İşbirlikçiler

   Hep akvaryumda yaşadığımıza hayıflanırız kendi aramızda. O akvaryum ki ne işbirlikçiler gördü yüzgeçleri eriyen ve pulları dökülen… Son dönemde ise akvaryumdan su sızmasını engellemeyi kendine görev bilen, zehirliler türedi. Muhaliflerin konuşmasını önlemek için akvaryumun etrafını silikonlamak en mühim işleri… Partilerinde sol adına ne varsa kurutmuş, kura kura faşizm kurmuşlar. Yeniden seçilebilmek hevesiyle işbirlikçilerin peşine takılanlarsa büyük kabahat işliyor. Akılları sıra sosyal medyadan Cumhurbaşkanı Akıncı’yı savunan mesajları paylaşarak tepki gösterdiklerini varsayıyor, Face sayfalarında solculuklarını kurtardıklarını sanıyorlar. Bu halk sizleri unutur mu hiç? Gıkı çıkamayanların bir daha milletvekili seçilebilmek umuduyla ağızlarını kapatıverdikleri yutulur mu? Akıncı bedellerini göğüsleyerek sözünü söylemiş, duruşunu her şartta korumuş tek liderdir. Gerisi ‘yo’ hükmündedir. ‘Yok’ derdik eskiden. K’ları gitti. ‘Yo’ kaldılar, o’ları ve y’leri de silinecek acizlikten, korkaklıktan ve hesapçılıktan…
   ***
   Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, Türkiye’de hapsedilen gazeteciler gerçeğine rağmen ifade özgürlüğünü kullanma mücadelesini sürdüren bir mihenk taşı. Kıbrıs konusunda yazdıkları ise kendisine yakışmayan bir yavanlık içeriyor. Milliyetçi damarı Kıbrıs’ta ‘kan’la yoğrulan ganimet, rica ve rüşvet düzenini ve asimile düzenin anlı şanlı mimarlarının gerçekte neler yaptıklarını görmesine set çekiyor. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın Türkiye’deki FETÖ darbesini Kıbrıs’tan ilk kınayan siyasetçi olduğunu, ‘diğerleri’nin olur da darbe tutarsa hesabıyla sabahı beklediklerini belli ki hatırlamak istemiyor Özdil. KKTC Meclisi’nin ve Afrika Gazetesi’nin basılması sırasında Cumhurbaşkanı Akıncı meydana inmese daha neler olabileceğini ve ‘diğerleri’nin linç girişimcileri ile neden kol kola girdiklerini galiba anlamazlıktan geliyor. Kıbrıs’ta nasıl bir yağma düzeni yaratıldığını, Türkiye’de bizzat eleştirdiği anti-demokratik politikaların Kıbrıslı Türklere de uygulandığını unutuveriyor. Cumhurbaşkanı Akıncı’ya yönelik yersiz ve mesnetsiz ifadelerini aynen kendisine iade edebilirdik ama bence Yılmaz Özdil kazanılmalı ve Kıbrıs’taki bazı ‘ulusalcı’ların geçmişteki ve realitedeki, tamamıyla şahsi ajandaları Türkiye kamuoyunda deşifre edilmelidir. Zatıalilerini Ada’ya her zaman bekleriz. Gerçekleri duyması için!
   ***
   Suriye’de kafa kesen cihatçı IŞİD’lilerin tutuklu bulunduğu 7 kamp var. Kamplardaki toplam IŞİD’li sayısının 14.065 olduğu kaydediliyor. Amerikalılar Türkiye harekatı sırasında IŞİD kamplarından 500 IŞİD’linin kaçtığını iddia ediyor ve Türkiye’yi ‘IŞİD’i tekrar canlandırmak’la suçluyor. Türkiye ise IŞİD üyelerinin Suriye’nin işgaline destek veren PKK bağlantılı terör grupları tarafından maksatlı serbest bırakıldığını ileri sürüyor.
   ABD ve Trump dünya kamuoyunda sabıkalı ancak Rusya ve Suriye haber ajansları da kamplardan IŞİD’lilerin kaçmasından Türkiye’yi sorumlu tutan haberler yayınlıyor. Diğer taraftan, Suriye ordusu bölgedeki Kürtlerle anlaşma yapıyor ve Türkiye’nin harekat yaptığı alana doğru ilerliyor. Rusya da Esad’la birlikte adım atıyor. Suriye resmi haber ajansı SANA, Suriye ordusunun ülkenin kuzeyine doğru ilerlemesine ilişkin sürekli video haberler yayınlıyor ve halkın Suriye askerlerini selamlamasına ilişkin görüntüler aktarıyor. Türkiye Orta Doğu’daki en yakın müttefiklerinin desteğini yitirerek, Suriye’de yalnızlaştırılıyor.
   Suriye, 2014 yılında bölgesindeki Kürtleri otonomi istedikleri için sindirmişti. Suriye’nin işgalinde Amerikalıların yanında yer alan terör yanlısı Kürt grupları Suriye rejimi tarafından ‘işbirlikçi’ olarak kabul ediliyordu. Bugün Suriye, topraklarında daha büyük ‘tehdit’ olabileceğine inandığı için Türkiye karşısında terörist Kürt gruplarıyla birlikte hareket ediyor.
   Türkiye’nin Suriye politikasındaki problematik, PKK gibi terörist unsurları Türkiye sınırından uzaklaştırmak istedikçe Suriye yönetimi ile uzlaşmaya yanaşmadığı için terörist grupları bölgeden geri çektirememesidir. Şu halde, Türkiye’nin Suriye yönetimi ile diyalog kurmaktan başka çaresi mi var? Tersini düşünelim: Farz edelim ki Suriye’nin sınırına yakın, yıllarca terör estirmiş oluşumlar mevcut. Suriye Türkiye’deki terörist grupları sınırından uzaklaştırmayı istiyor ve Türkiye’nin sınırlarından içeriye giriyor; Türkiye sessiz kalabilir miydi? O nedenle de zaten barışcıl ve diplomatik çözümler asıl işe yarar sonuçları üretmiyor mu?

 

YORUM EKLE

banner107

banner96