İyi şeyleri çizdik

Sosyal ok genelde eleştirir dendiğinde, iyi şeyler olsun da onu da kritik edelim deriz.
   Son dönemde sadece açıklama boyutunda da olsa sosyolojik olarak olumlu noktaların altını çizmede fayda var.
 

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın önemli vurguları
   Sayın Akıncı, “Kıbrıs Türk halkının hakkını ve varlığını korumanın bilincinde olması gerektiğini vurgulayarak “Bunun başka yolu yoktur” dedi.
   Toplumsal bilinç noksanlığı yaşadığımız önemli bir gerçektir. Günümüzde Kıbrıs Türkü ya da KKTC halkı deyin fark etmez ne yazık ki büyük bir tükenmişlik hissi içindedir. Kendi hakkını savunamayan, savunmanın boşuna olduğuna inanan, ne yaparsak yapalım gidişatı değiştiremeyen, egemen olamayan, iktidar olamayan bir bilinçsizlik düzeyinde yaşadığımız ne yazık ki gerçek. Bu bir an önce değişmelidir.
   Cumhurbaşkanı Akıncı, “ülkenin bir nüfus politikasının olması gerektiğini Nüfus bilinecek ki, eğitim planlaması yapılabilsin, sağlık planlaması yapılabilsin ve gerekleri yerine getirilebilsin. Biz bu planlamaları yapmaktan aciziz, çünkü bu rakamları bilmiyoruz.”
   Çok da yorumlanacak bir dokurum yok. Nüfusunu bilmeyen bir yönetim Acizdir. Bu nettir. Her türlü planlama için nüfus dokusu ayrıntılı bilinmelidir.
   Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi aksi “ACİZLİKTİR.”
   “TOPLUMSAL PSİKOLOJİ GİDEREK BOZULUYOR” vurgusu önemli. Ekliyor “Toplum olarak giderek olumsuzlukları, anomalileri kanıksamaya başladık. Soygunlar, iş kazaları, cinayetler, trafikte yiten onlarca can”.
   Toplum bunlara reaksiyon vermiyor diyor. Haklı. Reaksiyon vermeyen ve her türlü olay ve paralelinde gelen açıklamayı kabul eden bir toplumda olumsuzluklar düzelmez. Toplum talep etmezse siyaset uyur.
   “TERÖR VE KİTAP OKUYUCULUĞU ARASINDA KURULAN İLİŞKİ, TOPLUMUN ÖZGÜRLÜK ALGISINI ZEDELİYOR”
   Gerekçeler de açıklama da yer aldı. Geçen haftaki olayda hepimizde vurgulanan hissiyat oluştu. Ardından gelen olay kitapla değil açıklamaları yüreğimize su serpmedi. Hepimiz acaba bizim kitaplıkta neler var diyerek durup kukumav kuşu gibi düşündük. En kötüsü bir çoğumuz bu olayın ısmarlama olduğu ve sırf birilerine iş yaptığımızı kelle aldığımızı göstermek için yapıldı mı sorgulamasına gittik.
   Vahim hissiyatlar. Adı ne olursa olsun bu tür soruşturmalar mutlaka olabildiğinden açık gerekçelerle kamuoyu bilgisinde olmalı.
   Zaten yanı başımızda olan soruşturma ve tutuklama biçimlerinden “acaba buralar da böyle olur mu?” kaygısı varken. “İşte bizde de başladı” hissiyatını yaratmak faciadır.
 

Başbakan Erhürman’ın önemli vurgulamaları
   Sayın Erhürman, “KKTC’yi Türkiye’de yeniden algılatma ve tanıtmanın önemli olduğunu dile getirerek, bu amaçla fuarlar ve ortak toplantılar düzenlenebileceğini” kaydetti. Çok önemsenmesi gereken bir vurgu. Turizm kasıtlı yapılsa da Kıbrıs Türkünün, KKTC halkının özellikle Türkiye’de nezdindeki imajını değiştirmek için tanıtım ve Loby yapılmalı.
   Ne gerek var? Buna ne ihtiyaç var? Et ve tırnak saçmalıklarından vazgeçmek lazım.
   Karşılıklı çok da olumlu olmayan hissiyatlar var. Bağımlı olan bizim toplumumuz için bu daha önemli. Kurumsal ve toplumsal karşılıklı olumsuz algıyı değiştirmek gerekir.
   Bu ezilmişlik, aşağılanmışlık hissiyatı, işe yaramazlık hissiyatı, bilgisizlik ve tembellik damgaları, sürekli Türkiye’de faaliyet gösteren terörist odakların odağı olma suçlaması. Bunlar toparlanmaya çalışan, devlet kurmaya ya da var olan devleti yaşatma hedefi olan bir toplum için bu amaçlar ile bağdaşan durumlar değildir.
   O yüzden de Kıbrıs Türk Toplumu, KKTC halkı tekrardan imaj yenilemeli ve tanıtılmalıdır.
   Sayın Başbakan’ın bir vurgusu daha çok önemli. Yoruma ihtiyaç duymayan bir cümle.
   “ÜRETEN VAR OLUR YOK OLMAZ. ÜRETECEĞİZ VARLIĞIMIZI YÜRÜTECEĞİZ"


   DIŞ İŞLERİ BAKANI VE HÜKÜMET SÖZCÜSÜ KUDRET ÖZERSAY’IN ÖNEMLİ VURGULAMALARI.
   Sayın Özersay “Birbirimize karşı kırıcı olmadan, anlayışla hem yöneticilerin beklentilerine hem de halkın beklentilerine karşı anlayışla yürüyebilirsek, bu belirsizlik ortamında dünyada bir kimlik olarak, Kıbrıs Türk Halkı olarak, bu adada var oluruz ve var olmaya da devam ederiz” dedi.
   Toplumun bireysel ve kurumsal karşılıklı tahammülsüzlük ve nefret hissiyatları içinde olduğu ortada. Ne bireyler birbirlerine, ne kurumlar birbirlerine ne anlayış ve ne güven hissiyatı içinde.
   Bu bağlamda düzeni düzeltmeye yönelik siyasal ve toplumsal hiçbir hareket ne başlar ne de başlasa başarıya ulaşır. Toplumsal bütünlük ve toplumsal anlayış, dünyada bir kimlik olarak, Kıbrıs Türk Halkı olarak, bu adada var olabilmemiz ve var olmaya da devam edebilmemiz için hayati öneme sahip.
   Mevcut statükoda en zararlı çıkan toplum biziz. Kim ne derse desin toplumsal kimlik bilincimiz tanımlanamaz kadar kötü durumda. Bu kimliğin tahsis edilmesi için çözümü bekleye bekleye 40 yıl geçti ve durum ortada.
   Sayın Özersay’ın sık sık “beklemeden Kıbrıs Türkünün hakları ve kimliği konusunda hareket edilmesi gerektiği” vurgusu bu yüzden çok anlamlı. Bunu yapmaya da çalışıyor. Eleştirilere çok takılmadan devam etmeli. Kıbrıs Türkünün ne dünyaya ne de Türkiye nezdinde yokmuşuz gibi algılanması değişmeli.
 

Cesur yürek Özersay
   Diğer 2 hükümet ortağının gösteremediği cesareti göstererek Cumhurbaşkanı adaylığı hususunda hükümet ortaklarının hepsinin aday olması halinde bile hükümetin devamından anlaşıldığı şeklinde Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın açıklamasını düzeltmesi önemliydi. Net bir yalanlama gibi görünmese de durumun böyle olmadığını ve bu adaylık sürecinin hükümette her türlü sorun yaratabileceğinin altını çizdi.
   Aslında bu durumun, Özersay’ın dediği gibi olduğu, herkesin bilgisindeydi. Serdar Başkan bir manevra ile orda hükümetin devamına katkı sağlamaya çalıştı. Özersay’ın algıyı düzeltmesi de önemliydi.
   Garip olan Sayın Başbakan’ın ve diğer hükümet ortağının bu konuda hâlâ sessiz olması.
   Çizdik.
 

YORUM EKLE