İlk buluşma ve tanışmada görüş farklılıkları belirdi

 Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Rum Lider Nikos Anastasiadis’in, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Elizabeth Spear’ın ara bölgedeki ikametgâhında gerçekleşen ilk buluşma ve tanışmada, genel olarak tavırlar da ortaya çıkmış oldu. Tatar, federalizm müzakerelerinin 1977’den beri sonuç vermekte başarısız olduğunu, kazan-kazan sonucunu kolaylaştırmak için kalıpların dışında alternatifler düşünülmesi gerektiğini kaydetti. Anastasiadis ise, aynı minval üzerinde müzakerelerin devamından yana olduğunu yineledi, “Ben Maraş konusunu, Sayın Tatar da hidrokarbon konusunu gündeme getirdik. Ancak ayrıntılara girmedik” dedi. Taraflar arasında görüş ayrılıklarının bulunduğuna işaret eden Anastasiadis, tartışılması gereken şeyin, ülkenin yeniden nasıl birleşeceği ve gelecek için perspektifin ne olduğunu görmek olduğunda ısrar ettiğini kaydetti.

   Anlaşıldığı kadarıyla beşli konferansa her iki lider de karşı çıkmadı.

   Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Biz masaya kalıpların dışında yeni fikirler koymanın zamanının geldiğine inanıyoruz. Bunların başında da egemen eşitlik gelmektedir. İki halk olarak, her birimiz kendi devletimizde bu adayı paylaşmakta olduğumuzu ifade ettim. Dolayısıyla yan yana barış içinde yaşamak için bir işbirliği ilişkisi içinde olmamız gerektiğini söyledim” dedi. Tatar ayrıca iki taraf arasında anlamlı güven artırıcı önlemleri ve kapsamlı işbirliği mekanizmalarını dile getirdi, hidrokarbon arama, çıkarma ve faydalanma konusunda işbirliği tekliflerinin de hâlâ masada olduğunu belirtti.

   Cumhurbaşkanı Tatar’ın açıklamasında dikkat çekici bir husus da şöyleydi: “Kıbrıs’ın ortak sahipleri olarak, birbirimizin eşit statüsüne saygı duymalı ve işbirliğine dayalı bir ilişki için yapıcı diyaloga girmeliyiz.” Dün de bu sütunda ifade ettiğimiz gibi, Tatar, “Sayın Anastasiadis’e ambargolar, izolasyonlar ve Kapalı Maraş konularındaki görüşlerimizi de aktardım” şeklinde konuştu.

   Tatar-Anastasiadis buluşması ve yapılan açıklamalar şimdi her iki tarafta, Ankara ve Atina’da, Londra’da, özellikle BM’de, muhtemelen AB’de mercek altında değerlendirmeye tabi tutuluyor. Ancak görünen o ki, bunca zamandan sonra, iki taraf arasında görüş ayrılıkları var. Çünkü köprülerin altından akan suların haddi hesabı yok. Hele Doğu Akdeniz’deki gelişmeler, hidrokarbon konusu, Fransa’nın bile pay alma hırsı ve Rum Yönetimi ile Yunanistan’ın, Fransa’ya sağladıkları olanaklar, yaptıkları anlaşmalar, bunlara bağlı diğer etkenler, müzakerelerin aynı minval üzerine devam edemeyeceğinin göstergeleri… Zaten 52 yıldan beri bir sonuca varılamadıysa, artık değişik yöntemlere başvurmak gerek. Ancak Anastasiadis’in ‘zamana oynama’ hesapları buna elvermiyor. Açıklamasından anlaşıldığı kadarıyla Rum lider, adanın ‘yeniden birleştirilmesini’ istiyor ve müzakerelerin temelinin de bu olmasını talep ediyor.

   Yarım yüzyıldan beri bu müzakere şeklinin bir sonuç vermediğini pek ala Rum liderliği de bilmektedir. Böyle olmasına rağmen, bunda ayak diremek, dünyadan izole edilmiş, ambargolar altındaki bir toplumun gün gele teslimiyetini beklemekle eşanlamdadır. Boşuna bir bekleyiştir ve buna ne KKTC, ne de Türkiye rıza gösterir. Çıkış yolu kulvar değiştirmek, adanın iki sahibinden birinin de Kıbrıslı Türkler olduğu gerçeğini kabullenmek gerek. Bu adada iki egemen halk varsa, bunlardan biri de Kıbrıs Türk halkıdır. Rum tarafı şimdi sağcısıyla solcusuyla “Türkler, müzakere formatını değiştirmek istiyor” diye BM nezdinde girişimlerde bulunabilir, ortalığı velveleye de verebilirler. Nitekim Atina’da Yunan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ile görüşen AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Rum tarafının önceliğinin, Türk tarafınca müzakere çerçevesinin değişmesi için gösterilen çabayla mücadele etmek olması gerektiğini söyledi.

   Anlıyorsunuz değil mi? Amaç bir 50 sene daha bizi müzakere masasına hapsetmek ve kendi işlerini yürütmek! Artık yok öyle şey. Hani “Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye” derler ya…

  

                                                                             ***

Obenler ile Dereliköylü’yü kaybettik

   Mahmut Obenler Alayköy’ün sevilen ve sayılan simalarındandı. Aslen Tatlısu’lu olup, Alayköy’de ikamet etmekteydi. Dün Alayköy’de son yolculuğuna uğurlandı. Sevgili eşi Akşen hanım, kızı Şeniz, damadı Berkant Dağer, torunları Beren ve Beran Dağer, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek, tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntüyle duydurdular, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

   Bu arada iyi insan İsmail Dereliköylü de dün Lefkoşa’da defnedildi. Sevgili eşi Emine hanım, evlatları Altıner-Hayriye Dereliköylü, İbrahim-Behiye Özerginli, torunları Mehmet İsmail, Hayal Dereliköylü, Ertan, Özel Özerginli, kardeşleri Mehmetemin Dereliköylü, Memduh Tunç, Emine Akşahin ve Nilgün Özkızan, eşinin kardeşleri Mahan, Cemali, Ayşe ve Yusuf Kargılı, Altıner Yusuf, Özdemir Ahmet, Selma Bolel ve Nurgül Kızıltaç “Acımız sonsuzdur. Acısına asla alışamayacağız. Tüm akraba, dost ve sevenlerine üzüntü ile duyurulur. Nur içinde yatsın, mekânı cennet olsun” dediler.

YORUM EKLE

banner75