Kadın cinayetleriyle ilgili korktuğumuz oldu

Gazetemiz daha birkaç gün önce, kadın sığınma evlerinin geri plana itildiğini manşetine taşımıştı.

Başyazımızda, “Kadın sığınma evi için ne bekleniyor?” diye sormuştuk.

Gazetemize konuşan kadın örgütleri, ülkede “ev içi şiddetle” ve “kadına karşı şiddetle” mücadele kapsamında, “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı” hazırlandığı halde, bu plan içerisinde kadın sığınma evi projesinin, yine son sıralarda yer almasını eleştirmişti.

Söz konusu planı önemseyen kadın örgütleri, planın yasal düzenlemeler, farkındalık yaratılması, koruyucu ve önleyici önlem alınması, kurumlar arası işbirliği gibi konuları içerdiğine dikkat çekiyordu. Kadına adli destek verilmesi, kira yardımı yapılması ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi kurulması için faaliyete geçildiğini belirten örgütler, buna rağmen projenin son aşamasında yer alması nedeniyle “Kadın sığınma evi” konusunda henüz bir çalışma başlatılmamasını eleştirmişti.

Kadın örgütleri, kadın sığınma evinin, kadına karşı şiddetle mücadele için çok önemli olduğunu söylemiş ve bir an önce yapılmasını istemişti. Örgütler, ayrıca sığınma evlerinin yanında her bölgeye şiddet önleme merkezleri kurulmasını da talep etmişti.

Zaman kaybedildiğini düşünen örgütler, 2017’de hazırlanan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı”nın uygulanmasının geciktiğini, mağduriyetlerin de sürdüğünü vurgulamıştı.

Biz de mağduriyetlerin sürdüğünün, polisiye haberlerinden, mahkeme haberlerinden de anlaşıldığını illa ki birisinin ölmesinin beklenmemesi gerektiğini söylemiştik. 2017 yılında 5 kadının cinayete kurban gitmesi zaten tehlikeyi gösteriyordu.

Hatta biz o manşeti atıp, başyazıda da bu konuya değindikten sonra, bizi arayan vatandaşlar, “Panik Butonu” sisteminin de yeterince tanıtılmadığını, birçok kadının bundan haberi dahi olmadığını söylemişti. Kadın örgütleri, duyarlı çevreler, bu tür saldırılarda önemli bir tedbir olan “Panik Butonu” sistemini bakanlığın tanıtmamasına anlam veremediğini söylüyordu.

Yani herkes, endişesini ortaya koyuyordu. Nitekim, korktuğumuz başımıza geldi ve yine bir kadın daha cinayete kurban gitti. Doğancı’da ayrılma aşamasındaki çiftin tartışmasında, bir adam eşini öldürdü.

O başyazıyı hazırlarken, kadın örgütlerinin istemlerinde ve tepkilerinde haklı olduğunu söylemiştik.

Her gün birçok kadının şiddet gördüğünü, ölüm tehlikesi atlattığını belirtmiştik. Geçen yıl 5 kadının cinayetten hayatını kaybetmesinin, doğal olarak herkesi korkuttuğunu söylemiştik. Örgütlerin haklı olduğunu belirtmiştik ve yazımızı “kadın sığınma evini tartışmak ve inşa etmek için yeni kadın cinayetlerinin işlenmesini beklemeyelim” diye bitirmiştik.

Biz bunları haklı çıkmak için yazmadık, amacımız birisini suçlamak, birisinin hatasını bulmak değildir. Ortada bir sorun olduğu için bunları gündeme getiriyoruz, çözülmesini istiyoruz.

Kadın Eğitimi Kolektifi, “kadın cinayetini” ve “Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi’nde bir çocuk gelinin doğum yapmasını” protesto etmek amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı önünde eylem ve basın açıklaması yaptı. Kadınlar bu eylemi, büyük bir üzüntüyle gerçekleştirdi. Amaçları birini dövmek değil, sorunlara çare bulunmasını sağlamaktır. Umarız yetkililer hem örgütlerin hem de basının hassasiyetini anlayabilir.

YORUM EKLE