İstiridyeleri incilerine kavuşturan kadın, tüm ödüllere layıktır

Gazeteci arkadaşımız Sevgül Uludağ, “Nobel Barış Ödülü”ne aday gösterildi. Bu sevindirici bir haberdi bizim için… Bu ödüle layık gösterilmek çok büyük bir onurdur ve arkadaşımız bunu fazlasıyla hak ediyor.

Sevgül Uludağ, tam 18 yıldır kayıplarla ilgili araştırmalar yapıyor... Araştırıyor ama yalnızca gazetecilik yapmak değil amacı, aslında çok yüce bir hizmettir yaptığı. Tam 18 yıldır gecesini gündüzüne katarak, kayıp mezarlarını bulmak için uğraşıyor. Açtığı isimsiz ihbar hattı ile çok sayıda insandan bilgi topluyor. Emeğine acımadan, kendisine yöneltilen tehditlere aldırmadan, Kıbrıslı Türk- Rum demeden gidip insanları buluyor, ikna ediyor, konuşturuyor.

Sevgül Uludağ, zamanla yarışıyor, insanlar sırlarıyla ölmeden onlara ulaşmanın, daha fazla kaybı bulmanın yollarını arıyor. Kayıpların acı öykülerini, toplu mezarları, savaşa ve kayıpların gömülmesine tanık olanların anlattıklarını yazıyor… Yıllardır bıkmadan, usanmadan Yenidüzen Gazetesi’ndeki köşesinde Kıbrıslı Türk okurlarıyla paylaşıyor bulduklarını, konuşturduklarını. Kıbrıslı Rumlara da Politis Gazetesi’nde yazarak ulaşıyor. Kendi bloğundan da İngilizce yazıyor…

Kimi zaman gözyaşlarımızı tutamadık yazdıklarını okurken, kimi zaman yazdıklarından savaşın acımasızlığını, insanın insana yaptığı kötülüğü okuyarak öfkelendik… Gayrı resmi tarihimizin acılı bir bölümü yer alıyor Sevgül Uludağ’ın yazdıklarında.

Sözlü tarih, röportaj formatında bir de kitabı var Uludağ’ın… İsmi “İncisini Kaybeden İstiridyeler”, “Kıbrıs'ta kayıplar, toplu mezarlar, ölümün kıyısından dönenler” alt başlıklı kitap İngilizceye ve Yunancaya da çevrildi. “İncisini Kaybeden İstiridyeler”, çok sattı, uluslararası alanda da çok büyük ilgi gördü.

“İncisini Kaybeden İstiridyeler” anlamlı bir kitap ismiydi. Hikayesini bilirsiniz herhalde, istiridye kum taneciklerini biriktirerek, çok büyük zahmetlerle inci oluşturur. İnci, adeta kalbi gibidir istiridyenin. İstiridyeden inciyi koparıp almak zordur, adeta vermek istemez inciyi ve koparıp aldığınızda da istiridyenin ömrü bitmiş olur, onu öldürürsünüz yani. Yakınlarından koparılıp “kayıp” listesine yazılan Kıbrıslılar da işte bu ülkenin incileridir. İncisini kaybeden istiridyeler de kayıp yakınları. Kalbi söküp alınan ve buluncaya kadar da huzura varamayan istiridyeler gibidir kayıp yakınları. İşte Sevgül Uludağ, yıllardır istiridyelerin incisini bulmasına yardımcı oluyor. (Siz isterseniz inci ile istiridyenin yerini değiştirerek de okuyabilirsiniz.)

Bundan 16-17 yıl önce Sevgül Uludağ bana, “Cenk Mutluyakalı’nın gazetenin başına geçmesi benim şansımdır. Çünkü beni gereksiz işlerle uğraştırmıyor. Benim tek işim artık kayıplar, tanıklıklardır” demişti. Hatta bunu birkaç kez söylemişti. Sevgül Uludağ’a sonsuz özgürlük veren ve güvenen Mutluyakalı, personelinin yeteneğini ortaya koymasına yardımcı olması, yüreklendirmesi ile çok önemli bir iş yaptı… Sevgül Uludağ, bu güvenin karşılığını fazlasıyla verdi.

Sevgül Uludağ, ayrıca Kayıp Şahıslar Komitesi’nin gayrı resmi personeli gibidir. Onlara çok büyük katkıları oldu. Kayıp yakınları ile büyük dostluklar kurdu. Savaşa, iki toplum arasındaki olaylara, TMT’deki iç kavgalara tanık olanları da konuşturmayı başardı. Yazdığı yaşanmış öykülerinin hemen hemen hepsi ibretliktir, onları okudukça savaşa daha da kinlendik, barışın ne kadar önemli olduğunu kavradık.

Babam, ben gazeteci olduğum halde bana anlatmadı TMT anılarını ama Sevgül Uludağ’a anlattı. Uludağ, babamı ikna edip Glavya’da meydana gelen bazı olayları köşesine taşıdı. Kıskanmadım, tam tersine, arkadaşımın köşesinde babamın da anlattıklarının yer almasına sevindim. O, Sevgül Uludağ’dır, ikna onun işidir…

Sevgül Uludağ, “Nobel Barış Ödülü” adaylığından önce de çok sayıda uluslararası ödül kazandı. Uludağ, yaşamını barışa, mücadeleye, kadın mücadelesine adamış örnek bir gazeteci, hakiki bir barışsever, yılmaz bir aktivisttir.

Sevgili arkadaşım çok sayıda istiridyenin incisine kavuşmasına yardımcı oldu. Evet, o inciler sökülüp alındığı yere eskisi gibi oturmayabilir ama en azından kavuşturdu onları. Zamanı durdurdu, o ezici bekleme sürecini bitirdi. Tebrik ederim arkadaşım, seninle gurur duyuyoruz…

 

YORUM EKLE