Kamuda maaş ödeyememe endişesi ve yansımaları

Bu ülkede, ne zaman maaş sıkıntısı konusu gündeme gelse, gerçekten üzülüyorum. Zira, bu halk, böylesine bir durumu hiç hak etmiyor. Kamuda çalışan insanlarımız, başının üstünde bu endişenin bir kılıç gibi durmasını hiç hak etmiyor.
Devlet bütçemizdeki gelirlerin yaklaşık yüzde 25’ i Türkiye’ den aktarılan hibe ve kredilerden oluşmaktadır. Fakat bu kaynaklarda, özellikle de hibe kaynaklarında gecikmeler olduğunda, Kamu Maliyesi’nde sıkıntılar olmakta ve yapılması gereken ödemelerde gecikmeler yaşanmaktadır.
Bu yılki devlet bütçesine Türkiye’den katkı, hibe ve kredi olarak 2.5 milyar TL tutarındadır. 750 milyon TL de geçen seneden ilave aktarılacaktır. Özellikle de, pandemi döneminde giderlerin arttığı, gelirlerin azaldığı böylesine olağanüstü bir zaman diliminde, Türkiye’den katkı gelmediği zamanlarda, harcamalarını karşılayamayan, giderlerine yetişemeyen bir Kamu Maliyesi’nden bahsediyoruz.
Maliye Bakanlığı’ndan geçen hafta yapılan açıklamada, bu hafta salı gün Türkiye’den kaynak akışı başlayacağı, bundan ötürü de, herhangi bir maaş ve diğer mükellefiyetlerin ödenmesi ile ilgili bir sorun olmayacağı belirtilmişti.
Ancak, geçtiğimiz gün yapılan açıklamada, gelecek olan kaynağın geciktiği, bu hafta içinde gelmezse, kamu çalışanlarının ve belediye katkılarının ödenemeyeceği açıklaması yapıldı. Bu açıklamanın üstünden çok geçmeden, bu sefer de maaş ödemelerinde sorun olmayacağı açıklaması geldi.
Bu konularda, açıklama yapmadan önce, her şeyi iyice ölçüp, tartıp, kamuoyuna ona göre bilgi verilmesi daha doğru olur. Vatandaş, farklı zamanlarda, yapılan farklı açıklamalarla şaşırır, bunalır, ümitlenir, hayal kırıklığına uğrar ve neticede devlete olan güvenini kaybeder.
Öte yandan, Maliye’den yapılan açıklamaya göre, ülkeye gelen yabancı öğrenciler için, yaklaşık 37 milyon TL karantina masrafı ödeneceği, bunun yanında vatandaşlarımız için de, karantina otelleri ve yurtlarına ayda yaklaşık 20-25 milyon TL ödendiği bilgisi verildi. Bu rakamlar, doğal olarak bütçe açığını artırmaktadır.
Bu yüzden, karantina ücretlerinin azalması için, özellikle temaslı olan, semptom göstermeyen kişilere ev karantinası uygulaması yapılması, denetlenmesi ve kurallara uymayanlara ağır cezalar verilmesi mutlaka devam etmelidir. Bu uygulama, Maliye’nin yükünü bir nebze olsun azaltacaktır.
Şu anda, bu ayki ödemelerin yapılabilmesi için, 240 milyon TL ek kaynağa ihtiyaç olduğu açıklandı. TC-KKTC arasında imzalanan Mali İşbirliği Protokolü’ne yönelik henüz hiç kaynak akışı olmadı. Savunma harcamaları da yerel bütçeden karşılandı.
Hatırlanacağı üzere, Maliye Bakanlığı’nın geçtiğimiz 3 ay içerisinde gelirlerinin giderlerini karşılamadığını ve 3 ay içerisinde toplamda yaklaşık 650 milyon TL açığı oluşmuştu. Mart maaşları da, Merkez Bankası’ndan yaklaşık 200 milyon TL borçlanılarak ödenmişti.
Kaynak gelmediği takdirde, nisan sonu itibarı ile Maliye’nin gelir gider açığı yaklaşık 900 milyon TL’ye çıkacaktır. Umarım, Türkiye’den kaynak akışı erken zamanda başlar.
Ekonomik krizden dolayı, tüketimin azalması, özel sektörün zayıflaması ve yerel gelirlerin düşmesi ile birlikte de, Maliye’deki açık büyüdü. Maliye’nin sadece maaş ödemeleri bulunmuyor. Uzun zamandır ertelenen taşımacılık ücretleri, ek mesailer, öğrenci burslarının ödenmesi gerekiyor. Kısaca, ülkede alacaklı olan ve uzun zamandır ödenmeyen kesimler de çok zor durumda.
Ülkemizdeki kamu çalışanları ve tüm emeklilerin, tek gelir kaynakları olan maaşları konusunda, sıklıkla, zamanında maaş alamama endişesi ve kaygısı yaşamaları kadar üzücü bir durum yoktur.
Maliye, böylesi durumlarda, geçmişte yaptığı gibi borçlanarak mükellefiyetlerini yerine getirmeli, vatandaşına bu endişeleri yaşatmamalıdır. Üstelik, kaynak gelişinin de, eli kulağında olduğunun söylendiği bir ortamda.
Esas yapılması gereken, protokollerle aktarılacak kaynakların, belirli zaman dilimlerinde, düzenli olarak ülkeye girişini garantiye almak olmalıdır. Bunu güvenceye kavuşturmak gerekmektedir. Burada gecikme olursa, gelir- gider dengesi sağlanamaz ve sağlıklı bir harcama planı yapılamaz. Ayrıca, ekonomik ve sosyal plan ve program da yapılamaz. Sonuçta da, özel sektör, kamu sektörü, vatandaşlar ve ülke mağdur olur.
Bu yüzden, kendi gelirleri ile giderlerini karşılayacak, kendi kendine yeten, kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik yapı oluşturmak, esas olarak, başta maaş ödemeleri gibi konuları sorun olmaktan çıkarmak ve bu endişe, moral bozukluklarını topluma yaşatmamak içindir.

 

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104