İş ve sosyal hayatta boşa kürek çektiğimiz hissi ile nasıl başa çıkarız?

   Bazı soru işaretleri, insanın ve emeğin olduğu her yerde istisnasız olarak ortaya çıkar. Bu durum kimi zaman içinde bulunduğunuz çevreye, yeteneklerinize, kendinize ya da kapasitenize olan inancınızın sarsılmasına neden olabilir.

   Eminim herkes hayatında birkaç kez “Neden bunu yapmaya devam ediyorum ki?” sorusunu hayatın farklı alanlarında kendine sormuştur:

- Neden hala bu işi yapıyorum?

- Neden bu insanlarla birlikteyim?

- Harcadığım emeğin karşılığını ne zaman alacağım?

- Bunu yapmamın ne anlamı var?

   Kimi sorular yapıcı ve insanı harekete geçirici olabilirken, bu sorular çoğu zaman içinize ümitsizlik tohumu eker.

   Eğer siz de hayatın belirli alanlarında boşa kürek çektiğinizi hissetmeye başladıysanız, bazı konularda derinleşmek iyi gelecektir.

   Önce nedenlerini, sonra bu konuda neler yapabileceğimizi inceleyelim.

Neden boşa kürek çektiğimiz hissine kapılırız?

   Sebepler ve bahaneler birbirine karışmasın. Burada bir sorumlu değil, hislerimizin kaynağını aramaya çalışıyoruz. Öncelikle bu hissin tamamen dış etkenlere bağlı olmadığını kabul etmek gerekiyor. Bazı insanlar, durumun yarattığı melankoliye doğuştan yatkındır. Ancak burada sorumluluk almak ve bu hissin kaynağında yatan etkenlerin ne kadarı içten, ne kadarı dıştan geliyor iyi analiz etmek son derece önemli. Bazı olaylar dış etkenlerden bağımsız olarak tamamen kendinizle alakalıdır, bazılarıysa siz ne kadar güçlü durursanız durun zihninizdeki duvarları kırmış ve kontrolünüzün tamamen dışına çıkmıştır.

   Peki bu duygular nasıl gerçekleşir ve bize neler anlatır?

Değişim sinyali

   Rutinin içinde kalmak ya da herhangi bir değişim görmemek sizi kapana sıkışmış hissettirebilir. Bu nedenle durumu çok karmaşıklaştırmadan sonuç bellidir. Hayatınızdaki değişim sinyaline dikkat etmiyor olabilirsiniz. İlginçtir ama bazen zihniniz, farkındalığınızın çok daha ötesinde bazı sinyaller gönderir. Kaygılar, kaynağını bilmediğiniz korkular da bu işaretlere dahil. Bu sefer hayatta kalmak yerine hayatınızı güçlendirmek için bu mekanizmaya güvenebilirsiniz.

Uzun vadeli hedefler

   Kendimize sürdürülebilir başarı en önemlisi, hiçbir başarı tek gecede gelmez dedik durduk. Ancak bu inanış bir geri tepmeye yol açabiliyor. Örneğin, hedefleri uzun bir süre boyunca erişemeyeceğiniz kadar uzağa koyup, sadece gelecek odaklı düşünürseniz bugünü kaçırırsınız. Çok uzun vadeli hedefler size çoğu zaman hızlı geri dönüşler sağlamaz. Böylelikle amacın uzaklığı, amaçsızlık hissini besler. En iyisi ‘kısa, orta ve uzun vadeli planlar’ yapıp, önem sırasına ve ihtiyaca göre hayata geçirmektir.

Geri dönüş eksikliği

   Harcadığınız eforun bir şeye hizmet ettiğini görmek, bir etki yarattığını bilmek ya da bir karşılığını görmek bu noktada beklentileriniz doğrultusunda size doğru yönde gittiğiniz hakkında ipuçları verir. Böylelikle etkiyi görüp, emek verdiğiniz şey neyse ona dair inancınız artar. Bu durumu takdir edilmeyen çalışan ile hak ettiği şekilde takdir edilen çalışan arasındaki farkla gözlemleyebiliriz. Harcadığımız çabaya gösterilen adaletli geri dönüş, sadece çabamızı değil bizi de değerli hissettirir.

Laus virtutis reflexio est (övgü erdemin yansımasıdır)

İlk hatalar

   Herhangi bir konuda kendinize dair inancınıza en sert darbeyi muhtemelen ilk hatanızı yaptığınız an alırsınız. İlk hataları doğru yorumlamak bu yüzden önemlidir.

   İlk hatadan sonraki zihinsel iyileşme sürecini sağlıklı atlatamazsanız, muhtemelen günün sonunda kendinize olan inancınız kaybolmaya yakın olacaktır. Çünkü bir kere “ben başarısızım” zihin yapısına girildi mi, çıkmak o kadar uğraştırır. Hataları kabullendikten sonra bu durumun öğrenmenin bir parçası olduğunu anlamak ve hataları yorumlamak avantaj sağlasa da ilk hataların etkisi biraz yıkıcı olabiliyor.

Bu hisse karşı neler yapabiliriz?

   Kaynağı bulduktan sonra, birçok şey sizin için daha net olabilir. Fakat tek başına yeterli değildir. Kendiniz için sağlıklı hamleler yapmanız da gerekiyor.

   Elbette sorunlara karşı yapacağınız hamleler de değişecektir. Öyle ki bazen ihtiyacınız olan hiçbir şey yapmamak bile olabilir. İnceleyelim.

Her şeyin anahtarı “kabullenmek özgürleştirir”

   Hayatta en kolay ve en hızlı değişen unsurlardan biri duygulardır. Hayatınızın en kötü günü aldığınız bir haberle en güzel güne dönüşebilir. Tam tersi de oldukça olağan. Bu döngüyü kabullenmek de, aslında ufak sorunları büyütmemeniz için yardımınıza koşar. Kibritte yanan bir ateşi söndürmek için itfaiye çağırmanıza ya da yangın söndürücü kullanmanıza gerek yoktur. Duygular dinamiktir, kısa süreli bir hisle hayatınızı etkileyen zorluk arasındaki ayrımı doğru yapmak gerekir.

Kendi geri bildirim sistemini oluşturmak

   Farz edelim ki uzun vadeli hedeflerinize ilerlerken doğru yolda olduğunuza dair bir geri bildirim alamıyorsunuz. Dolayısıyla çabanın ve zamanın doğru harcandığı konusunda da bir fikir sahibi olamıyorsunuz. Bu noktada detaylı bir plan ve o uzun vadeli hedefinizin nihai noktasına kadar beklentilerinizi yazabilirsiniz. Küçük başarılar eklemek ve dünden bugüne kendi adınıza yarattığınız farkı görmeniz hayatın birçok alanında işe yarar.

Sonuç odaklı değil, süreç odaklı düşünmek

   Sonuçlara odaklanmak kolay olduğu kadar bazen yıkıcıdır da. Özellikle saplantı derecesinde sonuçlara odaklanmak bu konuda en yıpratıcı davranışlardan biridir.

   Hayatta bir şeyin garantisini yolun başında ya da ortasında alma şansınız bulunmuyor. Ancak ihtimalleri artırmak tamamen sizin elinizde. Garantisi olmayan bir konunun garantisini beklemek, bir şeyi garantiler: Yarım kalmışlık.

   Bazen en olmayacak zamanda sonuca ulaşırsınız, bazen de sürekli sonuca ulaştım umuduyla, durakları bitiş çizgisi sanırsınız.

   Ralph Waldo Emerson’dan bir sözle durumu özetleyelim: “Önemli olan varılacak yer değil, yolculuğun kendisidir.”

   Motivasyon insanın yakıtıdır. Ama boş taahhütler, göstermelik destekle değil.

   “İnsanın gerçekte ihtiyaç duyduğu şey, gerilimsiz bir durum değil, uğruna çaba göstermeye değer bir hedef, özgürce seçilen bir amaç için uğraşmak ve mücadele etmektir.”

   Ve insan hedefe ulaşmak için mücadele ederken inanmalıdır ki bu hedefe ulaştığında ‘yarı yolda bırakılmayacak’ ve aynı işte yeni projeler üretmeye, yeni hedeflere ulaşmaya devam edecektir. Kullanılmış olma hissi ise en kötüsü!...

YORUM EKLE

banner75