Kayıt dışı ekonomi

   Kayıt dışı ekonomi, devletten gizlenen, kayda geçirilmeyen/geçirilemeyen ve bu sebeple denetlenemeyen faaliyetler olarak tanımlanabilir. ‘Enformel ekonomi’, ‘illegal ekonomi’, ‘gayri resmi ekonomi’, ‘gizli ekonomi’ diye de adlandırılır.

   Genel olarak kayıt dışı ekonominin, mal ve hizmet üretimine konu olmasına karşılık ekonominin geleneksel ölçüm yöntemleriyle bütünüyle tespit edilemeyen ve GSMH hesaplamalarına yansımayan alanları kapsadığı kabul edilmektedir.

   Kayıt dışı ekonomi, günümüz ekonomilerinin en önemli sorunlarından birisidir. Kayıt dışı ekonominin ortaya çıkmasında ve boyutlarının genişlemesinde rol oynayan faktörler, toplumun ekonomik, mali ve sosyal sisteminin özelliklerinin bütünü tarafından belirlenmektedir.

   Bir ülkede vergi adaletsizliğinin ve vergi oranlarının yüksek olmasının en büyük nedeni, kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınamamasıdır.

   Kayıtlı işletmelere getirilen her yeni yükümlülük, kayıt dışı  ekonominin gelişmesine neden olmaktadır. Kayıt dışılığa yol açan nedenlerin gerekçesi ne olursa olsun sonuç itibariyle bir haksız rekabet söz konusu olmaktadır.    Faaliyetlerini kayıt dışı olarak sürdürenler, faaliyetlerini kayıtlı olarak yürütenlerin -kayıtlı olmaktan dolayı- ödemek durumunda oldukları maliyetleri ödemediklerinden dolayı haksız rekabet avantajı elde etmektedir.

   Kayıt dışı ekonominin olumsuz sonuçları öncelikle çalışma hayatında ortaya çıkmaktadır ve bu durum kayıt dışı istihdamdan kaynaklanmaktadır. Kayıt dışı istihdam, çalışanların gerekli vasıflara sahip olmaması ve asgari yaş haddi (çocuk çalıştırma), asgari ücret, fazla mesai, işyeri standartları, işçi sağlığı ve güvenliği gibi konulardaki düzenlemelere uyulmaması, gerekli sosyal güvenlik, vergi ve diğer fonların eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi anlamındadır.

   Çalışma hayatı ile ilgili olumsuz sonuçlar büyük ölçüde kayıt dışı istihdamdan kaynaklanmaktadır. Ekonomik kriz ve durgunluk dönemleri kayıt dışı istihdama uygun bir zemin yaratmaktadır. Böylesi dönemlerde işsizler, kayıtlı ekonomide bulamadığı istihdam imkanlarını kayıt dışı faaliyetlerde aramaktadır. Bazı işverenler de işçi maliyetlerini düşürmek ve istihdam-üretim açısından esnek davranabilmek için kayıt dışına yönelmektedir. Kayıt dışı faaliyeti girişimciler gözünde ‘meşru’ kılan etkenler arasında rekabet dezavantajı da yer almaktadır. Özellikle küçük işletmeler açısından kayıt dışı alım satım ve kayıt dışı istihdam, maalesef rekabet dezavantajlarını vergi avantajıyla telafi etmenin ‘kaçınılmaz’ bir yolu olarak görülmektedir.

   Evliya Çelebi, on büyük ciltten oluşan ‘Seyahatnamesi’nin birinci cildinde esnafa 200 sayfa ayırır; 57 kümede 1109 esnaf türü sayar. Bunların içinde oyuncular, soytarılar, çeşitli hüner sahipleri, hatta toplum dışı ve suç sayılabilecek uğraşıları bulunanlar da vardır. Böylece her şey kayıt altındadır. Evliya Çelebi esnafı, gezici esnaf ile dükkanı, işyeri olan esnaf diye ikiye ayırır. Bugün sokak satıcıları neredeyse hiç kalmamıştır. Ancak kayıt dışı ekonomi sorun olarak devam etmektedir.

   Ülke ekonomileri için büyük tehdit unsuru oluşturan sahtecilik suçu, Dünya ekonomisinin yüzde 7’sini oluşturmaktadır. Dünyada ilaç, otomotiv, makine yedek parçaları, giyim, yazılım, oyuncak, mücevherat, kredi kartı, kozmetik, bebek mamaları gibi pek çok sektörde sahte ürün üretilmektedir. Bu sahte ürünler, satıldığı ülkenin imajını gelişmiş ülkeler nezdinde zedelemekte ve yabancı yatırımcıların, markaların yatırım yapmasını engellemektedir.

   Perakende sektörünün önündeki en büyük engellerden biri de kayıt dışıdır. Organize perakendeciler vergilerini eksiksiz öderken, geleneksel perakendecilik bu görevini tam olarak yerine getirmediği için devlet büyük zarara uğramaktadır. Türkiye’de alışveriş merkezlerinde kayıtlı çalışanlarının sayısı yüzde 97,7’si, geleneksel mekanlarda yüzde 64, pazar yerlerinde ise yüzde 25,5’tir.

   Kayıt dışı ekonomi, kamunun denetimi dışındaki ekonomik faaliyetler olarak da tanımlanabilir. Batı ülkelerinde, kayıt dışı ekonomi denildiğinde daha çok uyuşturucu ve silah kaçakçılığı gibi yasadışı sektörler akla gelmektedir.

   Gelişmekte olan ülkelerde ise bunlar da dahil olmak üzere kayıt dışı ekonomi daha çok eşya ve hizmet alımlarının belgelendirilememesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bireylerin veya işletmelerin ekonomik faaliyet ve işlemlerini kamunun denetimi dışında tutmasının en önemli nedeni ise vergi kaçırma arzusudur.

   Büyük alışveriş merkezleri ve hipermarketler, kayıt dışı ekonomi ile mücadelede etkin bir araçtır. Büyük alışveriş merkezlerinde satılan mal ve hizmetler, üretim noktasından tüketiciye ulaşana dek, her aşamada kayıt içinde kalarak vergilendirilmekte, burada gerçekleşen alışverişlerde tüketicinin fatura, fiş almasına dair herhangi bir sorun yaşanmamaktadır. Oysa ki, bakkal, kuru temizlemeci, ayakkabı tamircisi gibi küçük esnaf ile kurulan alışveriş ilişkisinde, fatura veya fiş almamak pazarlık konusu yapılmakta, devlet zarara uğramaktadır.

   Kayıt dışı ekonomi ile mücadele konusunda herkes kendisine düşen görevi yerine getirmelidir. Kayıt dışı ekonomi konusunda alınacak önlemler ile sadece ekonomik sistemin iyileştirilmesi değil, çağdaş bir devlet olmanın da gereği yerine getirilmiş olacaktır.

   Özellikle Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde kayıt dışı ekonomiyi minimuma indirme ve rasyonel bir biçimde çözüme ulaştırma konusunda gereken yapılmalıdır. Bu ise ancak ihtiyaçlara cevap verecek yasalara sahip olma, kapsamlı ve etkili bir denetimin yapılabilmesi ile sağlanır.

YORUM EKLE