tümüne son hali verilsin, niyet iyi olmalı ki tadilatlar, düzenlemeler uzun sürmesin… Çoğu kez niyet iyi değil ve bunu sezmek de çok zor değil…

Bir de hep birlikte imza atılan işler için perde gerisinde birisini işaret etmek, meselede ilgili bakanı hedef göstermek, sanki de o yarattı da hesabı ondan sorulsun tavrına girmek tek kelimeyle ayıptır.

Tamam siyaset bizlerin pek anlam veremediği tuhaf bir iştir ve oralarda acımasız bir ortam vardır, bencil, kendine çeken bir tarz benimsenir çoğu kez ama yani bu memleket için yapılan ortak işlerde kimsenin bir partiyi ya da bir bakanı hedef göstermesi doğru değildir.

Siz böyle yaparsanız, halk da “acaba yanlış olan nedir?” diye şüpheye düşer, yapılan iyi işi de benimsemez.

Tamam, perde gerisinde, vatandaşla sohbette bolca kendi arkadaşlarınızı eleştirip duruyorsunuz, kader birliği ettiğiniz kişileri bile çekemiyorsunuz. Tartışın, doğruyu bulun ama kişisel hırslarınız yapılacak toplumsal işleri engellemesin.

Tabii bakan koltuklarında oturanlar da ufak dağları kendilerinin yarattığını sanmasın.

Örneğin Eğitim Bakanı’nın yaptığı gibi, özerk ve uluslararası temsiliyeti olan YÖDAK’ı müsteşarlık seviyesine getirip kendine bağlamak istediğini söyleyecek kadar, sözde büyük söz söyleyip küçük düşünmesin. YÖDAK’ın bazı sıkıntıları olsa da onu siyasete bağlamak yükseköğretim adına bir intihar olur… Bilmem ne demek istediğimi anladınız mı?

YORUM EKLE

banner96