Bir devrin doğduğu şehir: SantaClara

banner37

Bir devrin doğduğu şehir: SantaClara
banner90

Münevver Nizam Kahvecisoy

Küba devrim tarihinin belki de en önemli şehri olan SantaClara, Küba’nın orta yerinde anlı açık ve tüm gururu ile saçlarını rüzgarda sallandırarak hem başlangıçların hem de son durakların olduğu istasyonda ziyaretçilerini karşılıyor.

Her ne kadar Küba’nın diğer şehirleri gibi göz alıcı güzelliğe sahip olmasa da, Che Guevara’nın Fulgenico Batista hükümetini devirdiği ve günümüzde açık hava müzesi olan, Tren Blindado ile Küba devriminin belki de dünyanın en çok tanınan insanlarından olan Ernesto “Che” Guevara’nın muhteşem anıt mezarı bu şehri ziyaret etmek için haklı gerekçeler ortaya koyuyor.

SantaClara, Park Vidal ile koloniyel dönemden kalma anıtsal binaların çevrelediği bir alanın etrafında genişleyen sakin bir şehir. Eski binaların çevrelediği, ıssız yolları, köhne olsa da güler yüzleri ile pencere ve kapı aralarından meraklı bakışlarla gelen geçeni izleyen insanları ile zamanın kayıp bir sayfasını gösteriyor.

SantaClara’nın iki kalbi var; bir tanesi, 1950’li yıllarda Küba devrim hareketini Batista’ya karşı yürüten savaşçıların, Batista askerlerini taşıyan treni raylardan çıkarıp bozguna uğrattıkları Toma del Tren Blindado açık hava müzesi ki buraya geldiğinizde, Küba devriminin heyecanlı yıllarını bire bir içimizde hissettik. Açık hava müzesinde, treni raydan çıkaran dozer ile trenin lokomotifleri ile yaklaşık Che Guevara’nın emri altında bulunan 18 gerillaya karşı savaşan 400 askerin çarpışmalarından kalan bazı eserler var. Burası öyle önemli ki SantaClara ele geçirildikten kısa bir süre sonra Batista ülkeyi terk etmiş ve devrim gerçekleşmişti.

Eti ve kanı ile karşımızda duran Küba devriminin dönüm noktası müzesini dolaşırken, Che Guevara’yı çarpışmaları yönetirken neredeyse duyabilecek bir durumda oluyorsunuz. Tüm halk devrimini ve tarihini hem sahiplenip hem de önemsiyor.

SantaClara Tren Blindado müzesinin biraz daha uzağında Comite Provincial binasının önünde muhteşem bir işçiliğe sahip Che Guevara heykeli görülmeden geçilmesi gerekiyor. Bir de devrim öncesinde silahların saklandığı Loma Del Capiro’yu. (Capiro Tepesi)

SantaClara’da her yol sizi Ernesto Che Guevara’nın anıt mezarına çıkarır ki bu SantaClara’nın ikinci kalbidir. Anıt mezara doğru yol alırken kulağınıza Hasta Siempre’nin sözleri çalınır.

Bu anıt mezar 1967 yılında Bolivya dağlarında öldürülen Che Guevara’nın 1997 yılında çarpıştığı şehre getirilerek defnedilmesi ile yapıldı. Sadece kendisi de değil, 38 yoldaşı ile burada yatmaktadır. Geniş bir alan üzerine kurulu olan anıt mezar, gösterişli olmasa da dünya tarihinde bıraktığı derin izler bakımından son derece önemlidir. Yüksek bir platform üzerine tunç devasa heykeli ile üzerinde yazan “Hasta La Victoria Siempre” cümlesi ile Fidel Castro’ya yazdığı mektubun sözlerinin bulunduğu bu alan ne kadar özel bir yerde olduğumuzu bize hissettirdi. Özellikle mezar odasına fotoğraf makinesi, cep telefonu, video gibi cihazların girişi kesinlikle yasaktır. Güvenliğin çok sıkı olduğu bu oda da sadece mezar odasını görmenize izin vermektedirler.

Bu baş döndürücü ziyaretlerden sonra yine Park Vidal’in kuş cıvıltıları ile dolu caddelerine döndük. Gece olması dolayısı ile evlerinden buralara boşalan SantaClara halkı her bir bank ve oturulacak her alan üzerinde koyu sohbetlere daldı. Her bir grubu izlemek gerçekten zevkliydi. Sokakların hareketliliği gece geç saatlere kadar devam etti. Park Vidalin etrafında bulunan restoranlardan yayılan Küba ezgileri ile tek tük geçen klasik arabaların gürültüleri bir birbirine karışırken, yıldızların parlak ışıkları altında SantaClara gezimizi tamamladık.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner107

banner108