İlla ki Rum’un kuyruğunda maşrapa mı olalım?..

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, pandemi sürecinde KKTC’yi ziyareti ve 5+1 konferansı öncesi KKTC makamlarıyla değerlendirmelerde bulunması önemli olduğu kadar, Kıbrıs’la ilgili ülkelere verilen mesajlar bakımından da dikkat çekicidir. Nitekim Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türk tarafının gayrı resmi 5+1 toplantısına egemen eşitliğe dayalı, yan yana yaşayan iki devletin işbirliği temelinde bir çözüm bulmak için gideceğini belirtirken, Çavuşoğlu da, “Federasyon için 52 sene müzakereler yapıldı, Rum tarafının tutumu sebebiyle başarısız oldu. Bu tüketildi. Şimdi egemen eşitlik temelinde müzakere olması gerekiyor. Egemen eşitlik varsa, o zaman iki devlet de olabilir” dedi.

Mevlüt Çavuşoğlu’nun şu değerlendirmesi dikkat çekiciydi:

“Anastasiadis’in iki devletli çözüm istediğini ben çok iyi biliyorum. İşte geçenlerde Başpiskopos’un da açıklamaları oldu. Yani bana söylemedi, herkese söyledi. Ama bizim farkımız, biz her yerde aynı şeyi söylüyoruz dürüst ve ilkeli. Uluslararası toplum da olmayacak bir şeyi dayatamaz, dayatmamalı. Güvenlik Konseyi kararları değişmeyecek şeyler değil ki. Yarın burada gayrı resmi toplantıda herhangi bir konuda müzakere başlayacaksa, Güvenlik Konseyi, Genel Sekretere yetki verebilir ve kararı değiştirebilir. Yok efendim böyle istiyoruz deyip KKTC ve Türkiye’ye, hatta Rum kesimine böyle bir şey dayatamaz.”

Böyle olmasına rağmen, bizde hala daha federasyon tezine takılıp kalanların niyetinin ne olduğu doğrusu merak konusudur. 52 yıl federasyon konuşuldu ve başarısızlığa uğradı. Hem de Rum tarafının inadı, doymak bilmez iştahı yüzünden! Ortada iyi niyet ve samimiyet olsaydı, hayda hayda bir uzlaşıya varılabilirdi. Koskoca 52 yıl harcandı, gitti. Sırf Kıbrıs Türk halkı eşit ortak olmasın, azınlık kalsın diye. ‘Yöneten biz, yönetilen de onlar olsun’ zihniyetiyle ne adil paylaşıma yanaştılar ne de şımarıklıktan vazgeçtiler! Sahip oldukları egemenliklerini Kuzeye de yayma düşüncesiyle hareket etmeyi yeğlediler. Kıbrıs Türk halkı bunca yıldır ambargolar altında tutulurken, ‘Tok açın halinden ne anlar’ misali bir eli yağda, bir eli balda hayatlarını sürdürdüler.

Ancak 52 yılda köprülerin altından çok sular aktı geçti. Dünyada federasyonlar teker teker çöktü. Eski Yugoslavya altı parçaya bölündü. Eski Çekoslovakya ikiye bölündü. Daha nice örnekler verilebilir bu konuda. Gerçekler böyle iken, bizde bazı siyasi parti ve çevreler, federasyon sevdasından hala kendilerini soyutlayamıyor. Sanki de mübarek Allah’ın kelamıdır, Kuran-ı Kerim’in, İncil’in, Tevrat’ın kuralıdır…Federasyon diye diye Katolik nikâhı yapmak istercesine Türkü ve Rum’u aynı yatağa sokmak istiyorlar. Olmaz be kardeşim! O nikâhlar, o federasyonlar artık çok gerilerde kaldı. Üstelik modası da geçti. Siyasi eşitlik, egemen eşitlik olsa mesele yok. Olmadığına göre, neyleyim ben federasyonu.

Bu güzel adada iki halkın barış ve huzur içinde, güvende yaşayabilmesine yönelik hiç mi model yok? Öyle uzlaşı, öyle çözüm yolları var ki, yeter ki iyi niyet olsun, samimiyet olsun. Çavuşoğlu’nun de ifade ettiği gibi, Anastasiadis de iki devletli çözüm istiyor, ama bunu birlikte olduklarında söyleyebiliyor, fakat kendi halkına söyleme cesaretini gösteremiyor. Halbuki Rum halkının da büyük çoğunluğu bu gerçeği kabul etmektedir. “Ne bizim başımız ağrısın, ne de Türk tarafının!” görüşünde olanların sayısı az mı sanıyorsunuz? 5+1 toplantısında parmak arkasına saklanmadan, Kıbrıs’ın bu günkü gerçeklerinin masaya konulması ve konuya gerçekçi yaklaşımlarda bulunulması durumunda uzlaşı yolları açılmış olacaktır. Olmazsa da herkes kendi yoluna devam eder. Nihayet her şeye karşın Rum’un kuyruğunda maşrapa olacak değiliz ya! Olmak isteyenler de var, o ayrı mesele.

***

Alpay Lisani’nin babası Lisani Çavuş

EOKA’cılar tarafından vurulmuştu…

Toplumun tanınmış simalarından, Kimlik ve Muhaceret Dairesi eski Müdürlerinden Alpay Lisani de aramızdan ayrıldı. Lisanı geçen gün Lefkoşa’da göz yaşlarıyla toprağa verildi. Uzun yıllar öğretmenlik yapan ve birçok öğrenci yetiştiren Alpay Lisani’nin cenaze töreninde göz yaşları sel oldu. Aslen Poli (Baf) kökenli olan Alpay Lisani, Türkiye’de mezun olduktan sonra çeşitli okullarda ve Lefkoşa Türk Lisesi’nde öğretmenlik yapmıştı. Dönemin hükümeti tarafından Muhaceret Dairesi Müdürlüğüne atanan Alpay Lisani buradan emekli olmuştu. Alpay Lisani herkes tarafından sevilip sayılan, iyi bir insandı.

Alpay Lisani’nin babası Lisani Çavuş, 1956 yılında Poli’de, Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Onursal Başkanı Aziz Kent ile birlikte Rum yeraltı tedhiş örgütü EOKA’nın kurşunlarına hedef olmuş ve şehit edilmişti. Aziz Kent de hafif yaralanmış ve daha sonra İngiltere’ye gitmişti.

Bu arada iş insanı, Döveç Brothers Ltd kurucularından Elmas Döveç’in yaşama veda etmesi, ailesi ve sevenlerini yasa boğdu. Birçok başarılı projesi ile bilinen Elmas Döveç, geçen gün Gazimağusa’da son yolculuğuna uğurlandı. Kale Boya Ailesi, yayınladığı taziye mesajında, değerli dostları Elmas Döveç’e Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve sevenlerine başsağlığı diledi.

Öte yandan 1925 doğumlu bir çınar olan, Uluğ ailesinin çok değerli büyüğü, iyi insan Derviş Uluğ, namı diğer ‘Margodi’ geçen gün İskele’de defnedildi. Sevgili eşi Kezban Hanım, evlatları Ahmet-Münüse Uluğ, Nazen-Kamil Ahmet, Emel-Ertan Şuayıpoğlu, Nazlı-Ali Şammali, Kıymet-Yücel Osman, torunları ve torun çocukları, büyük acı içerisinde olduklarını ifade ederek, tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular, ‘Yattığı yer nur, mekânı cennet olsun’ dediler.

Diğer yandan Çınarlı köyünün çınar isimlerinden, Yapıcı ailesinin değerli büyüğü, iyi insan Fatma Yapıcı önceki gün kendi köyünde toprağa verildi. Fatma Hanım, merhum Hasan Yapıcı’nın eşiydi. Çocukları Türel Ankaralı, Nafi Yapıcı, damadı Erdinç Ankaralı, torunları ve eşleri Hasan Ankaralı, Hasan-Buse Yapıcı, Besime Ankaralı-Oğuzhan Duran, Fatoş-Ankaralı-İlker Çetinkaya ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ derken, büyük acı içerisinde olduklarını tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntü ile duyurdular.

Sevgili okurlar, bir acı kayıp haberi de Mallıdağ’dan (Melunda) geldi. Köyün saygıdeğer isimlerinden, iyi insan Fatma Basri dün kendi köyünde son yolculuğa uğurlandı. ‘Yattığın yer nur, mekânın cennet olsun’ diyen sevgili eşi Ahmet Basri, çocukları Mehmet-Şenay Basri, Hasan-Pelin Basri, torunları Şilem, Ayaz ve Ada, ayrıca kız kardeşi Baykan ve eniştesi Hüseyin Koruroğlu, yeğenleri Hasan-Günay Koruroğlu, Ayten-Önsay Aktolga, büyük acılarını tüm akraba, dost ve sevenleriyle paylaştılar.

Çarşının simgesi Öztansu da veda etti

Bu arada Lefkoşa’da çarşı erbabının olduğu kadar, başkent halkının da iyi tanıdığı, Selimiye Camii’nin, Belediye Pazarı ve Arasta’nin simge isimlerinden Halil İbrahim Öztansu da Hakkın rahmetine kavuştu. 80 yaşlarında olan Öztansu, adeta çarşıda doğup büyüyenlerdendi. Son yıllarda Selimiye Camii’nin önünde el arabasında çiçek ve fide satmaktaydı. Merhum foto muhabirlerinden Halil Kaymaklılı ve yine Lefkoşa’nın simgelerinden merhum Şefik Zağlul’un yakın dostlarıydı.

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Kredi Kooperatifi Başkanı Kemal Altuncuoğlu, Öztansu’nun vefatı ile ilgili olarak, “Çarşımızın çınar ağaçlarından biriydi” diyerek, üzüntüsünü dile getirdi.

YORUM EKLE

banner111

banner75