Kibbutzalar, üretkenlik, ve biz !

Toplumsal menfaatten söz etmek için, her şeyden önce toplumsal birlikteliğin sağlanması zorunluluktur.

Özellikle 1974 ve sonrasında, ne üzücüdür ki, toplumdan, topluluğa doğru, süren bir değer erozyonu süreci yaşıyoruz.

Bireysellik, toplumsal düşüncenin önüne geçerken, bunun ekonomik dağılımdaki olumsuz yansımalarını da yaşayarak görüyoruz.

***

1999 yılında, henüz sınır kapıları şimdiki gibi açık değilken, ancak özel izine tabi geçişlerin mümkün olduğu yıllarda,  dönemin KKTC liderliği , “conflict resolution (çatışma çözümü)  çalışma grupları” olarak başlatılan, iki toplumlu toplantıların düzenlendiği ara bölgedeki, Ledra Palace Hotel’e geçişi yasaklamıştı.

Kendim de, o dönem bu toplantılarda aktif olarak yer almaktaydım.

Gerek karşımızdaki, Kıbrıslı Rumları daha iyi tanımak, gerekse bize ve Kıbrıs sorununa bakışlarını anlayabilmek ve ilerisi için, her iki toplumun menfaatine atılacak adımlarda, ne gibi ortak noktalarda uzlaşabileceğimizi daha iyi anlayabilmek için, toplantıların kesintiye uğramasını istemiyorduk.

***

Toplantılar uluslararası akademik çevrelerce de destekleniyordu. Bize konulan geçiş yasağından kısa bir süre sonra, bir sonraki toplantının İsrail’de, Negev Barış ve Gelişim Enstütüsü’nün daveti ile organize edilebileceği bilgisi tarafımıza bildirildi.

Biz Kıbrıslı Türkler, İstanbul üzerinden, aktarma zamanı ile birlikte 5-6 saatte, toplantıya katılabilirken Kıbrıslı Rumlar ise, 35 dakikada İsrail’e vardı.

İsrail’de kaldığımız sürece “Kibbutz” diye adlandırılan, geçmişleri yüz yılı deviren, Sosyalizm ve Siyonizmin, ideolojik temelleri ile harmanlanarak kurulmuş, komün ve kolektif hayatın daha fazla benimsendiği, özel yerleşim alanlarında konakladık.

***

Bir birine benzeyen, bungalow tarzı, yeterli büyüklükte evlerden kurulu, her türlü temel ihtiyacınıza hitap eden, evlerden kurulu Kibbutzların büyüklükleri değişebiliyor. Yüz kişilik olanı da var, beş yüz kişilik olanı da.

Geçmişleri, günümüz İsrail devletinin kuruluşunun gerisine, 1900’lü yılların başına dayanıyor.

Evler ayni, eşyalar ayni, çevre temiz ve düzenli, kısaca herkes için hayat şartları eşit.

İster Doktor olun, isterseniz öğretmen, isterseniz sıradan başka bir meslekten. Geliriniz ortak havuza düşüyor.

Sonrasında, Kibbutz herkese, birey veya aile nüfusunuza göre eşit, adil  maaş dağıtılıyor.

Kalan miktar ise yatırımda değerlendiriliyor.

***

Özetle herkes ortaya bir ortak emel uğruna emek koyarken, şartlar herkes için eşit ve ayni.

Çocuğunuzun, eğitiminden tutun da, sosyal aktivitelere kadar hemen hemen her şey eşitlik temelinde mevcut ve Kibbutz tarafından karşılanıyor.

Günü geldiğinde, çocuğunuz, eğilim ve başarısına göre, yurt içi ve yurt dışında eğitim alacaksa, masrafları yine Kibbutz karşılıyor.

Ortak amaç güçlü bir “Kibbutz” yanında, kolektif ve refah bir yaşam süren topluluk.

***

İsrail genelinde toplamda 270 civarında Kibbutz var. Toplam Kibbuzlarda yaşayan sayısı ise 130 bin civarı.

Her Kibbutz, bir biriyle temel felsefesi ayni olsa da, birbirlerinden tamamen bağımsız. Genelde, tarım ve ziraat verimliliği üzerine yoğun çalışıyorlar.

Bunun dışında da, her alanda yatırımları var.

Örneğin; “Sasa Kibbutzu”; nüfusu 405, yatırım alanı, zırhlı araç imalatı, 1985’te kurulan Kibbutzun, yaşam alanı İsrail’de olsa da, yatırımlarını yurt dışına taşımış ve milyarlarca dolarlık anlaşmalara imza atmış, 100 aileye ait bir uluslararası şirket.

***

Bugün için, İsrail nüfusu 8,500,000 (sekiz buçuk milyon) kişi civarında. Ülke genelindeki 270 civarı Kibbutz nüfusu ise yüz otuz bin(130,000) kişi civarı.

İlginç olan ise Kibbutz nüfusunun toplam nüfusa oranı yaklaşık yüzde iki olmasına rağmen, toplam İsrail endüstrisinin yüzde 9’una denk gelen, 8 milyar dolarlık üretim payının yanında, toplam ülke ziraat üretiminin yüzde 40’ına denk gelen 1.7 milyar dolarlık payları.

***

Özünde, kolektif  koperatifçiliği içinde barındıran bir zihniyetle yönetilen Kibbutzlar, doğru yöntemlerle verimliliğin nasıl yükseltilebileceği konusunda ,dünyada büyük ihtimalle, en iyi örneklerin başında gelmektedir.

Gördüğüm, tecrübe ettiğim ve okuduklarımdan sonra, Kibbutzlardaki yaşam biçiminin, kişisel egolardan arınmış ve eşitlikçi tarafı yanında üretkenlikteki verimliliği, kimilerinin hayal olarak gördüklerinin, vücut bulmuş ispatı olarak aklımda duruyor.

Kibbutzlarla en yakın benzerlik, bizde dağılıp, neredeyse yok olmuş Kooperatifçilik.

Kooperatifçiliğin, içinde kolektivizmi barındırması açısından, her toplumun geleceği için önemi büyüktür.

Bizde ise günden güne yok olmakta.

Unutulmamalıdır ki, bireysellik, bireylerin geleceğini, kolektif düşünce ise toplumun geleceğini belirler.

Toplumsal bağların gücü ne kadar yüksek ve sağlam ise, toplumsal başarı da, toplumsal menfaat da, toplumsal mutluluğun da, ayni oranda yüksek olması kaçınılmazdır.

Kolektif hareket için, öncelikli gereklilik ise birliktelik.

Geriye kalan, üretkenlik ve başarı ise, kendiliğinden gelir.

Bugünün son sözü de ünlü sanayici ve seri üretimin öncülerinden olan Henry Ford’dan ‘Bir araya gelebilmek ilk adımdır, bir arada kalmak ise gelişim, bir arada çalışmak ise başarıdır.’

YORUM EKLE

banner111

banner34

banner75