Kazanma, arzuyla, kaybetme, korkuyla anılır

Akıncı – Anastasiadis buluşmasında KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, güven artırıcı önlemler paketi kapsamında işlev görecek öneriler de götürdü.

Ticari araçların güneye geçişleri, araç sigortalarının ada genelinde geçerli olabilecek poliçeler üzerinde çalışma, Larnaka Havalimanı’na gelip kuzeye geçecek yolculara çıkarılan zorlukların ortadan kalkması, öneriler arasında.

Bu arada Akıncı, Rum üreticilerin kuzeye sattıkları ürünlerde çifte vergi şikayetlerine çözüm olacak rahatlatıcı tedbirler alabileceklerini ama onların da Larnaka’da yaratılan sorunu bertaraf etmelerini istediklerini açıkladı.

Bunlar doğru, barış ve çözüm sürecine yarar sağlayacak adımlar.

Güven artırıcı önlemler, çözümün parçası olacak özellik taşımalıdır.

Aksi halde, mevcut durumun, statükonun, daha da içselleştirilmesine yarar sağlar.

***

Kıbrıs sorununa çözüm arayışında esas taraf konumunda olan Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar, kendi çıkar analizlerini yaparak çözüm modeli tasarlamaktadır.

Ayrı ayrı, çıkar veya kazanım hesabı, tarafların karşı karşıya duruşlarını daha kalıcılaştırır.

Kıbrıs özelinde gereksinim duyulan ayrı çıkar analizleri yerine, ortak çıkar analizinin yapılmasıdır.

Çözüm halinde ayrı ayrı neler kazanılacağından daha etkili ve daha önemli olan birlikte kazanımın, kalıcı ve daha fazla olacağının algılanmasıdır.

Üretim, pazarlama ve tüketim aşamalarında, birliktelik olduğu zaman, o birlikteliğin parçaları kolay kolay çatışma noktasına gelmez.

***

Bunun doğruluğunu en çok piyasa, çarşı bilir.

Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olduğu dönemde yanılmıyorsam 2009 yılında, görüşüp, mülakat yapıştım.

Güney Lefkoşa’daki Cumhurbaşkanlığına gitmeden önce bir esnaf arkadaşla görüşmüştüm.

Hristofyas’la görüşmeye gideceğimi söylediğim zaman, ‘ Benden de selam söyle. Kıbrıs’ta çözüm isteniyorsa, önce karşılıklı alışverişi kolaylaştırsınlar. Karşılıklı kazançla yapılan alışveriş, insanların anlaşmasını kolaylaştırır. Bu söylediklerimi de aktar’ demişti.

Hristofyas’a gittiğim zaman, ilk söylediğim, esnaf arkadaşımın söyledikleriydi.

O görüşmemizin bitiminde Hristofyas, o esnaf arkadaşımıza benim aracılığımla bir hediye sepeti göndermişti.

***

Avrupa, yirminci yüzyılın ilk yarısında iki büyük savaş felaketi olarak birinci ve ikinci dünya savaşlarını yaşadı.

Hem on milyonlarca insan öldü hem de insanların yarattığı değerler yok oldu.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, aklı başında Avrupalı devlet adamları Avrupa'da savaş tehdidinin azalıp, kalıcı bir barışın yollarını aramaya başladı. Akıllara ilk gelen çatışan düşman tarafların ekonomik çıkarlarının, güçlü bağlarının sağlanması oldu. Robert Schuman (Fransa Dışişleri Bakanı), Eski Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri Jean Monnet, bu yaklaşımla bir proje, tasarı hazırladılar. Bu tasarıyla 9 Mayıs 1950’de, Avrupa Devletlerini, kömür ve çelik üretiminde alınan kararları bağımsız ve uluslar üstü bir kuruma devretmeye davet etti. Schuman Planına göre, Avrupa'da bir barışın kurulabilmesi için Fransa ve Almanya arasında yüzyıllardır süregelen çekişmenin son bulması gerekiyordu. Bunun yolu ise, söz konusu kurumun gözetiminde, ortak kömür ve çelik üretimini sağlamak ve bu örgütlenmeyi tüm Avrupa devletlerinin katılımına açık tutmaktı.

‘ Schuman Deklarasyonunun bir sonucu olarak, 1951 yılında, Belçika, Federal Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda'dan oluşan 6 üye ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) kuruldu. Söz konusu Topluluğun Yüksek Otoritesi'nin ilk başkanı ise, Schuman Deklarasyonu'na ilham veren bu fikrin sahibi Jean Monnet oldu. Böylece, savaşın ham maddeleri olan kömür ve çelik, barışın araçları oluyor; dünya tarihinde ilk defa devletler kendi iradeleri ile egemenliklerinin bir kısmını ulus üstü bir kuruma devrediyordu.

Altı üye devlet, 1957'de, işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler. Böylece, kömür ve çeliğin yanı sıra diğer sektörlerde de ekonomik birliği kurmak amacıyla, 1957'de Roma Antlaşması imzalanarak Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kuruldu.’

Avrupa Ekonomik Topluluğu da zaman içinde değişime uğrayarak bugünkü Avrupa Birliği oldu.

***

Kazanma, arzuyla, kaybetme, korkuyla anılır.

Kıbrıs’ta, adada yaşayanları etkileyen çözümsüzlük, dünya barışını tehdit yanıyla da dünya için tehdit kaynağıdır.

Kıbrıs adasının, ekonomik nitelikli zenginliklerini, çıkarlarımızı ortak değerlendirirsen, anlaşmaya, çözüme çok daha kolay ulaşılacaktır.

Günlük hayatta, ekonomik iş birliği, daha büyük ölçekli olarak adamızın çevresinde bulunan doğal gaz zenginliğinde de hayat bulursa, kaybetme korkusu yerine kazanma arzusu hem cebimizi hem de ruhumuzu besleyecek, savaş korkusunu da yerle bir edecektir.

YORUM EKLE