Kamuda işlerin yürümemesi büyük sorun

Vatandaşlarımız yıllardır kamudan şikâyet ediyor…

Devlet daireleri ve kurumları sürekli olarak şikâyetlerin odağında.

Yıllar geçti, teknoloji gelişti, 20’nci Yüzyıl’dan 21’inci Yüzyıl’a geçtik ama kamudan şikâyetler bitmedi.

Genelleme yapmak da istemiyoruz, çünkü mutlaka işini iyi yapanlar vardır ama kamunun çoğunluğu vatandaşın taleplerine karşılık veremiyor.

Kamunun çoğunluğu verimsizdir, sanki sistem çalışmamak ve kaytarmak üzerine kurulmuş gibi.

İstismarlar çok fazla…

Liyakat sisteminin çalışmaması, insanların hak ettiği yere gelememesi, makamların ya da kadroların partizanca doldurulması da başarısızlığı getiriyor.

İş bilmeyen kişilerin göreve gelmesi bir dert, bu durumdan dolayı diğerlerinin motivasyonunu kaybetmesi başka bir dert.

Her gelen partiyle birlikte tüm daire müdürlerinin değişmesi, istikrarsızlığa sebebiyet veriyor.

Kamuda diğer taraftan bürokrasi, mevzuatlar ve merkeziyetçilik, inanılmaz bir hantallığa neden oluyor.

Yarım saatte yapılacak bir iş, günlerce, haftalarca bitirilemiyor.

Bir daireye gidiyorsunuz, imzayı atacak ya da gerekli işi yapacak kişi orada yok, işiniz olmuyor.

“Nereye gitti bu şahıs?” diyorsunuz, “Hastadır” diyorlar.

Peki o hastaysa yerine bakacak birisi yok mu? Maalesef yok... Yani oralarda birileri var ama onun işini yapamıyor.

“Nasıl olur bu iş?” diyorsunuz, oluyor işte…

Başka bir gün başka birisini arıyorsunuz, yok...

Gidiyorsunuz, geliyorsunuz, o yok, diğeri yok, işiniz olmuyor bir türlü.

En sonunda ilgili kişiyi buluyorsunuz, bu kez de “Bu evrak eksik, gidip falan yerden imzalatmalı, falan daireden de şu yazıyı almalısınız” diyorlar size.

“Peki ama siz makamınızda yokken bunları neden birisi bize söylemedi?” diye isyan ediyorsunuz, cevap; “yetkileri yok” oluyor.

Yetkili kişi yok, diğerlerinin de bilgi vermeye yetkisi yok, böyle olunca da “bugün git yarın gel” sistemi devreye giriyor.

Gidip de dairelerde muhatap bulamamak insanları çıldırtıyor.

İyi de nereye kadar? Bu gidip gelmeler hiç bitmeyecek mi? Hayır bitmeyecek, bitmiyor...

Hemen birisi atılıyor ve “Yahu bir torpil bulamadın mı? Torpilin yoksa işin olmaz” deyiveriyor.

Kaç yıldır “kamu reformundan” söz ediliyor, bu konuda yasa çalışması var ama bir türlü sonuçlanamıyor.

Sözde bu yasa ile kamunun hesap verebilirliği ve verimliliği de artacak.

Kamu reformu, dokununca yönetenlerin elini yakacak bir şeymiş gibi hiç kimse dokunamıyor.

Tepki çekmek istemediği için yönetenler “kamu reformunu” hazırlamak yerine popülizm yapmayı tercih ediyor.

Bir imza atmak ya da bilgi vermek için kamuda herkesin topu birbirine attığını ifade eden vatandaşlar, “Bugün git yarın gel mantığı hiçbir zaman değişmedi. Bir imza için daire daire gezmek zorunda kalıyoruz. Kamudaki hantallık bizi perişan etti, canımızdan bezdirdi” diyor.

Vatandaşa iyi davranmayan, hakaret eden, hatta bazen yüzüne bile bakmayan kamu çalışanları olduğu söyleniyor. Artık bunları duymak istemiyoruz.

Kamu reformu mu yapılır, dairelerde/ kurumlarda müdürler, amirler disiplin mi sağlar, bürokratik engeller mi kaldırılır bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var, bu sistem böyle gidemez ve mutlaka düzeltilmelidir.

Ülkemizde kamuda 15 bin 406 memur, 2 bin 894 de işçi görev yapıyorsa ve imza attıracak bir yetkili bulamıyorsak, bundan utanmalıyız.

Hükümet mutlaka kamuya el atmalıdır, çünkü böyle gitmez…

 

 

YORUM EKLE