Kapıların acil olarak açılması sağlanmalıdır

Güney geçiş kapılarının açılması, ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biri olarak karşımızda duruyor. Ekonominin geneli ve özellikle de küçük esnaf ve işletmeler, dört gözle kapıların açılmasını bekliyor. Zira, bu kesimlerde işsizlik ve iflaslar günden güne artıyor.

Pandemi ile birlikte, Turizmin durma noktasına gelmesi, Yüksek Öğretimde öğrenci sayısının düşmesi, ülkede bulunan yabancı çalışan nüfusun da azalması, ekonomideki çarkların yavaşlamasına neden olmuştur. Bunların üzerine, Güney kapılarının da kapanması, buradan gelen turist ve Rumların harcamaları ile işlerini çeviren binlerce işletme ve çalışanı perişan etmiş durumdadır.

Ülkemizdeki işletmelerin geneli bu durumdan olumsuz etkilenmiş, ama özellikle Lefkoşa Arasta çarşısı ve Mağusa surlariçi çarşısında işler iyice durma noktasına gelmiştir. Ayrıca, Girne, Güzelyurt ve Lefke çarşılarında da esnaf kan ağlamakta, siftah yapamamakta ve birer birer kepenk kapatmaktadır.

Pandemi ile birlikte, dövizin de, TL karşısında oldukça değer kazanması, pahalılığın artmasına, satın alma gücünün düşmesine neden olmuş durumdadır. Devletin, özellikle yeterli hibe desteği yapamadığı bir ortamda, işletmeler, borçlarını ödeyemez durumda olup, işyerlerini kapatmaya devam etmektedirler. 

Kapılar kapanmadan önce, 2019 yılında Güneyden Kuzeye yaklaşık 2.5 milyon Rum ve yaklaşık 2 milyon da yabancı turist geldiğini hatırlatmak istiyorum. Bu büyüklükte bir kitlenin, işletmelere milyonlarca Euro ekonomik katkı yaptığı aşikardır. Ayrıca, devlet de dolaylı olarak vergi ve fon anlamında bu harcamalardan önemli miktarda gelir elde etmektedir.

Gerekli sağlık tedbirleri ve uygulamaları dikkate alındıktan sonra, kapıların geçişlere yeniden açılması, hiç kuşku yok ki, ekonominin çarklarının dönmesine olumlu katkı yapacaktır. Yapılacak testlerle birlikte, aşı uygulamalarının da devreye girmesi ile geçişlerdeki sorunların azalması beklenmektedir.

Bütün bu gelişmeler ortada iken, 1 ay kadar önce, 2 Toplumlu Sağlık Komitesi’nin Rum eş başkanı tarafından Kıbrıs Türk eş başkanlığına, kapıların erken zamanda açılması için öneriler sunulmuştu. Bahse konu bu önerilerin, 3 gün önceden yapılmış PCR testi, ya da kontrol noktasında hızlı antijen testi ile günübirlik geçişlerin başlaması yönünde olduğu açıklanmıştı.

Geçtiğimiz Cuma gün yapılan toplantıda da, Türk tarafı önerilerini sundu ve konu ile ilgili detaylar konuşuldu. Fakat, toplantı sonrasında kesin sonuç ve uzlaşma çıkmadı. Rum tarafı, Türk tarafından kendi önerilerini detaylı bir şekilde netleştirmesini talep etti. Anlaşmazlık konularının neler olduğunu merak ediyorum doğrusu.

Öte yandan, geçtiğimiz hafta içinde, Hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklama, ülkedeki esnaf ve işletmeler tarafından üzüntü ile karşılandı. Yapılan açıklamada, vakaların Güney’de yeteri kadar azalmadığı, vaka sayılarının, kırmızıdan turuncuya dönmesi gerektiği belirtildi.

Oysa, aldığımız bilgilere göre, Güney’de aşılamada toplumun yüzde 60’ından fazlasının aşılandığı, vakaların da eskiye göre 10 kat azaldığı ve bilimsel vaka oranlarının oldukça düştüğü (yüzde 0.15) görülüyor. Bu gerekçeleri ileri sürerek, geçiş kapılarının açılmasını ertelemek ve geciktirmek, ekonomik olarak ülkemize zarar vermektedir.

Turizm alanında başlayan kapalı devre turizm konsepti ile birlikte, turizmin genelinin 10 Haziran’dan itibaren, çift aşılı kişilerin karantinasız ülkeye gelmesi ile açılması gündemdeyken, güney geçiş kapılarının da kontrollü bir şekilde açılması, pandemi krizi ile birlikte büyük sıkıntı yaşayan küçük esnaf ve işletmelere mutlaka fayda sağlayacaktır.

Dövizin artması ile birlikte, parası değerlenen Rum komşularımız ve turistlerin Kuzey’e yoğun ilgisi ve harcama yapması beklenmektedir. Bu durum da, bizim çarşılarımıza, esnaf ve işletmelerimize nefes aldıracaktır. İş yerini kapatan ve kapatma durumunda olan binlerce esnafımıza da ümit ışığı olacaktır.

Geçiş kapılarının açılması konusunda, özellikle 2 Toplumlu Sağlık Komitesi çalışmalarını tamamlayarak, sadece birkaç kapı değil, tüm kapıların en erken zamanda açılmasını sağlamalıdır.

Bu konuda, talepkar ve ısrarcı olmalıyız. İlk etapta, çift aşılı olmak, son 24 saatte yapılmış PCR testi zorunluluğu ile günü birlik, belli saat süresince geçişleri organize etmek mutlaka gerçekleştirilmelidir.

Esnaf ve küçük işletmeler, içinde bulundukları zor durumu anlatmak için, son çare olarak sokağa inerek, seslerini duyurmaya çalışmaktadır. Herkesin sabrı taşmış durumdadır. İnsanlarımızın ekonomik olarak zor durumda olması, sosyal patlamalara da yol açabilecektir.

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75

banner88

banner110

banner104