Kadın sorunlarına ışık tutan, öneriler sunan çalıştaydan faydalanılmalı

“Yeter” dedikçe kadına şiddet olayları daha da artış gösteriyor. Her hafta eşine, sevgilisine şiddet uygulayan kişilerin haberlerini yapıyoruz. Çocuklarının gözünün önünde eşine şiddet uygulayan adamın haberi herkesi dehşete düşürdü. Kadına şiddet olaylarının ardı arkası kesilmiyor.

Ülkemizde devlet henüz kadını koruyamıyor. Bazı çalışmalar olmasına rağmen, bunların yeterli olmadığını görmek mümkün.

Toplumda da bu bilinç oluşmadı, kadına bakış açısının ülkemizde halen çağdaş düzeyde olmadığını görmek üzüntü verici.

“Kıbrıs’ta Kadın Olarak Var Olabilmek” konulu çalıştayın sonuçları da, kadına yönelik bakış açısı ve uygulamalarda daha yapacak çok işimiz olduğunu gösteriyor.

Katılımcıların, fiziki aile içi şiddetin yanı sıra psikolojik şiddeti de yaygın şekilde dile getirdiğinin belirtildiği raporda, “boşanmış kadın”, “bekâr kalmayı seçmiş kadın”, “çocuk sahibi olmamayı seçmiş kadın” olmak gibi durumların kadın üzerindeki “aile”, “toplum”, “arkadaş” baskıları daha da artırdığı vurgulandı. Kadının yaşadığı şiddet ve tacize maruz kaldığı durumlarda polis ve yargının kadına inanmaması gibi sorunlar da raporda yer aldı.

“Herkes ne der” baskısının özellikle kadın üzerine daha fazla yansıdığının ortaya konulduğu raporda, toplumda saygı kavramının pek gelişmediği, saygı yerine korku kavramının önde olduğu, kişisel alanların bulunmadığı veya çok dar aile yapılarının oldukça yaygın olduğunun görüldüğü tespiti yapıldı.

Katılımcılar, “kadın olmanın hayatın çeşitli dönemlerinde farklı yaşlar, bölgeler, ekonomik ve sosyal gruplara dahil olmaktan dolayı yaşanan ayrımcılıklar nedeniyle yaşama geriden başlayan bir grubu” anlattığını kaydetti.

Rapora göre, doğduğu günden itibaren ailesinin yetiştirme tarzına, ekonomik ve sosyal görüşlerine ve mutluluk seviyesine bağlı olarak kişiliğini geliştiren kadın, sonrasında eğitim hayatı, meslek seçimi, evlenmeye ve aile kurmaya yönelik baskılar, çocuk yapma, ev işleri, iş hayatında sorunlar ve zorluklar ile üzerindeki yükü artarak yoluna devam ediyor. Katılımcılar, özellikle bir savaş sonrası toplumu içerisinde büyümüş veya çocuk yetiştirmiş olmanın zorluklarını yaşadıklarını söylüyor.

Raporda tespit de yapılıyor ve şu önerilerde bulunuluyor:

“Kadının özgüveni, cesareti ve özsaygısı artırılmalı. Kadınların kendi değerlerini fark etmesi için destek olunmalı. Kafalardaki bariyerler yıkılmalı. Kadınlar güçlerinin farkında olmalı. Devlet politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten ve kadına sahip çıkan bir vizyonla hareket edilmeli. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği doğru kavranıp, alışkanlıklar, inançlar ve gelenekler bu çerçevede irdelenmeli. Şiddete yönelik önlemler çerçevesinde yasalar ve caydırıcı cezalar getirilmeli. Yasalar konusunda yaygın bilgilendirme yapılmalı. Karar mekanizmalarındaki kadınlar, kadın bakış açısına ve bilincine sahip olmalı. Siyasi partilerde cinsiyet eşitliği bilinci içselleştirilmeli. Yasaların yapıldığı ve uygulandığı yerlerde örneğin bakanlar kurulunda ve mecliste daha fazla kadına yer verilmeli. Şiddete karşı mücadele her eğitim düzeyini gözetecek şekilde planlanmalı. Kadınların ekonomik özgürlüklerini sağlamalarına yardımcı olunmalı. Rol model kadın örnekleri çoğaltılmalı. Yaşanan şiddet ve sorunlar gizlenmeden, diğer kadınların da maruz kaldıkları şiddet ve sorunları gündeme taşımalarını destekleyecek şekilde paylaşılmalı. Kötüyü eleştirmekle yetinmek yerine iyiler örnek alınmalı. Çocuk yetiştirme tarzı değiştirilmeli.”
   “Kıbrıs’ta Kadın Olarak Var Olabilmek” çalıştayı, önemli sonuçlar ortaya koyan ve çözüm önerileri sunan güzel bir çalışma oldu. Ancak ülkemizde geçmişte yapılan onlarca çalıştayın hiçbirinin sonuçlarının gerçek anlamda hayata uyarlanamaması, umutlu olmamızı engelliyor. Umarız bu çalıştay dikkate alınır ve yapılan önerilerden faydalanılır, çünkü kadın şiddeti endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.

 

YORUM EKLE