Kanat altı, toplum

Yıllar evvel, Kıbrıs sorununa çözüm çabalarının ivme kazandığı dönemde, bir Kıbrıslı Türk iş adamı, Kıbrıs’a çözüm girişimlerinde en etkili rolü oynayan ülkelerden birinin diplomatına bir soru yöneltiliyor.

- Gerçekten çözüm yakın mı?

Deneyimli diplomat soruya önce soruyla yanıt veriyor.

-  Siz nasıl görüyorsunuz?

Kıbrıslı Türk işadamı, genelde verilen yanıtı yineliyor.

- Bizim nasıl gördüğümüz ne kadar anlamlıdır? Önemli olan etkili ülkelerin ne istediği, çözüme nasıl baktığıdır. Bu nedenle size çözümün ne kadar yakın olduğunu soruyorum.

Ve sözü yine Batılı diplomat alıp şunları söylüyor.

- Kendinizi o kadar etkisiz görmeyiniz. Kıbrıs’ta sizler varsınız ve sizin ne istediğiniz mutlaka önemli ve değerlidir.

Bu kısa yanıtın özünü iyi yakalayabilsek önemimizi ve değerimizi çok daha iyi anlayacağız. Kıbrıs adası bölgede yaşanan tüm gelişmelerde stratejik konumunu korumaktadır. Kıbrıs adası bölgenin ağırlık merkezidir, ağırlık merkezi olan Kıbrıs’ta da bizler varız.

***

Dün bir sohbette bu konuyu gündeme getirdim.

Özellikle Kıbrıslı Türklerde yaygın olarak öğrenilmiş çaresizlik vardır. 

Boş verin, atılan nutuklarda Kıbrıslı Türklere yönelik övgülere. 

Düşünceleri dürtmek, şiddalamak için söyleyeceğim.

KANAT ALTI BİR TOPLUMUZ.

Her zaman altına sığınacak kanat arayarak bu günlere geldik. 

Kimse, “Ne demek istiyorsun?” demesin. Kimse, Kıbrıs Türk Halkına, Kıbrıs’ımıza benden daha fazla sevdalı olamaz.

Sevmek başka, gerçekleri görmezlikten gelmemek başka.

***

Defalardır yazarım.

Kıbrıs bizlerin ana vatanı, Türkiye ise ata vatanımızdır.

Atalarımız 1571’de Anadolu’dan gelen Türklerdir.

Ancak 1571’den günümüze geçen sürede, Kıbrıs adasında kültürel evrim de göstererek, siyasi talepleri olan bir yapıya ulaştık.

Şartlar uygun gelişti, adanın Kuzeyinde KKTC isimli devlete sahip olduk. Türkiye dışında tanıyan olmasa da KKTC vardır.

KKTC’nin yönetiminde bulunan herkes, durumsal değil kurumsal hareket edecek. Rumlar bize “sahte” derken, biz, “Gerçek” olduğumuzu özümüz ve sözümüzle birlikte göstereceğiz.

Böyle davrandığımız zaman, Cumhurbaşkanımız, cumhurbaşkanı, Meclis Başkanımız, meclis başkanı, başbakanımız, başbakan, ana muhalefet liderimiz de ana muhalefet lideri olarak muamele görür. Hem içte, hem dışta…

***

Bunu başarabiliyor muyuz?

Şahsi görüşüm. HAYIR BAŞARAMIYORUZ.

KKTC, adanın Kuzeyinde, zorunlu bir gereksinimin sonucu olarak da var olmuştur. Unutmayalım, 21 Aralık 1963’ten sonra parçası olduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti’nden dışlanmıştık.

Kuzeyde toplanmış bizlerin bir hukuku olacaktı.

Dört farklı isimdeki yönetimden sonra KKTC var edildi.

***

En başta Annan Planı’nda iki devletlilik vardı. BM parametrelerinde de var. Kıbrıs Türk tarafı Cenevre’de iki devlet vurgusuyla 6 maddelik öneride bulundu.

Bu öneriye Kuzey Kıbrıs’tan da neredeyse tüm muhalefet tepki koydu, eleştiriler devam ediyor.

***

Cumhurbaşkanı Tatar ve hükümet ortaklarının görevi muhalefete laf yetiştirmek olmamalı. 

Peki, ne olmalı?

KKTC’nin dıştaki statüsünü Türkiye’den başlayarak yükseltmek.

Bu yapıldığı zaman Cenevre’de masaya konulan önerilerin ciddiyetine destek verilmiş olur.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75