İmar planı süreci ve yaşanan belirsizlik

   Ülkemiz son yıllarda, birçok yerde imar planı olmaması ve sürekli değişen emirnamalerle sağlıksız bir yapılaşma ile büyümüş, altyapısı, kanalizasyonu, park yeri, yeşil alanı yeterli olmayan bir gelişme içine girmiş ve birçok kez sellere, kanalizasyon sorunlarına ve çevre kirliliklerine teslim olmuştur.
   Bahse konu Mağusa, İskele ve Yeniboğaziçi imar planı ile sadece bina yüksekliği değil, yaya ve bisiklet yolları yapımı, tarihi, kültürel alanların korunması, çevrenin korunması, eğitim, sağlık altyapısının sellerden ve diğer risklerden korunması planlanmaktadır.
   Bahse konu imar planı, hükümet ortaklarının uzlaşamaması sonucunda adeta yılan hikayesine dönüşmüştür.
   Yaklaşık 3 yıldan beri, üzerinde ciddi bir şekilde çalışılan imar planı için, 150 den fazla kurum, kuruluş görüş vermiş, 250 den fazla konu ile ilgili kişi sürece katılarak katkı koymuştur.
   Yapılan bütün çalışmalardan sonra, imar planı ile ilgili belediyelerin, ekonomik örgütlerin, mimar ve mühendis odalarının onay verdiği imar planı uzlaşılarak ortaya çıkmış ve 30-12-2019 tarihinde yayınlanmak için Başbakanlığa gönderilmiş fakat yayınlanmamıştır.
   Bu bağlamda, Başbakanlık planı iyice incelemek ve görüş vermek için 6 ay süre istemiş, buna fırsat verilmesi için de, 14-1-2020 tarihinde imar planı yerine 6 ay süreli bir emirname yayınlanmıştır. Ancak, talep edilen bu 6 aylık sürede de hükümetin büyük ortağının imar planı ile ilgili yazılı görüş vermediği İçişleri Bakanlığı tarafından açıklanmıştır.
   Normal şartlarda 15 Temmuz 2020 de, yürürlükte olan emirnamenin süresi bitecek ve imar planı hayata geçecekti. Fakat olmadı ve İçişleri Bakanlığının Kamuoyuna verdiği bilgiye göre, hükümetin büyük ortağı planı tekrardan incelemek için süre istedi ve imar planını 1 ay sonunda yayınlanacağını belirtmesi üzerine, yeni emirname süre içermeden İçişleri Bakanlığı tarafından Başbakanlığa gönderildi ve yayınlandı.
   Ancak, yayınlanan emirname, üzerinde konuşulan ve mutabakata varılan konulara yer verilmediği, muktesep (kazanılmış) haklar kısmı çıkarıldığı gerekçesi ile ertesi gün Başbakanlık tarafından geri çekildi ve sehven (yanlışlıkla) yayınlandığı açıklandı. İşin garibi, bu emirname okunmadan mı yayınlandı? İçinde mutabakata varılan konuların olmadığı yayınlandıktan sonra mı öğrenildi?
   Bunun üzerine, İçişleri Bakanlığı emirnamenin Resmi Gazete’de yayınlandığını ve yasal olarak geçerli olduğunu açıkladı. Öte yandan, hükümetin büyük ortağı, emirnamenin süresinin 15 Temmuz’da dolduğunu, yeni emirnamenin de imzalanmadığı için yürürlükte olmadığını ve şu anda bir boşluk oluştuğunu, mevcut planda eksik birçok husus olduğunu ve bu hali ile imar planının yayınlanmasının mümkün olmadığını açıkladı.
   Yaşanan bütün gelişmelere baktığımız zaman, hükümetin bir bütün olarak, imar planı süreçlerine yeteri kadar odaklanamamış olduğunu görüyoruz.
   Sonuç olarak, bu gelişmeler ve açıklamalardan sonra, şu anda ortada büyük bir belirsizlik ve karmaşa bulunmaktadır. İmar planı konusunda, hükümet ortakları arasındaki görüş farklılıkları ve emirnamenin resmi gazetede yayınlandıktan sonra iptal edilmesi, halk arasında güvensizliği artırmakta ve sorgulanmaktadır. hükümetin aldığı birçok kararın da sık sık değişikliğe uğraması da bu algıyı oldukça güçlendirmektedir.
   Gelinen noktada, imar planı için çalışan Şehir Planlama Dairesi ve şehir plancıları, belediyelerin imar ekipleri, katkı koyan sivil toplum örgütleri ve tüm paydaşların emeklerine saygı duymak gerekmektedir.
   Bazı çevrelerin imar planının yürürlüğe girmesini istemediğini duyuyoruz. Bu talepler ve çabaların bölgeyi emirnamelere mahkûm etme veya Fasıl 96 mevzuatına geri götürme riskini taşıdığını ve bölgeye büyük zararlar vereceğini unutmamalıyız. Girne’ deki yapılaşmada gelinen nokta, her zaman gözümüzün önünde olmalı ve unutulmamalıdır.
   Bu bağlamda, imar planının geçmesi için uğraşan kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütleri aleyhine yakışıksız suçlama ve algı yaratılmamalıdır. Konunun uzmanlarına ve profesyonellerine kulak verilmeli ve güvenilmelidir.
   Şehirlerin ve ülkelerin sağlıklı büyümesi için, planlı gelişmeye dolayısıyla imar planlarına ihtiyaç vardır. Ülkemizde de, imar planları olmadan gerçekleşecek yapılaşmanın, sürdürebilir çevreye, ekonomiye, başta ülkenin lokomotif sektörleri turizm ve yüksek öğretime ve diğer sektörlere olumsuz etkileri mutlaka olacaktır. Buna fırsat verilmemelidir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104