İnsan kaçakçılığı sektörüyle mücadelede, konumumuz

İnsanlık tarihinin sayfaları karıştırılsın, insan göçlerinin izleri bulunur.

İnsanlar, yaşam kalitelerini olumsuz etkileyen koşulların değişimini sağlayamazsa, orayı terk etmeyi tercih eder. Modern, insan haklarına uygun göç olanakları sınırlıdır.

Göç etmek zorunda kalanların sayısı arttığı oranda, organize, insan haklarıyla uyumlu göç etmek zorlaşır.

Hatta imkansızlaşır. İşte çok yakınımızdaki Suriye örneği. On binler, yüz binler, milyonlar.

Eğer Türkiye, katı bir sınır politikası izlemiş olsaydı, insanlık tarihinin en büyük facialarından biri yaşanacaktı. Ya da yaşanan insanlık dramı, çok daha ağır olurdu. Afganistan’dan orta doğuya kadar geniş bir yüzölçümünde, milyonlarca insan geleceğini batıda aramaktadır.

Yasal yollardan ulaşamadıkları batıya, Avrupa’ya yasal olmayan yollardan ulaşmayı deniyorlar. Milyonlarca insanının bu arayışı, adını ne koyarsak koyalım, göçmen ya da insan kaçakçılığını sektör haline getirdi.

Doğudan yola çıkanların hedefi Avrupa’dır, Avrupa Birliği ülkeleridir. Bu yolculukta Türkiye ve Kuzey Kıbrıs, transittir. Kuzey Kıbrıs, transitten öte, istenmeden varılan toprak parçasıdır.

KKTC Uluslararası Hukukun içinde kabul edilmiyor. Göçmenlerle, yasal olmayan yollardan ülkemizin sorumluluk alanına girenlerle ilgili AB uygulamalarına denk yasal yapımız yok. Yakalananlar düzensiz giriş ve sınır ihlalinden suçlanıyor. Yasal işlemlerin ardından Türkiye’ye sınır dışı ediliyor.

Bütçede yeterli ya da uygun kaynak olmadığı için tutukluların beslenmesi bile sorun oluyor. Göçmen ya da İnsan Kaçakçılığı, uluslararası bağlantıları olan bir sektör konumundadır. KKTC konum olarak bu sorundan etkilenmek durumundadır.

Kendilerine gelecek arayıp ülkelerini terk edenler için KKTC hedef değildir. KKTC üzerinde Güney Kıbrıs’a gitmek hedeflerden biridir. KKTC, tek başına ne yapacağına karar verip, uygulama şansına ne kadar sahiptir?

Bu insanların, ezici çoğunluğu için Kuzey Kıbrıs’ta sürekli yaşama arzusu yok. Çok sayıda sivil toplum örgütü, çoğunlukla yaşamla, ölüm sınırında, dalgalarla boğuşurken yakalanan bu insanlara suçlu muamelesi yapılmasına karşı. Ancak yasalarımız, yapılanları işaret ediyor.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, KKTC ile bu konuda ciddi iş birliğine girmeli.

Orta ve Batı Akdeniz bölgesinden Avrupa’ya ulaşma çabalarında azalma olurken, Doğu Akdeniz üzerinden Avrupa Birliği'ne, yasal olmayan yollardan giriş yapan göçmen sayısında 2018’e göre 2019 yılında yüzde 46 oranında artış oldu.

AB sınır koruma ajansı Frontex tarafından Brüksel'de yapılan açıklamada, Avrupa genelinde kaçak göçmenlerin sayısının düşmesine rağmen Akdeniz'in doğusu üzerinden AB'ye gelenlerin sayısının, 2019 senesinde 82 bin 564 kişi olduğu kaydedildi.

Yasal olmayan yollarla oluşan göçmen sayısı Yunanistan üzerinde büyük baskı yaratıyor. Resmi kaynakların verileri bu baskıyı gözler önüne seriyor. 2019 Nisan ayında 14 bin sığınmacının yaşadığı, Midilli, Sakız, Sisam, İleryoz ve İstanköy adalarında Aralık 2019 itibari ile 42 bin kişi barınmaya çalışıyor.

Görünen o ki bu göçmen hareketi devam edecek.

KKTC olarak, ne yapacağımızı kısa sürede netleştirmeliyiz. Karşımızda, kendi olanaklarıyla kurtuluş yolu arayan masum insanlardan çok, onların arkasındaki uluslararası örgütler var. Bu örgütlerin yerli işbirlikçileri ya da yerli örgütlerinin olduğu da biliniyor. Önlemlerde gecikme olursa sıkıntılarımız çok yönlü olacak. İçten ve dıştan hak etmediğimiz eleştiri ve baskılara hedef olacağız.

 

YORUM EKLE

banner107

banner108

erotik shoperotic shop