İnsan kaçaklığı ile mücadele…

   Globalleşen dünyada, uluslararası ilişkilerle tamamlanan suçlar meydana geliyor.

   Uzun yıllar, uyuşturucu, uluslararası kimliği olan bir kaçakçılıktı.

   Afganistan’dan, İran taraflarından yola çıkarılan uyuşturucular, ülkeleri aşarak, Avrupa’ya Amerika’ya ulaştırılabildi.

   Elbette, başka uyuşturucu yolları daha vardı ya da vardır.

   Uyuşturucu ile mücadele her zaman uluslararası dayanışmayla oldu.

   KKTC, tanınmamış olsa da, örneğin İngiliz polisi, uyuşturucu mücadelesinde KKTC polisiyle işbirliği yaptı.

***

   İnsan kaçaklığı, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaşananlardan sonra dünya çapında sorun oldu.

   Bizde uzaklarda Amerika kıtasında da insan kaçakçılığı var.

   Orada insan kaçakçılarının ağırlıklı hedefi insanları ABD’ye ulaştırmak.

   Bizim coğrafyamızda hedef Avrupa’ya, Avrupa Birliği ülkelerinden birine ulaşmak.

   KKTC’ye de yasal olmayan yollardan ulaşmayı denerken yakalananlar ve çoğunluğu Suriyeli göçmen olan insanlar var.

   Bu insanlar farklı yaş grubu ve farklı cinsiyetlerdendir.

   Seyahatlerini yaşamlarını riske atarak gerçekleştiriyorlar.

   En önemlisi onları umutları olan hedef ülkeye ulaştırmak isteyen insan kaçakçıları vardır.

***

   Avrupa Birliği’nin yasal olmayan yollardan da olsa Avrupa’ya ulaşanlarla ilgili, çalışan yasal bir mekanizması vardır.

   KKTC’nin paralel yasal mevzuatı yoktur.

   Güney Kıbrıs için yola çıkan ancak KKTC’ye bırakılan ve yakalananların “Umuda yolculukları” başarısız olarak sonuçlanıyor.

   Çok dramatik olaylar da yaşıyorlar.

***

   Statüleri ne olursa olsun, insanların kaçakçıların eline düşerek, hayati tehlike içeren bir maceraya atılması kabul edilemez.

   Bu insanlar, kendi ülkelerinde hayati tehlike yaşadıkları ve gelecek görmedikleri için hedefe ulaşma şansı sınırlı bir yolculuğa çıkıyor.

   Hem de ciddi parasal bedeller ödeyerek.

   İnsanların kendi ülkelerinde gelecek görmemesi, sadece ülkelerini yönetenlerin değil, dünyaya hükmedenlerin suçu, günahıdır.

   Ancak, o olumsuzluğun üzerinde, kazanç elde etmek için oluşturulan suç çetelerine göz yummak, daha çok insanın onların ellerine düşmesi için cesaret vermektir.

   Kaçak göçmenlerin suçlu olup olmadıkları sorgulanabilir.

   Ancak insan kaçakçıları ağır bir suç işlemektedir.

   İnsan kaçakçılarına caydırıcı ve ibretlik ceza verilmesi doğrudur.

   Gazimağusa Ağır Ceza Mahkemesi, İbrahim Demir’i Türkiye’den tespit edilemeyen bir sürat teknesiyle    Tatlısu’daki Zambak Tatil Köyü yakınlarına getirilen ve aralarında 18 yaşından küçüklerin de bulunduğu 13    Suriyelinin KKTC’ye girişine yardımcı olduğu için suçlu buldu ve 4 yıl hapse mahkum etti.

   Ceza tek başına çare değil… Konuyla ilgili insan haklarına saygılı yasal düzenlemelere gereksinimimiz olduğu ortada.

YORUM EKLE

banner75