Kalp krizleri ve kanser

Gazetelerde dün dikkat çeken iki önemli haber vardı. İki haber, ülkemizdeki en büyük iki sorunu yansıtıyordu. Birisi kalp krizleri, diğeri kanser... Evet, üstesinden gelemediğimiz iki çok önemli sorun.

Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Koruyucu Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Dr. Sevgül Maydonozcu Kara, ülkede Ocak 2018- 27 Eylül 2018 arasında toplam 624 kişinin kalp krizi geçirdiğini açıkladı. Aynı dönemde Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi koroner anjiografi laboratuvarında toplam bin 735 hastaya girişimsel işlem; 412’sine balon ve stent implantasyonu yapılmış. Kalp damar cerrahisinde ise 2017 yılında toplam 180 adet açık kalp ameliyatı yapılmış, 2018 Ağustos ayına kadar 152 kişiye açık kalp ameliyatı operasyonu gerçekleştirilmiş.

Rakamlar korkutucu... Ülkemizde 30’lu yaşlara kadar düşen kalp krizi vakaları endişe verici boyutlara ulaştı. Genç sayılabilecek yaştaki insanlar ansızın yaşamını yitiriyor. Kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölümlerin yüzde 80’i tütün kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik gibi kontrol edilebilen ve önlenebilen risk faktörlerine bağlıymış. Yüksek kan basıncı, yüksek kan şekeri, yüksek kan kolesterolü ve obezite de kardiyovasküler hastalıklar için risk faktörleri olarak gösteriliyor.

Bu konularda halkımızın bilinçsiz olduğunu, göz göre göre ölüme koşulduğunu görüyoruz. Belirli dönemlerde sağlık kontrollerinden geçmek gibi bir alışkanlığımız yok. Sağlık sorunumuz olmasa bile, olası hastalıkların erken dönemde tespit edilmesi ve önlem alınması için “check up” dediğimiz sağlık taramalarını yapmamız gerekiyor.

Öte yandan, Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail, ülkede 150-200 civarında yeni kanser vakası olduğunu, yaş ortalamalarının 20’lere düştüğünü 30’lu yaşlarda da vaka artışlarının yaşandığını belirtti. Kocaismail, “Kanser Bildirim Zorunluluğu Yasası”nın Cumhuriyet Meclisi’nde bulunduğunu anımsatarak, yasanın en kısa sürede geçmesinin kanserle mücadelede büyük önem taşıdığını belirtti. Kocaismail, yasa ile hangi bölgelerde hangi kanser türlerinin daha yaygın olduğunun saptanacağı, genetik faktörler ve çevre faktörlerinin etkisinin araştırılacağı bir döneme ulaşılması temennisinde bulundu.

Kanser Hastalarına Yardım Derneği Bilimsel Danışmanı Temel Onkoloji Uzmanı Mine Çağlar da verilerin her 5 erkekten biri ve her 6 kadından birinin yaşamı boyunca kansere yakalanacağını gösterdiğini belirterek, kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinin başında meme kanseri, erkeklerde ise akciğer kanserinin geldiğini kaydetti.

Verilen rakamlar ve bilgiler gerçekten insanı korkutuyor. İnsanımız ciddi şekilde kanser tehdidi altındadır. Kalp hastalıklarında olduğu gibi kanser hastalıklarında da “sağlık kontrolü” yaptırmak çok önemli... Sağlık kontrolleri ile erken teşhis yapılabiliyor ve hasta kurtulabiliyor. Yılda en az bir kez kanser taraması yapılması öneriliyor. Tarama yapılacak merkezlere de önem vermek ve cihazların kalitesine dikkat etmek gerektiği belirtiliyor.

Ülkemizde meme kanserine yönelik bilinç oluşturuldu ama gönül arzu eder ki tüm kanser hastalıkları için benzer bir bilinç oluşsun… Düzenli kontrol, sağlıklı yaşam ve bağışıklık sistemini düşürmemeye özen göstermenin kanserden korunmada önem taşıdığını söyleyen Raziye Kocaismail, özellikle son yıllarda yapılan araştırmaların bağışıklık sisteminin önemine dikkat çektiğini belirtti. Kocaismail, uyku düzeni ve beslenmeye dikkat etmek gerektiğini, stresten, uzun süreli depresyonlardan uzak durmanın önemli olduğunu vurguladı.

Meclisin tatili yarın bitiyor, Raziye Kocaismail’in sözünü ettiği “Kanser Bildirim Zorunluluğu Yasası” mutlaka geçmelidir. Bunca yıldır hangi bölgede hangi kanser hastalığının yaygın olduğu, buna neyin sebebiyet verdiği araştırılamıyor, öğrenilemiyor. Bu yasayla bu bilgilerin elde edilmesi hedefleniyor.

Hem kalp hastalıkları hem de kanser hastalıkları için uzmanlar, bu konudaki sivil toplum örgütleri uyarılar yapıyor ama devletin bu konuda daha fazla rol alıp, halkı bilinçlendirmesi gerekiyor.

Uzmanlar hem kalp hem de kanser hastalıkları için şu önerileri yapıyor:

“Günde en az 30 dakika fiziksel aktivite yapılması gerekiyor. Tütün ve ürünlerinin kullanılmasına son verilmeli. Günlük tuz alımını bir çay kaşığının altına sınırlandırılmalı. Şekerden ve şekerli ürünlerden de mümkün olduğunca uzak durulmalı. Sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenmeye dikkat edilmeli. Düzenli olarak kan basıncı, kan şekeri ve kan kolesterolü kontrol edilmeli. Kilo kontrolüne dikkat edilmeli. Stresten uzak durulmalı ve gerektiğinde psikolojik destek alınmalı. Kansere yol açacak yiyecekler ve ortamlardan uzak durulmaya çalışılmalı.”

Kağıt üzerinde anlamlı duran bu önerileri yaşamımızda uygulamıyor ya da uygulayamıyoruz, hayatımızı hafife alıyoruz. Yıllardır ülkemizdeki yöneticiler de bunları önemsemiyor. Hem eğitimle kişiler bilinçlendirilebilir, hem de bazı durumlarda yasal zorunlulukla halk korunabilir.

Çok sorunumuz vardır, ekonomik sorunlarla boğuşuyoruz ama bir taraftan da vatandaşlarımızı kalp rahatsızlıklarından ve kanserden kaybediyoruz. Bunun önüne geçmek için çaba sarf etmeliyiz.

YORUM EKLE