Kaybetme korkusu, kazanma arzusundan öndedir...

   Maraş konusu her açıldığında en yoğun tepki Güney’den Rum liderliğinden gelir.

   Avrupa’dan ya da okyanus ötesinden gelen tepkilerde de Güney’in davetlerinin ciddi payı var.

***

   Kıbrıs sorununun tarafları bellidir.

   Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafı ana iki taraftır.

   Türkiye ve Yunanistan, isimlendirme farklılıklarına rağmen iki tarafın anavatanlarıdır.

   KKTC uluslararası tanınmışlığa sahip değil.

   Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti, iki toplumlu kuruluş yapısı bozulmuş olsa da uluslararası tanınmış, BM’ye ve AB’ye üye bir devlettir.

   Buna rağmen Güney’de Yunan Bayrağı sayısı, Kıbrıs Cumhuriyeti bayraklarıyla yarışırdır.

***

   Kıbrıs sorununa çözüm bulma amaçlı görüşmeler devam ediyor.

   Müzakereler, uzlaşı amaçlı görünmekle birlikte bir yargı sürecidir de.

   Devam ettiğine göre, sonuçlanmamış bir davanın haklı ve haksızı, suçlu ya da suçsuzu net değildir.

   Elbette, şu vurgu da yapılmalıdır.

   Kıbrıs sorununda adadaki nüfus oranıyla, suçluluk oranı doğru orantılıdır.

   Yaşananlar dış kaynaklı senaryolarla ilişkilendirilse de oyuncular, Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerdir.

   Daha kalabalık olan taraf Kıbrıslı Rumlar, senaryoların sahnelenmesine engel olabilirdi.

   Engel olmak yerine, Kıbrıslı Türkleri yok sayarak hamle yaptılar.

   1963’te yaşananlarla tekerleğin kendileri lehine döndüğünü varsaydılar.

   1974’te tekerlek ters döndü.

   Kıbrıslı Türkler, zorunluluk olarak taraf oldu.

   Türkiye’nin gücüyle de yeni bir konum elde etti.

***

   Savaşı kazanan Türkiye, savaş sonrasını şekillendiremediği için, Rum tarafı zaman içinde kayıplarını giderdi.

   Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki işgallerini meşruiyet kazanmasını başardılar.

   İki toplumlu düşünmeyi hiç denemediler.

   Al ver sürecine hiç hazır olmadılar.

   Maraş’ı bir gün kendi sınırları içinde görecekleri bir yerleşim alanı olarak gördüler.

   Güzelyurt’a da öyle baktılar.

   Hep alacaklarının hesabını yaptılar.

   1974’ün üzerinden 46 yıl geçti.

   Nasıl ki 1963 -1974 arası, 21 Aralık 1963 sonrasına göre şekillendi. 11 yıl o statüko sürdü.

   1974’ten sonra oluşan bölünmüş yapı, bugüne kadar gelen yapının ana zeminidir.

***

   Rum tarafı karşılıkla kazan – kazan ilkesiyle çözüme hazır olmadığı için çözüme en yakın olunan noktalarda fırsatlar kaçırılıyor.

   Rum tarafı kaybetme korkusunu hiç aklına getirmeden, kazanma arzusunun hesaplarını yapıyor…

   Anastasiadis ve onun gibi düşünenlere, kaybetme korkusunu yaşatmanın yararı olacağından kimsenin kuşkusu olmasın.

   Maraş’ı çepe çevre saran telleri azıcık yukarı kaldırılsın, yollar sokaklar temizlenmeye başlansın ve görün Anastasidis’i…

   Uzlaşmaz politikaların kaybettireceğini, Rum toplumu görsün…

   Anastasiadis, seçmen kaybı yaşadığını görsün…

   Müzakere masasındaki duruşunu yeniden gözden geçirecek.

   Kıbrıs Türk tarafı, bir yolunu bulup, ‘POZİTİF MUZURLUK’ yapmayı becermelidir.

   Barış isteyen herkes bir kenara not etsin… Anastasiadis ve onun gibi düşünenlere, izledikleri politikayla ellerinde gibi görünenlerin aslında ellerinde olmadığını göstermek, ilk algı ne olursa olsun, barışa, çözüme katkı sağlayabilir.

YORUM EKLE

banner75