İş kazaları, vicdan ve denetim

Ölümlü iş kazaları hız kesmiyor, hemen her hafta iş kazaları var.

Daha çok ölüm ya da ciddi yaralanmalı iş kazalarını duyuyoruz ama aslında gözümüzden kaçırılan kazalar da olduğu iddia ediliyor.

Çokça tartışılmasına, sıkça gündeme gelmesine, Çalışma Bakanlığı’nın denetimleri artırmasına rağmen iş kazalarının önüne geçilemiyor.

Özellikle de inşaatlar can almaya devam ediyor.

Devletin iş kazalarını önlemekte yetersiz kaldığını söylemeye gerek var mı?

Bugün değil, yıllardır devlet bu işin üstesinden gelemedi.

Mevcut yasaları bile çalıştırabilsek, denetimi artırabilsek kazalar bu kadar olmayacak ama yapamıyoruz. Yapılsa da bir yerlerden bir engel gelebiliyor.

Aslında yasalarda düzenleme de yapabiliriz, kurallara uymayanlara yaptırımları daha can yakıcı yapabiliriz.

Yapamıyoruz... Gelmiş geçmiş hükümetler bu konuda yetersiz kaldı.

Denetimler artırılıyor ama yeterli müfettiş olmadığı için bu artış istediğimiz ölçüde olmuyor.

Yıllarca müfettiş sayısını artırmanın yolunu bulamadılar ya da önemsemediler.

Başta inşaatlar olmak üzere işyerlerine göz açtırmamaları, nefeslerini enselerinde hissettirmeleri gerekirken bunu yapamadılar. Bugün de yeterli sayıda personel olmadığı için her yere ulaşılamıyor.

İnşaatlar da dahil olmak üzere hiçbir işyeri sahibi ya da yöneticisi “beni denetleyecekler” diye bir endişe taşımıyor.

İşyerlerinin denetim kaygısı da, “personelim ölebilir” endişesi de yok...

Her şeyden önce “vicdanları” yok, yanında çalışanın insan olduğunun farkında değiller adeta.

Vicdansız işyeri sahibi ve yöneticilerine devletin de acımaması gerekiyor.

Durum o kadar vahim ki Çalışma Bakanı da şikayet ediyor...

İlginç değil mi? Çalışma Bakanı’nı da şikayet ediyorsa, biz ne yapacağız?

Çalışma Bakanı Zeki Çeler, Lefkoşa’da meydana gelen iş kazasında çalışma müfettişlerinin “ihmal var” raporuna rağmen polisin bunu dikkate almadığından yakınıyor.

Aynı inşaatta daha önce de ölümlü iş kazası meydana geldiğini anımsatan Zeki Çeler, çalışma müfettişlerinin “burada ihmal vardır” raporlarına rağmen, polisin işlem yapmamasından dolayı isyan ediyor.

İş güvenliğine dair denetimleri artırmalarına rağmen ihmalkarlığın öne çıktığını kaydeden Çeler, nöbetçi mahkemesinin göreve çağrılarak tutuklama yapılmadığını vurguladı.

Bakan o kadar üzgün ve sinirli ki; BRT’de canlı yayında, “Bu ülkede, bu koşullarda yaşamaktan utanıyorum” dedi.

Bakanın da feryat etmesi, bizi daha da endişelendiriyor.

Bir bakan polise “tutuklayın” diyor ve dikkate alınmıyorsa, burada ciddi bir sorun var demektir.

Bakanın inşaatta çalışmayı durdurma yetkisi vardır, bunu zaten zaman zaman yapıyor ama tutuklama yetkisi yoktur, onu da polisten talep ediyor ama polis buna uymuyor.

Bakan haklı, aynı inşaatta kısa aralıklarla ölüm oluyor ve sorumlunun tutuklanmasını istiyor, bu isteğine olumlu karşılık verilmesi gerekmektedir.

Demek bu konuda ilgili tüm tarafların duyarlı olması, sorumluluk duyması gerekiyor.

Eğitimden denetime, iş güvenliğinden polisiye tedbire kadar herkes üzerine düşeni yapsa, zaten bu sorunları bu kadar yakıcı yaşamazdık…

YORUM EKLE