İstikrarlı para birimine (Euro) geçiş meselesi

İstikrarlı bir para birimine geçişle ilgili olarak ülkemizde bir tartışma yaşanıyor. Bazı kesimler bunun imkansız olduğunu söylüyor. Benim de içinde bulunduğum ekonomist ve finans uzmanı diğer bir kesim ise, bunun olabileceğini ve üzerinde ciddi olarak çalışılması gerektiğini ifade ediyor.

Daha önceki yıllarda da istikrarlı para birimine geçiş, toplum içinde konuşulmuş fakat bu konuda bir ilerleme kaydedilmemişti. Fakat bu konu artık, öyle kolay kolay vazgeçilecek bir konu olmaktan çıkmıştır.

Ülkemiz piyasasında döviz kullanımı çok yüksektir. İhtiyaçlarının çok önemli bir kısmının yurt dışından ve dövizle ithal edildiğini ve piyasada satılan ürünlerinin çoğunun dövizle fiyatlandığını düşündüğümüz zaman, zaten piyasanın dövize geçtiğini görebiliyoruz. Bende, bugünkü yazımda, Euro’ya geçiş konusunu irdelemeye çalışacağım.

İstikrarlı para birimine geçiş, TL’de yaşanan değer kaybı ve enflasyon sarmalından kurtulma imkanını doğurabilecektir. Elbette, bu geçiş, akşamdan sabaha hemen olamayacaktır. Ancak, bu hedefin masada olması ve tartışılması çok önemlidir.

Euro’ ya hemen geçmemiz çok kolay değildir ama geçilmesi, imkansız da değildir. Bu konu çalıştaylar ve konferanslar düzenlenerek sistemli bir şekilde ekonomistler, finans uzmanları, bankacılık sektörü, ekonomik örgütler ve sivil toplum örgütleriyle irdelenmelidir. Ancak, bu şekilde düzgün bir sonuç çıkabileceğine inanıyorum.

Ülkede son dönemde yaşanan döviz artışlarıyla birlikte, yatırım ve büyümenin önü kapanmış, halkın refahı düşmüş, ekonomik daralma ve tüketimin düşmesi, iflasları, işsizliği ve borçları da patlatmıştır. Bunların daha da çoğalmaması için, Euro konusu detaylı bir şekilde tartışılmalı, en doğru formül de, uzmanlar tarafından istişare içerisinde bulunabilecektir.

Öte yandan, Türkiye’nin, KKTC bütçesine önemli katkıları olan bir ülke olarak bu konudaki görüşleri önemlidir. T.C, bütçemizin nerdeyse yüzde 25 düzeyinde olan bu katkıyı bize TL cinsinden yapıyor. Teknik olarak bize Euro cinsinden yardım yapması da mümkündür. Ayrıca, Türkiye’nin bize verdiği kredileri zaten dolar cinsinden yazdığını da biliyoruz.

Bunun da Türkiye ile detaylı bir şekilde konuşulması gerekiyor. Biz para basamayacağımız için, Euro’ya geçişte oluşacak kaynak açıklarının nasıl kapatılacağını iyi hesaplamamız gerekiyor.

Diğer taraftan, bizim Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz eskiye nazaran daha sorunlu olsa da, bir şekilde devam etmektedir. Bu bağlamda, Euro’ya geçiş konusunda AB ile bu konuları konuşmak, temas etmek fayda sağlayabilir.

Halihazırda, AB ile Kuzey Kıbrıs arasında Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde ilişkiler devam etmekte ve AB, Kuzey Kıbrıs’a her yıl mali yardım yapmaktadır. Bu bağlamda, Euro’ya geçiş konusunda, AB’den teknik destek ve tüzük çerçevesinde mali yardım talep etmenin söz konusu olup, olmayacağı konuşulabilmelidir.

Euro’nun piyasada kullanılmasıyla, ne gibi aksilikler ve riskler yaşanabilir bunu iyice araştırmalı ve farklı kesimlerle konuşmalıyız. Detaylı bir istişare süreci yapılarak, konunun ekonomistler, bankacılık sektörü ve ekonomik örgütlerle ciddi çalışmalar ve projeksiyonlar yapılarak, değerlendirilmesi şarttır.

Dünyada, kendi paraları dışında para birimi kullanan ülkeleri de araştırarak, onların hangi yollardan geçtiklerine bakılabilecektir. Örneğin, Kosova ve Karadağ gibi ülkeler Avrupa Birliği ve Euro bölgesi üyesi olmamalarına rağmen, kendi iradeleri ile Euro kullanmaktadırlar. Dolayısıyla, Euro’ya geçişte yaşadıkları detaylı bir şekilde incelenmeli ve tecrübelerinden yararlanılmalıdır. Bunu yapmak, bize ışık tutup, yol gösterici olabilecektir.

İstikrarlı para birimine geçişle birlikte, şirketlerin muhasebelerini Euro cinsinden tutma ve vergilerini bu şekilde ödeme konusu da uzmanlarla istişare edilmelidir. Gerekirse, belli bir mali yıl içinde deneme yapılıp, o yıl ülke gelirleri ve giderlerinde Euro kullanımı denenebilir ya da kur sabitlemesi yapılabilir veya piyasada hem TL, hem Euro kullanımı da uygulanabilir. Böylece, alternatifler denenip, oluşabilecek riskler de test edilebilir.

Geçişle ilgili olarak detaylı hazırlıklar yapılması şarttır. Öncelikle ülkenin yasal ve mevzuat alt yapısının hazırlanması gerekmektedir. Euro’ya geçen ülkeler, bunun hazırlıklarını yıllarca kademeli bir şekilde süren yoğun çalışmalar yürüterek yapmışlar ve ona göre uygulamaya başlamışlardır.

Madalyonun öbür yüzünde de, TL’de yaşanan aşırı değer kaybı ve oluşan yüksek enflasyondan doğan kayıpların da, bütçemize ek yük getirmesi bulunmaktadır. Örneğin, devlet tarafından yapılan 2022 yılı bütçesi, henüz uygulamaya girmeden, son birkaç ayda aşırı değer kaybeden TL ve yükselen enflasyondan dolayı yerle bir olmuş ve nerdeyse üçte bir oranında azalmıştır.

Devletin bu şekilde yüklendiği yüksek enflasyon vergisinin, yaşadığımız bütçe kayıplarının telafi edilmesi konusunun, TC ile mutlaka konuşulması gerekmektedir. Türkiye ile yapılacak ekonomik protokollerde enflasyon dan kaynaklı kayıpların yer alması büyük önem arz etmektedir.

Netice itibarıyla, stabil bir para birimine geçmenin ülke ekonomisine büyük bir istikrar sağlayacağını aşikardır. Bunun gerçekleşmesi, hem devlete, hem özel sektöre, hem de halkın önünü daha iyi görebilmesine katkı sağlayabilecektir.

Bu bağlamda, ülkemizde Euro’ya geçişin bir hedef olarak belirlenmesi çok değerli bir adım olacaktır. Yeni hükümetin en öncelikli görevlerinden biri, Euro’ya geçiş sürecini tartışmak ve ilerletmek olmalıdır.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104