İşyerlerinin yüzde 80’i açılmaya başlarken virüs tedbirlerinden taviz verilmemelidir

   Dün itibarı ile yaklaşık 50 gün sonra ülke olarak açılmaya başladık. Salgın sürecinin yaşandığı ve eve kapandığımız bu süreçte halkımız gerçekten disiplinli bir şekilde davranarak önemli bir başarı sağlamıştır. Uzun süredir evlerinde kapalı kalan vatandaşlar ve işyeri sahipleri bu açılmaya sevinirken, konunun uzmanları ise tehlikenin devam ettiği uyarısını yapmaktadırlar.
   Diğer ülkelerdeki hataları ve ihmalleri gören halkımız, sağlık çalışanlarının uyarılarıyla duyarlı davranarak ve kendi tedbirlerini alarak bu başarıyı sağlamıştır. 15 gündür vaka görülmemesi de bu başarı sayesinde olmuş ve açılmanın kademeli olarak başlamasına fırsat yaratmıştır.   Salgın halen sona ermemiştir. Dolayısıyla, Covid-19 ile mücadele henüz bitmemiş olup, insanlarımızın yaşam biçimlerini virüsle mücadeleye göre şekillendirmeleri gerekecektir. Dünyada salgın devam ettikçe ve etkili aşısı bulunmadıkça kimsenin rehavete kapılmaması gerekmektedir.
   2. büyük salgın dalgasının olabileceği ve çok ağır seyredebileceği, hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bu bağlamda,  toplumdaki herkes, hijyen şartlarına uymalı, sosyal mesafeyi korumalı ve mutlaka maske takmalıdır.
   Halkın, kendi önlemlerini uygulamaya devam etmesi, virüsle savaşta başarıya büyük katkı sağlayacaktır. Mecbur olmadıkça kalabalık ortamlarda bulunulmamalıdır. Ayrıca, 65 yaş üstü kişiler ve kronik rahatsızlığı bulunanların mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaya devam etmeleri gerekmektedir.
   Bunun yanında, işletme sahipleri ve çalışanlara, alınması gereken önlemlerle ilgili eğitim verilmeli ve herhangi bir vaka çıkması halinde temasta olan kişileri tespit etmek için, işletmelerin müşteri kaydı tutması büyük önem arz etmektedir.
   Müşteriler işyerlerine az sayıda alınmalı ve mümkün olması halinde de randevulu çalışılmalıdır. Özellikle, inşaat sektöründe ise, işçileri taşıyan taşıtlarda da gerekli önlemler alınmalı ve işçiler kalabalık araçlarla işyerlerine taşınmamalıdır.
   Öte yandan, birçok işyerlerinin açılması ile birlikte, işyerlerinde arkadaş ziyaretlerinden, aile ziyaretlerinden, piknik yapmaktan ve misafirliklerden kaçınmaya devam edilmelidir.
   Bakanlar Kurulu kararı ile, dünden itibaren birçok iş yeri çalışma hayatına geri döndü. Bu iş yerlerinde uygulanacak kurallar hayati önemdedir. Piyasanın yaklaşık yüzde 80’i açılıyor. Kademeli açılma dendi ama bir defada ekonominin büyük bir kesimi açılıyor.
   Bu iş sadece maske takma ve el yıkama ile olmaz. Sağlık Bakanlığının genelgesine göre, gerekli hijyen koşulları, dezenfekte işlemlerinin yapılması ve ateş ölçer bulundurulması şart. Bu bağlamda, ateş ölçer ve dezenfektan ürünlere büyük talep olmasından dolayı bazı satış yerlerinde bu ürünlerin fiyatları oldukça yükselmiş durumda. Ateş ölçerler 400-600 TL bandında satılıyor.
   Bunların yanında, işyerlerinde çalışanlarla işyerine gelecek olanları ayıracak bariyerler bulundurulmalı ve büyük işletmelerde vardiyalı çalışma sistemi uygulanmalıdır. Ayrıca, çalışanlara test de yapılması gerekiyor. Bütün bunlar da masraf gerektiriyor. Bütün bu işlemlerin yerine getirilmesi de sağlık tedbirleri açısından olmazsa olmazdır.
   Peki, 50 gündür kapalı olan, gelir elde edemeyen, kira ödeyemeyen, bankaya borcu olan birçok işletme bu masrafları nasıl ödeyecek? Üstüne üstlük, bir de döviz kurları yükseldi ve maliyetler arttı. İşletmelerin bir çoğunun desteğe ihtiyacı var. Fakat, ortada somut olarak henüz bir maddi destek yok.
   Yaşadığımız küresel salgının en önemli boyutu elbette ki sağlıktır. Ama, ekonomik boyut da ülkemiz ve insanlarımız için en önemli konulardan biridir. 50 gündür kapalı olan ve ekonomik olarak çok zor durumda olan esnaf ve küçük işletmeler, haklı olarak biran önce işyerlerini açıp, çalışmak ve hem kendilerinin hem de yanlarındaki çalışanların geçimlerini sağlamak istemektedirler. Ekonomik anlamda kimsenin dayanacak gücü ve sabrı kalmamıştır. Devlet destekleri de geçen süreç içinde somut olarak kimseye henüz ulaşmamıştır. Bu bağlamda, açılmayı sabırsızlıkla isteyen işletme sahiplerini anlamak hiç de zor değildir. Bu noktada herkesin empati yapmasında ve hoşgörü göstermesinde yarar olduğuna inanıyorum.
   Öte yandan,  ülkemizdeki doktorların meslek örgütleri ve sendikaları bir açıklama yaparak, bir anda bu kadar çok işyerinin açılmasının çok riskli olduğunu ve bugüne kadar başarı ile yürütülen sürece ciddi zarar verebileceğini vurguladılar.
   Yapılan açıklamada, sağlık altyapısında gerekli iyileştirmelerin yapılmasından sonra, açılmanın
   kademeli olarak en az riskli alanlardan başlanarak ve sınırlı sayıda insanı hareket ettirecek şekilde olması gerektiği belirtildi. Halbuki, bizdeki açılmanın bu kriterlere uymayan ve toplumun büyük bir kısmını açarak ve sokağa çıkma yasağını kaldırarak çok büyük bir risk alındığı vurgulandı.
   Aslında, bu kadar yoğun bir açılmadan sonra, önümüzdeki günlerde umarım vaka sayısında büyük artışlar yaşamayız. Aksi halde, halka yine benzer süreçleri yaşatırsak ve hade tekrardan kapanıyoruz dersek, yaşanılacak psikolojik yıkımı düşünmek bile istemiyorum. Nitekim, bazı ülkeler rehavete kapılıp, tedbirleri kaldırınca vakaların yeniden çoğaldığını gördük.
   Ülkede, salgın tedbirleri süresince kapalı olmayan marketler, bankalar, eczacılar, fırınlar, benzinciler, kasaplar, belediyeler, polisler ve açık olan devlet dairelerinde çalışan ve test yapılmayan birçok insanımız bulunmaktadır. Ayrıca , doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanlarının birçoğuna henüz test yapılmadığı bilgisini aldık. Umarım, yapılacak bu testlerden yeni vakalar çıkmaz. Aksi halde, ülke olarak tekrardan başa dönme tehlikesi yaşayabiliriz.
   Hekim örgütlerimizin de vurguladığı gibi, virüs tedbirlerinin kademeli olarak ve belli zaman dilimleri arasında ve gözlem ve değerlendirmeler yapılarak, yavaş yavaş kaldırılmasının daha doğru olduğuna inanıyorum.
   Dünyada, bu gibi açılma kararlarını, doktorların ve bilim insanlarının oluşturduğu bilim kurulları vermektedir. Bizdeki böylesine büyük açılma, bilim kurulu kararı ve onayı ile mi yapıldı? Merak ediyorum doğrusu.
   Son tahlilde, Hiç istemediğimiz bir senaryo olan, 2. dalga salgına tedbir amaçlı olarak mutlaka hazırlıklı olmalıyız. Bunun için de, Pandemi hastanesi ivedi olarak hazırlanmalı ve başta yoğun bakım bölümü olmak üzere, bütünü ile hem ekipman hem de tıbbi malzeme olarak güçlendirilip, tam teşekküllü bir hale getirilmelidir.
  

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104