Kadına şiddetin önüne geçilmeli

Ülkede birçok sorun var, her gün gazetemizde çok sayıda sorunla ilgili haberler okuyorsunuz.

Birçok sorun arasında “kadına şiddet” olaylarının kaynayıp gitmesini istemiyoruz.

Kadına şiddet, ülkemizde endişe verici boyutlara ulaştı.

“Yeter artık” dedikçe, tam tersine kadına şiddet olaylarında ciddi artış görülüyor.

Bazı duyarlı sivil toplum örgütlerinin uyarıları, bilinçlendirici etkinlikleri ve hükümetin polisle birlikte oluşturduğu  “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Şubesi”ne rağmen şiddet olayları bitmek bilmiyor.

Aslında ülkede genel olarak şiddet olaylarında bir artış var.

Neredeyse şiddet, hayatın tüm alanlarına sirayet etmiş durumda.

Genel olarak şiddetle mücadele edilmeli ama kadına şiddet olayları da artık son bulmalı.

Hafta geçmiyor ki kadına şiddet olayı gerçekleşmesin.

Diyebilirsiniz ki; “Son zamanlarda şiddete uğrayan kadınlar genellikle yabancı uyruklu…”

Evet, çoğunlukla şiddete uğrayan kadınlar yabancı uyruklu ama ne fark eder ki.

Şiddete uğrayanlar yabancı uyrukludur diye kayıtsız kalamayız.

Devlet, ülkede yaşayan yerli ya da yabancı tüm kadınları şiddete karşı koruyabilmelidir.

Saçma sapan gerekçelerle kadınlar acımasızca darp ediliyor.

Bazı sorumsuz kişiler ayrıldığı eşinin ya da kız arkadaşının peşini bırakmıyor, ona hayatı dar ediyor.

Bazı erkekler, kadını mal, kendisini de sahibi gibi görüyor ve darp etmeyi hak sayıyor.

İster bu ülkenin vatandaşı bir erkek olsun, isterse başka ülkeden gelsin, herkes bilecek ki kadına vuramaz, kadını darp edemez.

Kadına el uzatan, bunun cezasının ağır olacağını bilmeli, kimsenin yaptığı yanına kalmamalı.

Bu konuda yasalarda da düzenleme yapılmalı.

Mahkemeler, yasaların elverdiği ölçüde en ağır cezaları veriyor ama anlaşılan bunlar caydırıcı olmuyor.

Ülkemizde kadın cinayetleri de işleniyor, illa ki birisinin ölmesi mi gerekiyor şiddeti uygulayana ceza verilmesi için?

O nedenle yasalarda ciddi revizyon yapılmalı.

Şiddete uğrayıp şikayette bulunan kadın, bir süre sonra kendisine şiddet uygulayan kişiyi affetmek zorunda kalıyor, çünkü biliyor ki serbest kalacak olan o şahıs, ona daha kötüsünü yapabilir.

İşte “devlet kadını koruyamıyor” derken bunu kastediyoruz.

Şiddet uygulayanı caydıracak, şikayetçi olanı yüreklendirecek, cesaretlendirecek bir sistemimiz yok.

Yasalarımız, uygulamalarımız da erkek egemen sistemine hizmet ediyor.

Kadınlar, “Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Şubesi”nden bile yardım istemeye korkuyorsa, burada devletin bazı başka tedbirler alması gerekmiyor mu?

Henüz devletin bir kadın sığınma evi bile yok…

Hükümet “kadına şiddet” olayını yeniden ele almalı ve ciddi tedbirler getirmelidir.

Kadınlar sıkça basında darp edilme, ağır yaralanma haberleriyle yer almamalıdır.

Bugünkü gazetemizde ikisi yeni, biri eski 3 kadına şiddet haberi var.

Adamın birisi, ayrıldığı ancak birlikte yaşadığı eski eşini “Facebook’ta hesap açtığı” ve “yemek yapmadığı” gerekçesiyle bıçakla yaralayıp, ciddi şekilde darp edebiliyor.

Tam bir saçmalık, tam bir kendini bilmezlik, tam bir insafsızlık…

Başka bir adam, ‘kıskançlık’ yüzünden tartıştığı kız arkadaşını defalarca yumruklayıp burnunu kırdı, kulak zarını yırttı.

Bir erkek, birlikte olduğu sözde sevdiği insana bunu yapar mı?

Bunlar insani hareketler mi? Hiç sanmıyoruz, bunlar insani hareketler değil, bu yapılanlar olsa olsa vahşiliktir.

İşte devlet bu vahşiliğe izin vermemeli, en ağır şekilde cezalandırılmaları için gereken düzenlemeler yapılmalı.

YORUM EKLE