Atlantis’in bulunan parçası Bahama adaları

banner37

banner87
Atlantis’in bulunan  parçası Bahama adaları
banner90
banner99

Münevver Nizam Kahvecisoy

   Platon, Herkül Sütunlarını (Cebelitarık) geçtikten sonra denizin ortasındaki gizemli ve kadim bir uygarlıktan bahseder. Ayrıca bu uygarlığın bir gecede okyanusun derin, karanlık sularına gömülmesinden... Belki bir efsane belki de hiç bir zaman tam olarak anlaşılamayacak bir gerçek. Binlerce yıl birçok insanı ve kültürü etkilemiş, dünyanın derin denizlerinin dibinde, kayıp kültürlerde izleri aranmış. En nihayetinde Bahamalarda bu halkaya eklenmiş.

   Bahamalar, yakın döneme kadar Birleşik Krallık yönetiminde kalmış, bir ucu Küba’ya, bir ucu Amerika Birleşik Devletleri’ne dokunan, güler yüzlü insanları, palmiye ağaçları ile örtülü sarı kum ve turkuaz mavisi denizi ile çevirili büyük ve küçük binlerce adaya ev sahipliği yapıyor.


   Karayipler’in üzüm salkımı gibi okyanusa yayılan adalar topluluğuna gezimiz başkent Nassau Havalimanı’na indiğimizde başladı. Havalimanının içersinde yüzlerce tanıtım broşürü arasından en çok ilgimizi çekeni alıp, otobüse binerek önceden ayarladığımız otelimize doğru yol aldık. Belki tamamen şans olacak, oldukça uygun fiyata tuttuğumuz yer üç katlı bir villaydı ve karşısı mavinin her tonunun geçit töreni gibi önümüzden dönerek geçtiği okyanus.
   Otelin şehrin biraz dışında olmasına aldırmayarak, tanıdık otobüslere binip başkente doğru yol aldık. Nassau küçük ve buram buram turizm kokan bir şehir. Orada bulunduğumuz anda iki büyük cruise gemisinden boşalan turistler, şehri ikindi vaktine kadar talan ettikten sonra geri gemilerine çekildiğinde, sokaklarında gezip dolaşacak alanlar kaldı.


   Nassau’da birçok hediyelik dükkan bulunmakta. Biraz pazarlıkla alabileceğinizin gerçekten sınırı yok. Şehir sevmeyen bizler için pek görkemli bir yer olmasa da, Paradise Adası’ndaki dev Atlantis Oteli görmek gerçekten burada yapılacaklar şeyler arasında. Otel adaya tamamen hakim ve devasa büyüklükte. İçerisi tamamen adına uygun Atlantis teması ile döşenmiş ve düzenlenmiş. Su parkları, kumsalı ve otelin diğer yerleri mutlaka gezilmeli.
   Bahama Adaları’ndaki ilk gecemizde, devasa bir su kütlesinin kıyısında olduğumuzu hissettiren beyaz köpüklü dalgaların seslerini dinleyerek ve bu adaların meşhur içkisi olan Bahama Mama içerek günü sonlandırdık.


   Ertesi gün Blue Lagoon Adası’na doğru yola çıktık. Tur teknemiz gayet kalabalık ve gürültülü, etrafımız modern yapılarla donanmış olsa da vahşi doğa mutlaka bir delikten çıkıp kendisini hissettiriyor. Blue Lagoon Adası ana adadan yaklaşık 5 km uzaklıkta bulunan, vahşi görünüme sahip küçük bir kara parçası. Üzeri tamamen sarı kumlar ve serseri palmiyelerle çevrili. Ana adadan bir kaçış noktası gibi duruyor. Her gün birçok ziyaretçiyi ağırladığından, adada bir çok aktivite merkezi ve eğlence sunulmakta.
   Ilık rüzgarların, yanı başımızdan eksik olmadığı adada denize girip, palmiyelerin altında dinlenmek var olan bütün sıkıntıları vücudunuzdan söküp götürdü. Ayrıca okyanusun ufkundan, mavi kütlenin sonsuzluğuna bakmak insanı tamamen dinginleştiriyor.
   Günün neredeyse tamamı bu ada üzerinde geçti. Akşam üzeri güneş yavaşça veda ederken, gezimiz de tamamlandı ve ana adaya döndük. Burada meşhur olan Arawak Cay bölgesine gittik. Ada ülkesi olduğu düşünüldüğünde balık restoranlarının çokluğu gayet normal. Burası Fish Fry ile meşhur. Bununla birlikte kabuklu deniz ürünleri ile bir çok lezzetli yiyeceği buradaki yerel ve rengarenk lokantalarda tadabilirsiniz.
   Son günümüzün gecesini Arawak Cay’da geçirdikten sonra okyanusa kıyı otelimizin yolunu tuttuk. Mavi okyanus, sarı kum ve yeşil palmiyelerin arasında, cennetin ve Atlantis’in bir parçasını taşıyan adalara candan bir hoşçakal dedik.

  Gezmeyle kalın.


  
  

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner75

banner108