Kalp ve damar hastalıklarıyla ilgili bilinçlenmeliyiz

Ülkemizde kalp hastalıkları ile kanser endişe verici boyutta. Son dönem kalp rahatsızlıkları ile kanserden kaybettiğimiz çok sayıda insan var. Kanser, insanları çoğu kez kendi elinde olmayan etkenlerden, tehlikelerden dolayı da yakalıyor ama kalp rahatsızlıkları daha çok kişilerin yaşam tarzıyla ilişkili.

Kalp ve damar hastalıkları için endişe etmemek elde değil. Dünkü gazetemizin manşetindeydi; Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde son 10 yılda 2 binin üzerinde açık kalp ameliyatı, 10 bin 858 anjiyo, 2 bin 348 de stent takma işlemi gerçekleştirildi.

İstatistiki rakamlar, ülkemizdeki kalp ve damar hastalıklarının arttığını ve durumun çok ciddi boyutta olduğunu ortaya koyuyor. 2008’de 573 hastaya anjiyo, 60 hastaya stent takılırken; 2018’in ilk sekiz ayında bin 233 hastaya anjiyo, 412 hastaya ise stent takıldı. Kalp-damar hastalıklarına müdahale sadece bu işlemlerle sınırlı kalmıyor. Hastanede 2012’de 18; 2013’te 25; 2014’te 51 ve 2015’te 55 kişinin kalbine pil takıldı. 10 yılda 10 bin 858 anjiyo, 2 bin 348 hastaya da stent-balon takma işlemi gerçekleştirildi.

Gördüğünüz gibi, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi, Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nin son 10 yıllık verileri ürkütücü boyutta. Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nin ekibine toplumumuz adına çok teşekkür ederiz. Gerçekten de çok iyi çalışıyorlar, ülkemiz insanına önemli bir hizmet veriyorlar. 10 yıl önce kalp ve damar hastalarına cerrahi müdahale ülkemizde yapılamıyordu, hastalar yurt dışına gönderiliyordu. Kalp ve damar hastalıklarına ülkemizde her türlü müdahale yapıldığı için yaklaşık 10 yıldır yurt dışına hasta sevk edilmiyor.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı, Kalp ve Damar Cerrahi Uzmanı Dr. Hasan Birtan, ülkemizde 2008 yılından itibaren açık kalp ameliyatları yapıldığını belirtti.   Birtan, Lefkoşa Hastanesi’nde son 10 yılda 2 binin üzerinde açık kalp ameliyatı yapıldığını, bunun da yılda ortalama 200 ameliyata tekabül ettiğini ifade etti. Gerçekten de ciddi bir rakam…

Hasan Birtan, 2000’li yıllardan sonra kalp ve damar hastalıklarında patlama yaşandığını bunu da beslenme ve yaşam tarzının tetiklediğini vurguladı. Birtan, “Dünyamızın ekolojik açıdan bozulması, beslenme şeklinde ‘Fast Food’un tercih edilmesi, sosyal anlamda alkol ve tütün tüketiminin yaygınlaşması gibi nedenler yüzünden insanların hem beslenme, hem de yaşam tarzları değişti. Bu nedenle de dünyada kalbe bağlı olarak yaşanan ölüm vakaları birinci sırayı aldı” dedi.

Kalp ve damar hastalıkları aslında dünyanın sorunu ve dünyada en fazla ölüme neden olan hastalık da bu... Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre yılda 58 milyon kişinin öldüğünü belirten Hasan Birtan, ölümlerin 38 milyonunu koroner kalp ve damar hastalıklarının oluşturduğunu dile getirdi.

Tüm dünyada kalp ve damar hastalıkları için bilinçlendirme kampanyaları yapılıyor. Ülkemizde de bilinçlendirme çalışmalarının artmalı, insanlar yaşam ve beslenme tarzıyla ilgili sıkça uyarılmalıdır. Henüz dünya da çok başarılı olunmuş değil ama bazı çağdaş ülkelerde önemli eğitim çalışmaları var.

Ülke olarak eğitim çalışmalarında pek başarılı olduğumuz söylenemez ama bundan sonra daha iyi olabilir, biz de eğitim çalışmalarını artırabiliriz… Vatandaşlarımız yaşam tarzının, beslenme alışkanlığının kendisini ölüme götürdüğünü görebilmelidir. “Yiyeyim, içeyim, eğleneyim de ölürsem öleyim” anlayışı çok çağdışı bir anlayıştır.

Toplumumuzun sağlıklı olması önemlidir, hem manevi hem de maddi bakımdan büyük önem arz etmektedir. Her yaş grubundan toplumu ne kadar bilinçlendirirsek, o kadar sağlıklı bir topluma kavuşuruz.

YORUM EKLE